TarihçeTürk Edebiyatı, Sanatı ve Toplum Hayatına Yön Verenler

 

Türk Edebiyatı, Sanatı ve Toplum Hayatına Yön Veren Millî Eğitim Denetçilerimiz

 

Selim Sırrı TARCAN

1931'de Başmüfettiş olan Selim Sırrı, 1935 yılında Ordu Milletvekili seçildi, ilk Milli Olimpiyat Komitesi'ni kurdu. I. Dünya Savaşı nedeniyle 1918'de IOC üyeliğinden çıkarılan Türkiye'nin Milli Olimpiyat Komitesi dağıldı. 1922'de Selim Sırrı'nın çabalarıyla Türkiye Milli Olimpiyat Cemiyeti tekrar kuruldu ve komitenin başkanlığına seçildi.

Yaşamı boyunca 58 kitap, 2500 makale ve yine pek çoğu spor konusunda 1520 konferans vererek erişilmesi güç bir rekora ulaştı.



Ali Canip YÖNTEM



Giresun Milli Eğitim Müdürü iken 1923 tarihinde Bakanlık Müfettişi oldu. 1934 yılında Ordu milletvekili seçildi.

20. yüzyıl şair ve yazarlarından olan Ali Canip Yöntem edebiyata şiirle başladı. Kısa bir süre sonra Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp ile birlikte Millî Edebiyat akımına katıldı. Ömer Seyfettin ile 1911 yılında Genç Kalemler adlı dergiyi çıkardı. İnceleme ve araştırma yazılarıyla Halka Doğru, Yeni Mecmua, Güneş, Çınaraltı, İstanbul dergilerinde ilgi çeken görüşlerini sergiledi. 1934 ve 1961 yıllarında parlamentoda görev yaptı. “ Kokulu Çam, Savaş Türküleri, Ağaç Orman Atasözleri ve Açıklamaları, Çocuklara Tabiat Hikayeleri, İçel Dağlarından, İstiklâl Marşı Bilgisi” eserleri vardır.


Hasan Ali YÜCEL


Galatasaray Lisesi Öğretmeni iken 1927 yılında Bakanlık Müfettişi oldu. Bir grup meslektaşıyla Muallimler Birliği ve Türk Ocağını kurdu. 1930'da Maarif Vekili Cemal Hüsnü (Toray), kendisini araştırma ve inceleme göreviyle Paris'e gönderdi. 1930'un sonunda, geniş bir inceleme ve araştırma dosyasıyla Türkiye'ye döndü. 1936'da bu incelemesini "Fransa'da Kültür İşleri" adıyla yayınladı. 1931 yılında inceleme ve denetleme yapmak için Atatürk ile birlikte 3 ay sürecek bir yurt gezisine çıktı. 1932'de Türk Dili Tetkik Cemiyeti kuruldu. Hasan-Âli, Cemiyet'in Etimoloji Kolu Başkanlığına getirildi.

1934'te İzmir Milletvekili olarak Meclise girdi. 1938'de, Hasan-Âli Yücel, Celal Bayar kabinesinde Maarif Vekili oldu. Hasan Âli Yücel, 1945'te Londra'da 43 ülkenin katıldığı UNESCO toplantısında ülkemizi temsil etti. O'nun döneminde, Ankara Fen Fakültesi (1943), İstanbul Teknik Üniversitesi (1944.) ve Ankara Tıp Fakültesi (1945) kuruldu. Dört yıl gibi bir hazırlıktan sonra, 15 Haziran 1946'da 4936 sayılı Üniversiteler Yasası çıkarıldı. Hasan-Âli Yücel, 5 Ağustos 1946'da 7 yıl ve 7 ay sürdürdüğü Millî Eğitim Bakanlığı görevinden istifa etti. İstifasından sonra gazetecilik görevine dönen Yücel, dönemin etkin gazetelerinden Ulus'ta yazılar yayınladı. 1950-1960 arası Cumhuriyet'te "Köşemden" başlığı altında yazılar yazdı, Kıbrıs ve İngiltere gezilerinden sonra izlenimlerini, düşüncelerini "Kıbrıs Mektupları" ve "İngiltere Mektupları" adıyla yayınladı. Bir süre (1956'dan itibaren) İş Bankası Yayın İşlerini yönetti.

