Ticaret Yapma
1-
Limited şirket ortağı olmanın
ticaretle uğraşmak sayılmayacağı, bu nedenle 657 sayılı Kanunun 12/D-h maddesine
göre disiplin cezası verilemeyeceği hakkında. (Danıştay 12. Daire, E:2002/3538,
K:2003/1197, T:28.04.2003)
2-
Limited
şirket ortağı olmanın ticaretle uğraşmak sayılmayacağı, bu nedenle 657 sayılı
Kanunun 12/D-h maddesine göre disiplin cezası verilemeyeceği hakkında. (Danıştay 12. Daire, E:2002/3538,
K:2003/1197, T:28.04.2003)
3-
Hastanede şef yardımcısı
olarak görev yapan davacının limitet şirket kurarak şirket müdürlüğünü
üstlenmeleri nedeniyle 657 sayılı Kanunun 125/D-h maddesi uyarınca
cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı
Doktorluk mesleği yanında ticari faaliyet yürütülmesi devlet
memurları yasasına aykırı olduğundan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası
verilmesi hukuka uygundur.
İstemin Özeti: ... Onkoloji Hastanesi Radyasyon Onkoloji
Kliniği Şef Yardımcısı olan davacının ... Onkoloji
Merkezi Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. kurarak 5 yıl süreyle şirket müdürlüğünü üstlenmesi
nedeniyle 657 sayılı Yasanın 12/D-h maddesi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin
durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin davalı idare işleminin
iptali istemiyle açılan davada; dosyanın incelenmesinden davacının kendi adına
doktorluk mesleğinin icrası dışında ticari faaliyetle iştigal ettiği
anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle
davayı reddeden Ankara 10. İdare Mahkemesinin 28.12.1995 gün ve 1708 sayılı
Kararının; davacının 1219 sayılı Yasa kapsamında hizmet verdiği, cezada
zamanaşımı sözkonusu olduğu öne sürülerek 2577 sayılı
Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek
bozulması istemidir.
Danıştay Tetkik Hakimi A.S.`nin Düşüncesi: İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı T.K.`nin Düşüncesi:
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine
uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler
karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare
mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince
işin gereği görüşüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların
temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare mahkemesince verilen
kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir
neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA,
18.02.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
(Danıştay 8.Daire E:1996/2509
K:1999/551 DD:101 Sayfa:606 18.2.1999)
4-
…Dışarıdan mesleğiyle ilgili faaliyette bulunan
teknik personele disiplin cezası uygulanması yerindedir. Devlet daire ve
müesseselerinde görev alan mühendis, ve mimarların hariçte, kendi meslekleri
ile ilgili faaliyette bulunmaları 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık
Hakkındaki Kanunun 9'uncu maddesi ile men edilmiştir. Hadisede, davacının
arkadaşlık saikiyle de olsa özel bir şahsa ait
projesinin statik hesaplarını yaptığı ve bayındırlık müdürlüğünden ücret alan
bir elemanı kontrolörlüğünü yaptığı inşaatta çalıştırdığı dava ve işlem
dosyasının tetkikinden anlaşılmakla, Bakanlık Disiplin Komisyonunda davacı
hakkında uygulanan işlemde mevzuata aykırılık görülmediğinden mesnedi
bulunmayan davanın reddine (D. 12. D., E:1967/1022; K:1968/1791).
5-
…Memurların kazanç getirici faaliyette bulunmaları, haklarında
disiplin kovuşturması yapılmasını gerektirir bir disiplin suçudur..... (D.2.D., E:977/957, K:1978/795)
6-
…Polis memuru olan davacıya, babasının
adına kayıtlı ticari otoyu bir şoförün çalıştırıp hasılatı
kendisine teslim ettiği, davacının boş zamanlarında bu otoyu kullandığı anlaşılmakta
ise de, bu hallerin Türk Ticaret Kanununun 16'ncı ve 17'nci maddelerinde
belirlenen tacir ve esnaf tanımı kapsamında bulunmadığından meslekten çıkarma cezası
verilmesinin yerinde olmadığı Hk. Polis memuru olan davacı,
boş zamanlarında ticari kazanç getirici faaliyette bulunması nedeniyle Emniyet
Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinin 29. bendi uyarınca Emniyet Genel
Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 17.12.1985 tarihinde Bakan tarafından
onanan 5.12.1985 günlü ve 473 sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile
cezalandırılmış, bu işlemin iptali istemiyle açılan davayı, Diyarbakır İdare
Mahkemesi 23.10.1986 günlü ve E: 1986/37, K: 1986/326 sayılı kararı ile,
esnaflık faaliyetinde esas olanın, faaliyetin onu yapan hesabına olması, yani
faaliyetin bir kazanç elde edilmesi olduğu, iktisadi faaliyetin başkasına ait
bir sermaye ile yürütülmesinin, o işten kendi hesabına bir gelir temin eden
kişinin ticari faaliyette bulunmadığı anlamına gelmeyeceği, davacının babası
adına kaydettirdiği ticari otoyu kendi hesabına çalıştırmak suretiyle Türk
Ticaret Kanununda tanımlanan esnaf kapsamında bir ticari faaliyette bulunduğu,
tanık ifadelerinin de bunu doğruladığı gerekçesiyle reddetmiştir.Davacı
ise, kendisine izafe edilen eylemin nitelikleri ile Türk Ticaret Kanununun 14.
