Sicil
1-
Düşük Not Takdir Edilmek
Suretiyle Olumlu Olarak Düzenlenen Sicillerin De Hukuka Uygun Bir Sebebe
Dayandırılması Gerektiği Ve Yargılama Yerlerince Uyuşmazlığın Çözümünde Re'sen Araştırma Yönteminin Uygulanacağı, İspat Külfetinin Sadece
Taraflardan Birine Yüklenmesi Suretiyle Hüküm Kurulamayacağı Hk
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin
gereği düşünüldü: Dava, Malatya ... İlçesi...
İlköğretim Okulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni olan davacının, orta olarak düzenlenen
1998 yılı sicil raporunun iptali istemiyle açılmıştır.
Malatya İdare
Mahkemesi'nin 9.5.2002 günlü, E:2001/1271, K:2002/656 sayılı kararıyla;
"davacının 1998 yılı sicilinin dava dilekçesinde iddia edildiği gibi
olumsuz düzenlenmediği, dava konusu sicil raporunun 1. sicil amirince 61, 2.
sicil amirince 70 puan verilmek suretiyle 66 sicil notu ortalamasıyla orta
düzeyde ve olumlu düzenlendiği; değerlendirmeye etki eden hususların
nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaate dayalı oluşu ve zaman içinde değişkenlik
arzedebilecek özellikler taşıması nedeniyle başarı
düzeyinin de yıllar itibariyle farklılık gösterebileceğinin muhakkak olduğu: bu
durumda, olumlu düzeyde olmakla birlikte not olarak düşük takdir edilen sicil
ve başarı notları denetlenirken, sicil amirlerinin memura karşı şahsi
maksatlarla düşük not takdiri yoluna gittiklerinin kanıtlanması gerekmekte
olup, davacının ortalama 66 puan verilerek düzenlenen 1998 sicilinin kasıtlı
olarak düşük takdir edildiği yönünde hukuken geçerli objektif bilgi ve belge
bulunmadığından, mevzuat hükümlerine uygun olarak doldurulduğu sonucuna
ulaşılan dava konusu 1998 yılı sicil raporunda hukuka aykırılık
bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, 1998 yılı sicil notunun orta olarak
düzenlenmesinin, sübjektif nedenlere dayalı olduğunu öne sürmekte ve İdare
Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını
istemektedir.
657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu'nun 111. maddesinde, Devlet memurlarının ehliyetlerinin
tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma
veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca
dayanak olduğu; 113. maddesinde, sicil amirlerinin belli zamanlarda
düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına
göre kıymetlendirerek tespit edecekleri; 115. maddesinde, sicil amirlerinin
maiyetlerindeki memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum
ve davranışları bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve
eksiklikleri hakkında mütalaalarını bildirecekleri; 119. maddesinde de, sicil
raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olanların
olumlu sicil almış sayılacağı, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 60'ın
altında olanların olumsuz sicil almış sayılacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 121.
maddesi hükmü uyarınca çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nde de
benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 17. maddesinde, sicil
amirlerinin sicil raporunu doldurdukları her memuru;
a) dış görünüşü (kılık, kıyafet),
b) zeka derecesi ve
kavrayış kabiliyeti,
c) azim ve sebatkarlık,
dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) alkol, kumar, vb. alışkanlıkları memuriyetle
bağdaşmayacak ölçüde sürdürme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü
huy davranışları,
bakımından genel bir değerlendirmeye
tabi tutacakları, sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahadelerden
yararlanılarak yapılacak değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve
olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki düşüncelerin sicil raporunun
şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı
açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılacağı, sicil
amirlerinin memurların genel durum ve davranışları hakkındaki düşüncelerinin,
not takdirlerinde dikkate alınacağı; 19. maddesinde, sicil amirlerinin sicil
raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken, Devlete sadakat
ve bağlılığı, memuriyet sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin
süratli ve ekonomik bir şekilde yürütülmesini, güvenilir ve yetenekli
memurların yükselmelerini, diğerlerinin ise kamu hizmetlerinden
uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacakları; 20. maddesinde de, her
derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu
Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil raporlarında
yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16 ncı
madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Değerlendirme bir sistem olarak, personele ilişkin
uygulamaların dayanağını oluşturmakta olup, personelin değerlendirilmesi ise;
personelin yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim
ihtiyaçlarının belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi,
ücretinin artırılması, görev yerinin değiştirilmesi, görevine son verilmesi,
emekliye ayrılması gibi amaçlara hizmet etmektedir.