Şair oğlu Can Yücel'in kendisine ithaf ettiği ünlü şiiri;

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

bilmezdi ki oturduğumuz semti
geldi mi de gidici - hep , hep acele işi
çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
atlastan bakardım nereye gitti
öyle öyle ezber ettim gurbeti

sevinçten uçardım hasta oldum mu,
kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a
bi helallaşmak ister elbet , diğ'mi oğluyla!
tifoyken başardım bu aşk oy'nunu,
ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

en son teftişine çıkana değin
koştururken ardından o uçmaktaki devin,
daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
açıldı nefesim, fikrim, canevim
hayatta ben en çok babamı sevdim.



Reşat Nuri GÜNTEKİN



1931 yılında Bakanlık Müfettişi oldu.1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1947'de, Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. 1950'de UNESCO Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Emekliliğinde bir süre İstanbul Şehir Tiyatroları edebi heyeti üyeliği yaptı.

Yazar, müfettişlik görevi ile Anadolu'da gezdiği için Anadolu insanını yakından tanıma imkanı buldu. “Anadolu Notları” görevi sebebiyle gezip gördüğü Anadolu'yu ve Anadolu insanını anlatan Cumhuriyet Dönemi Edebiyatının ilk gezi türü olması bakımından çok önemlidir. Romanlarında kullandığı dil ve anlatım oldukça yalın, dialogları canlıdır. Yazdığı, çevirdiği, kitap biçimine girmiş veya dergi, gazete sayfalarında, tiyatro repertuvarlarında kalmış eserlerinin toplamı yüzü bulur. Bunlar arasında Çalıkuşu, Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi, Acımak, Damga, Kızılcık Dalları, Eski Hastalık, Miskinler Tekkesi, Anadolu Notları I-II, Yaprak Dökümü, Ateş Gecesi, Bir Kadın Düşmanı, Gökyüzü, Değirmen, Yeşil Gece, Olağan İşler, Gizli El, Harabelerin Çiçeği, Sönmüş Yıldızlar, Tanrı Misafiri, Kan Davası, Kavak Yelleri, Leyla ile Mecnun, Son Sığınak, piyesleri: Hançer, Hülleci, Çalıkuşu (N.Cumalı), Bir Köy Öğretmeni, Balıkesir Muhasebecisi, Eski Şarkı, Tanrı Dağı Ziyafeti, Yaprak Dökümü piyesleridir. Tercümeleri ise: Hz. Muhammed' in Hayatı (Emil Dergmenheim ), Kahramanlar ( Carlyl ), Don Kişot ( Cervantes ), Yabancı, Atlı Adam, Bir Fakir Delikanlı, La Dam O Kamelya (A. Dumas Fils), Evham, Hakikat (Emil Zolda), İtiraflar (J. J. Rousseau) bulunmaktadır.
Müfettiş Yazar Reşat Nuri GÜNTEKİN'in müfettişlik yıllarında gezdiği Anadolu şehirlerindeki gözlemlerini kaleme aldığı en ünlü eserlerinden biri olan“Anadolu Notları”ndan Seçilmiş Bölümler;
….
Bilmediğim memleketlere giderken ufak bir tahkikat yapmak âdetimdir. İlk sualim daima: «Otel var mı?» olur. Buna uygun bir cevap alırsam keyfim yolundadır. Lokanta, su ve saire hakkında izahatı hemen hemen hatır için dinlerim.

Yiyecek, içecek nasıl olsa temin edilir. Şehir suyunu beğenmiyorsanız çantanızda elbette ihtiyat bir madensuyu şişesi vardır. Bunu ihmal ederek yerine yazı makinesi ve saire gibi lüzumsuz bir yük almışsanız kabahat sizdedir. Olmazsa eczaneye adam göndererek, yıllanmış, bir maden suyu şişesi getirtmek de pekâlâ mümkündür. Yahut da çay ibriğinde iki bardak su kaynattığınız gibi mesele kalmamıştır.