ve 17. maddeleri ile tanımlanan tacir ve esnaf kavramları arasında benzerlik
bulunmadığını öne sürerek bu kararın temyizen
incelenmesini ve bozulmasını istemektedir. Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8.
maddesinin 29. bendinde, Devlet memurları tarafından yapılamayacağı Devlet
Memurları Kanununda gösterilen kazanç getirici uğraşılarda bulunmak, meslekten
çıkarma cezası verilmesine gerektiren eylem olarak nitelendirilmiş, 657 sayılı
Devlet Memurlarının Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf)
sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunmaları yasaklanmıştır. Türk
Ticaret Kanununun 16. maddesinde ise, iktisadi faaliyeti bedeni çalışmasından
ziyade nakdi sermayesine dayanan ve bu suretle bir ticari işletmeyi işleten
kimsenin tacir, 16. maddesinde de, ister gezici olsunlar ister bir dükkanda veya bir sokağın muayyen yerinde sabit bulunsunlar,
iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve
kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret
sahiplerinin esnaf olduğu hükme bağlanmıştır. Temyizen,
dava ve soruşturma dosyasındaki belgelerin incelenmesinden, davacının babasının
adına kayıtlı ticari otoyu Nimet isimli bir şoförün çalıştırdığı ve hasılatı davacıya teslim ettiği, davacının ise boş
zamanlarında bu otoyu kullandığı anlaşılmakta ise de, bu hallerin, Türk Ticaret
Kanununun yukarıda açıklanan 16. ve 17. maddelerinde belirlenen tacir ve esnaf
tanımı kapsamında bulunmadığı açıktır. Hal böyle olunca, davacının, Türk
Ticaret Kanununda tanımlanan esnaf kapsamında bir ticari faaliyette bulunduğu
gerekçesiyle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararı yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle, davacının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan
temyiz kabulü ile Diyarbakır İdare Mahkemesinin 23.10.1985 günlü ve E: 1986/37,
K: 1986/326 sayılı kararının bozulmasına, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca,
işin esasına geçilerek yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin
iptaline, (D.10. D.,
E. 1987/178, K. 1987/792)
7-
…Ticaret ve diğer kazanç getirici
faaliyetlerde bulunma yasağına uymayan ve bu nedenle bir yıl kademe
ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılan davacının başmüfettişlik
görevinden alınmasında sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılık bulunmadığı
hk. Dava, davacının Bayındırlık ve Iskan
Bakanlığı başmüfettişliği görevinden alınmasına ilişkin üçlü kararname ile Afet
İşleri Genel Müdürlüğüne mimar olarak atanmasına dair işlemin; iptali ve bu
nedenle yoksun kaldığı parasal haklarının kendisine ödenmesi isteğiyle
açılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 76. maddesi
"Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık
dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki
esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki esaslar
çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki kadrolara naklen
atayabilirler." hükmünü taşımakta olup, aynı Kanunun 71. maddesinin 2.
fıkrasında da "Kurumlar, memurlarını meslekleriyle ilgili sınıftan genel
idare hizmetleri sınıfına veya genel idare hizmetleri sınıfından meslekleri ile
ilgili sınıfa, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle
atayabilirler" hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teftiş Kurulu Tüzüğünün 11. maddesinin 3.
bendinde; mesleğin ve müfettişlik sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven
duygusunu sarsıcı nitelikte davranışlarda Bulunmamak müfettişlerin sorumlulukları
arasında gösterilmiştir. İdarece alınan duyumlar üzerine
davalı Bakanlıkta başmüfettiş olan davacı hakkında yaptırılan inceleme
sonucunda düzenlenen inceleme raporunda davacının İTEM Eğitim Yayın Araştırma
A.Ş. adıyla bir milyar lira sermayeli bir şirketi diğer kurucu ortaklarla
birlikte kurduğunun ve bu şirkette yönetim kurulu üyesi ve şirket temsilcisi
olarak görev aldığının belirtilmesi üzerine 657 sayılı Yasanın 28. maddesi ile
getirilen Devlet memurlarının ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetler de
bulunma yasağını çiğnediği nedeniyle incelemeyi yapan müfettişlerin önerileri
doğrultusunda aynı Yasanın 125. maddesinin D/h fıkrası hükmü uyarınca
davacının bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile
cezalandırıldığı, ayrıca adı geçenin bu haliyle yukarıda sözü edilen Tüzüğün
11/3. maddesine aykırı olarak mesleğinin ve sıfatının gerektirdiği saygınlığı
ve güven duygusunu sarstığı esas alınarak başmüfettişlik görevinden alındığı
dosyadaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun "Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma
Yasağı" başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasında, memurların Türk
Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek bir
faaliyette bulunamayacakları, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev
alamayacakları, ticari mümessil veya ticarî vekil veya kolektif şirketlerde
ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamayacaklarına işaret
edilmektedir. Davacının diğer kişilerle birlikte, İTEM Eğitim ve Yayın A.Ş.