Yiyecek ciheti de aşağı yukarı öyledir. Kasabaya akşam ezanından sonra varır da lokanta ve dükkânları kapanmış bulursanız elinizi piyango çeker gibi çantanıza daldırın, orada daima biraz ekmek, simit, peynir, bir iki elma, hatta bir yalancı dolma kutusu çıktığını göreceksiniz.

Simit veya peynirin sarılı bulundukları kâğıdı yırtarak çantada nasılsa kendilerine komşu düşmüş bir terlik veya kundura ile ihtilâtından şüpheli iseniz bunları ispirtoda yakarak fennî bir temizlik temin etmek daima elinizdedir... Farzımuhal bunu da bulamazsanız gene korku yoktur. Gerçi yatağınızda sık sık uyanır ve sağa sola fazlaca dönersiniz. Fakat ertesi sabah sağ salim ayağa kalkacağınıza hiç şüphe etmeyin.
*****

Seyahat günlerimin bir ânı vardır ki yalnız o dakikada kendimi itiyadlarının esiri bir insan, ne kadar uğraşsa ıslah olmıyacak bir aristokrat görür, ümitsizliğe düşerim: Otelde yabancı bir yatağın yabancı yastığına baş koymağa hazırlandığım dakika.Yatak istediği kadar yeni, örtüler istediği kadar temiz olabilir. Fakat ben bir yara, yahut ur üzerine yatıyormuşum gibi bir tiksinti duymaktan bir türlü kendimi alamam.

Bu cinnetimi bilenlerden bana beraberimde yatak ve yorgan çarşafı taşımayı tavsiye edenler olmuştur. Birinci gece için âlâ. Fakat ikinci gece ne yapacak, çarşafın tersi yüzüne gelmediğinden nasıl emin olacaksınız? Her gece bir ayrı çarşaf kullanmak meselesine gelince, bunun için bohçacı kadınlar gibi peşiniz sıra bir denk gezdirmeniz lâzımdır.

Otel odacıları sizin cinsten müşterilerin titizliğine alışıktırlar. Bir kısmı siz daha ağzınızı açmadan ne söyliyeceğinizi bilirler, «Merak etmeyin, şimdi yatağınızı değiştiririm» diye gülümserler. Hakikaten de gözünüzün önünde çarşaflarınızı kollarına alıp içeri odaya giderler ve biraz sonra yeni bir takımla geri dönerler.

Yalnız size gelen yeni çarşafların başka bir odanın aynı vaziyetteki yatağından çıkarılmadığına nasıl kendinizi inandıracaksınız? İhtimal ki iki dakika evvel sizden alınan çarşafla da şimdi içerde başka titiz bir müşterinin gönlü hoş ediliyordur.

 


Sabahattin Rahmi EYÜBOĞLU



İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Garp Edebiyatı Doçenti iken 1934 yılında Bakanlık Müfettişi, 1949 yılında Talim Terbiye Kurulu üyesi oldu.

Deneme ve eleştiri yazarı, sanat tarihçisi, çevirmen olarak Türk kültürünün kökenlerine ve sorunlarına eğilen yazılarıyla çağdaşlarını ve kendisinden sonra gelen kuşakları etkiledi. Eyüboğlu Eski Anadolu uygarlığı konusunda 11 tane belgesel film yaptı. Bu dizinin ilk filmi olan Hitit Güneşi 1956'da Berlin Film Şenliği'nde ikinci oldu. Eyüboğlu 1966'da Sinematek'in kurucuları arasında yer aldı. Çeviri alanında ise Fransız,İngiliz, Rus, Yunan ve Latin edebiyatından birçok klasik yapıtı çevirerek önemli bir boşluğu doldurdu. Mavi ile Kara (1960) adlı denemeler kitabıyla Ataç Armağanı'nını, M. Ali Cimcoz'la birlikte yaptığı Platon'un “Devlet” çevirisiyle1959'da Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü'nü kazandı. Ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun ağabeyidir.


Necmettin Halil ONAN



İzmir Kız Lisesi Müdürü iken 1939 tarihinde bakanlık Müfettişi oldu. Aruz ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde aşk, doğa ve ulusal duyguları işledi. Gelibolu'da, Kilitbahir'in yukarısındaki yamaçtaki Dur Yolcu Anıtı'ndaki şiir Türk şairi Necmettin Halil Onan tarafından yazıldı.

Bir Yolcuya
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
...


Vasfi Mahir KOCATÜRK



Haydarpaşa Lisesi Öğretmeni iken 1948 yılında Bakanlık Müfettişi oldu. 1950 yılında Milletvekili seçildi. Yedi Meşale Topluluğu üyeleri arasına girdi. Önce epik şiirler yazdı. Daha sonra hece ölçüsüyle, âşık tarzı şiire yöneldi. Kahramanlık, fedakârlık, milli duygular, vatan ve millet sevgisi gibi temaları işledi. Manzum oyunlar, çocuk hikâyeleri, antolojileri ve edebiyat araştırmaları da vardır.


 

Ahmet Kutsi TECER



Hasanoğlan Köy Enstitüsü öğretmeni iken 1949 da Bakanlık Müfettişliği görevine başladı. Fransa Bölgesi Öğrenci Müfettişliği ve Kültür Ateşeliği görevinde bulundu.
1950'de Unesco Merkez Yönetim Kurulu üyeliğine getirildi. Türkiye'ye döndükten sonra, emekli oldu.Tecer edebiyata şiirle başladı, şiirlerini 1932'de Şiirler adlı kitabında topladı. Bu kitabın yayınından sonra yazdıkları yalnızca dergilerde kaldı.Şiirlerini hece ölçüsüyle yazdı. Daha sonra başladığı oyun yazarlığında da milli değerlere önem vermiştir. İlk ve en önemli oyunu Köşebaşı'nda Batı'ya özenenleri eleştirdi. Çoğunluğu dergilerde olmak üzere Halk edebiyatı ve folklor konularında çeşitli incelemeleri vardır. Folklor araştırma çalışmaları için gezdiği Anadolu'da Âşık Veysel'i 1931 yılında gerçekleştirilen Aşıklar Bayramında keşfederek Halk Edebiyatımıza kazandırdı.

“Orda bir köy var uzakta,
O köy bizim köyümüzdür.
Gezmesek de, tozmasak da
O köy bizim köyümüzdür”

şiiri çocuk şarkısı olarak bestelenmiştir.



Orhan Şaik GÖKYAY



Galatasaray Lisesi Edebiyat Öğretmeni iken 1951 de Bakanlık Müfettişi oldu. İngiltere bölgesi Öğrenci müfettişliği ve Kültür Ateşeliğinde görevlendirildi.1954 tarihinde İstanbul Eğitim Enstitüsü Öğretmenliğine atandı.

Edebiyat araştırmalarıyla ve özellikle de “Bu Vatan Kimin” adlı şiiriyle tanındı.

“Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıra dağlar gibi duranlarındır.
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir... “

Şiirlerini “Bu Vatan Kimin” adlı kitapta topladı. Emekli olduktan sonra da eğitim ve öğretimden kopmadı. Eğitim Enstitüsünde, Marmara ve Mimar Sinan Üniversitelerinde ders verdi. 1989'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından kendisine fahri doktorluk unvanı verildi. Değerli kitaplardan oluşan kütüphanesini Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezine bağışladı. Yetmiş yıllık öğretmenlik hayatında binlerce öğrenci yetiştirdi. 1994 yılında öldü. Dede Korkut,Dedem Korkut'un Kitabı, Katip Çelebi'den Seçmeler, Destursuz Bağa Girenler adlı eserleri vardır.