adlı anonim şirketini kurduğu bu şirketi ticaret siciline kaydettirerek durumu
Ticaret Sicil Gazetesinde ilan ettirdiği, şirkette yönetim kurulu üyesi ve bu
şirkete ait İlkem Özel Okulunda şirket temsilcisi olarak eğitim kurulu üyeliği
görevlerini üstlendiği dosyadaki belgelerden anlaşılmış olup; adı geçenin bu
eylemlerinin 657 sayılı Kanunun 28. maddesine aykırı olduğu açıktır. Öte
yandan, kamu idarelerinde teftiş hizmetleri, özellikleri nedeniyle diğer idarî
hizmetlerden ayrı olarak ele alınmış ve bu hizmetler ayrı bir kariyer olarak
düzenlenmiştir. Buna göre müfettişlik mesleğinin önem ve özelliği de gözönünde bulundurulduğunda; açıklanan davranışı nedeniyle
hakkında soruşturma ve inceleme yapılarak sonucunda bir yıl kademe
ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırıldığı anlaşılan davacının bu
durumun, mesleğinin ve sıfatının gerektirdiği saygınlık ve güven duygusunu
sarsacak nitelikte olduğu açık bulunduğundan 657 sayılı Yasanın 76. maddesiyle
tanınan takdir yetkisinin, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek, adı
geçenin başmüfettişlik görevinden alınmasında ve Afet İşleri Genel Müdürlüğüne
mimar olarak atanması yönünde kullanılmasında sebep ve maksat yönlerinden
hukuka aykırılık görülmemiştir.Davacı, bir yıl kademe
ilerlemesinin durdurulası cezasına karşı İdare Mahkemesinde açtığı davanın
bağlantı nedeniyle Danıştaya gönderildiğini
belirtmekte ise de anılan cezanın müfettişlik görevinden alınma işlemi ile
bağlantılı olmadığı gerekçesiyle buna ilişkin dava dosyası Danıştay 8.
Dairesinin 20.5.1992 günlü, 1992/987 sayılı kararı ile Mahkemeye geri
gönderilmiş olduğundan, söz konusu disiplin cezası ile ilgili davacı
iddialarının bu davada inceleme olanağı bulunmadığı gibi davacının diğer
iddialarının da haklı dayanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın
reddine (D.5.D.,
E:1991/3960, K:1992/ 2707)
8-
Anonim şirkette kurucu üye olmak memuriyete
engel faaliyetlerden sayılmaz. …Bir anonim şirkette kurucu ortak olan
öğretim üyelerinin sırf bu sıfatları nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 28'inci maddesindeki yasak kapsamında sayılamayacakları hk.6762
sayılı Türk Ticaret Kanununun 278. maddesinin birinci fıkrasında esas
mukaveleyi veyahut paradan başka bir şeyi koymayı taahhüt eden pay sahiplerinin
kurucu üye sayılacakları belirtilmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun
ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağına ilişkin 28..maddesinin birinci fıkrasında da, memurların Türk Ticaret
Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette
bulunamayacakları, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamayacakları,
ticari mümessil veya ticarî vekil veya kolektif şirketlerde ortak veya
komandit şirkette komandite ortak olamayacakları öngörülmüştür. Sözü geçen 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 278'inci maddesinde
tanımlanan kurucu üye sıfatının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28.
maddesinde öngörülen memuriyete engel faaliyetlerden sayılamayacağı, ancak,
anılan kişilerin anonim şirketin yönetimini üstlenmeleri halinde; ticaret ve
sanayi müesseselerinde görev alamayacakları, ticarî mümessil, ticarî vekil,
idare meclisi üyeliği gibi yöneticilik görevlerini yapamayacakları ve ayrıca,
kolektif şirketlerde ortak veya bir komandit şirkette komandite ortak olarak sınırsız
sorumlulukları yüklenemeyecekleri gibi yasaklar kapsamına gireceği açıktır. Bu
durumda, bir anonim şirkette kurucu ortak olan öğretim üyelerinin sırf bu
sıfatları nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28'inci maddesindeki
yasak kapsamında sayılamayacakları düşünülerek, dosyanın Danıştay Başkanlığına
sunulmasına (D.l. D. E:1991/77, K: 1991/105)
9-
Memur Sendikalarının Lokal Açamayacakları hk. ( D.10.D.29.9.1997, K:1997/3180
E:1995/5376)
10-
EGO’da çalışan davacıya ücretsiz izinli olduğu dönemde süreklilik
göstermeyen bir kır lokantası işlettiği nedeniyle verilen görevle ilişik
kesilmesi cezasının mevzuata aykırı bulunduğu hk.(D.10.D,27.02.1989,K:89-414,E:88-2094)