 


Cahit (Erencan) KÜLEBİ



Ankara Gazi Lisesi Öğretmeni iken 1956 yılında Bakanlık Müfettişi, 1960-1964 yılları arasında İsviçre Bölgesi Öğrenci Müfettişi ve Kültür Ateşesi, 1966 yılında Başmüfettiş oldu. 1969 yılında Kültür Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcılığına atandı. 1971 yılında Teftiş Kuruluna dönerek, 1973 yılında emekliye ayrıldı.

Türk Dil Kurumu genel yazmanı olarak çalıştı. Başlıca şiir kitapları arasında; “Biri, Rüzgâr, Yeşeren Otlar, Sıkıntı ve Umut, Bütün Şiirler” sayılabilir.

SİVAS YOLLARINDA
Sivas yollarında geceleri
Katar katar kağnılar gider

Tekerleri meşeden.
Ağız dil vermeyen köylüler
Odun mu, tuz mu, hasta mı götürürler?
Ağır ağır kağnılar gider
Sivas yollarında geceleri.
Ne, yıldızlar kaynaşır gökyüzünde,
Ne, sevdayla dolup taşar gönüller,
Bir rüzgar eser ki, bıçak gibi
El ayak şişer.
Sivas yollarında geceleri
Ağır ağır kağnılar gider

 


Adnan ÖTÜKEN



Milli Kütüphane müdürü iken 1957 yılında Bakanlık Müfettişi oldu. Almanya Bölgesi Öğrenci Müfettişliği ve Ateşeliği görevlerinde bulundu. 1960 yılında Milli Kütüphane Müdürlüğü görevine döndü.

Kütüphanecilik, Türk Kültürü ve Türk Edebiyatı konularında 27 kitabı ve değişik yayın organlarında birçok ilmî makale, ansiklopedi maddesi yazıları ve üç şiir kitabı yayımlandı.Birçok yüksek lisans ve doktora tezi yönetti.Ayrıca Nevid Kodallı tarafından bestelenen Cumhuriyetin 60. Yılı Marşı, Hikmet Şimşek tarafından bestelenen Gülhane Tıp Akademisi Marşı ve Gazi Üniversitesi Marşının güftelerini de yazdı.


 

Beşir GÖĞÜŞ



Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Okulları Genel Müdür Yardımcısı iken 1964 yılında Başmüfettiş oldu. Edebiyat eleştirmenidir. 1999 Marmara Depremi sırasında yıkıntı altında kalarak yaşamını yitirdi. Dil Derneği'nin kurucu üyesi, Dilci, Eğitimci Beşir Göğüş'ün Dil Devrimine, Türkçenin eğitim ve öğretimine verdiği emeği unutturmamak, kişiliğini ve düşüncelerini gelecek kuşaklara aktarmak için Göğüş Ailesi ile Dil Derneği tarafından “Dil Derneği Beşir Göğüş Türk Dili ve Eğitimini Geliştirme Ödülü” düzenlenmektedir.

 


Coşkun ERTEPINAR



Milli Eğitim Bakanlığı Halk Eğitimi Genel Müdürü iken 1970 yılında Bakanlık müfettişi oldu. Günümüz şairlerinden olan Coşkun Ertepınar'ın ilk şiiri 1930'da Muhit dergisinde D.Münir imzası ile çıktı. Geleneğin çizgisinde şiir yazdı. Dönülmez Zaman İçinde, Tek Adam, Kaderden Yana, Mevsimlerin Ötesinde, Güzel Dünya, Şu Dağlar Bizim Dağlar, Zaman Bahçesinde, Destan Atatürk, Dorukta Rüzgar Var, Sevginin Yedi Rengi, Yunus Bahçesinde Açan Gül, Küçük Dünyamın İçinden, Çocuklar ve Papatya, Bir Politikacının Anıları Refik Koraltan, Şiir İkliminde Bir Ömur, Şiir Dünyasındaki Yerim Üzerine... eserleri arasındadır.