Yukarıda belirtildiği
şekilde yetkili sicil amirlerince düzenlenen sicil raporlarının doğurduğu
hukuki sonuçların ağırlığı dikkate alındığında; her yıl için yeniden
düzenlenmek suretiyle ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini,
deneyimini, tutum ve davranışlarını ortaya koyan ve tüm bu hususların
değerlendirilmesinden sonra oluşan hukuki bir belge niteliği taşıyan sicil
raporlarında, "Sicillerin Objektifliği" ilkesi çerçevesinde yetkili
sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve
belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği
tartışmasızdır.
Öte yandan, 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dosyaların İncelenmesi" başlıklı 20 nci maddesinin l inci fıkrasında, Danıştay ile idare ve
vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri
kendiliklerinden yaparlar, mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri
evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve
ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce süresi
içinde yerine getirilmesi mecburidir." hükmü yer almaktadır.
Anılan hüküm ile uyuşmazlığı çözmekle görevli
yargı yerlerine, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat
yönlerinden biri ile hukuka aykırılığını saptama konusunda re'sen
araştırma yetkisi verildiği görülmektedir.
Ayrıca, taraflar davalarını ispat yönünden, yargı
yerleri önünde eşit seviyede olduklarından, davasını ispat külfetinin sadece
bir tarafa yüklenmesi de mümkün değildir.
Olayda, davacının 1998 yılı sicil notunun orta
olarak düzenlenmesine neden olarak herhangi bir somut olay bilgi veya belge
gösterilmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda, olumsuz
düzenlenen sicile karşı açılan davalarda uygulanan çözüm yönteminin, düşük not
takdir edilmek suretiyle olumlu olarak düzenlenen sicillere karşı açılan
davalarda da uygulanması gerektiği tartışmasız olup, uyuşmazlığın çözümü
uyuşmazlığa konu idari işlemin sebebinin ortaya konulmasının olduğu ve bu
sebebin, davalı idarece ileri sürülmesinin yanında bilgi ve belgeyle
ispatlanması gerekliliği de dikkate alındığında; somut bilgi ve belgeye
dayandırılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde ve ispat külfeti, öncelikle
olayda aktif durumda bulunan davalı idareye yükletilmesi gerekeceğinden,
sicilin orta düzeyde belirlenmesi sırasında sicil amirlerince objektif
davranılmadığının ortaya konulması hususunun davacıya yükletilmesi suretiyle
davanın reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,
davacının temyiz isteminin kabulüyle Malatya İdare Mahkemesi'nce verilen
9.5.2002 günlü, E:2001/1271, K:2002/656 sayılı kararın 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı
maddenin 3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda
belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın
adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 31.1.2005 tarihinde oybirliği ile karar
verildi. (DANIŞTAY İkinci Daire
Esas No : 2004/6213 Karar No : 2005/329)
2-
Sicil Ve Başarı
Değerleme Raporları Düzenlenirken, Bu Raporlar Doğuracağı Hukuki Sonuçların
Ağırlığı Dikkate Alınarak "Sicillerin Objektifliği" İlkesi
Çerçevesinde Yetkili Sicil Amirlerinin Kararların Oluşmasına Etki Eden Hususlararın Somut Bilgi Ve Belgeye Dayandırılması Ve Bir
Olaya Münhasıran Sicil Ve Başarı Değerleme Raporlarının Tamamını Etkileyemeceği Hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ...
Karşı Taraf : PTT Genel
Müdürlüğü – ANKARA
Vekilleri : Av. ...
İsteğin Özeti : Adana 2.
İdare Mahkemesinin 22.5.2002 günlü, E:2002/79, K:2002/819 sayılı kararının
dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek
bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın Özeti : Temyizi
istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerektiği
yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Vahit
Kınalıtaş
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması
gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Gülen Aydınoğlu
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen
kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu
maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz
edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği
düşünüldü:
Dava, Adana PTT Başmüdürlüğü Eğitim Ve İdari İşler
Müdürlüğü Amiri olarak görev yapan davacının, 2001 yılı sicil ve başarı notunun
(B) düzeyinde değerlendirilmesine ilişkin işlemin iptali ile özlük haklarının
iadesi istemiyle açılmıştır.
Adana 2. İdare Mahkemesinin 22.5.2002 günlü, E:2002/79, K:2002/819 sayılı
kararıyla; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 41 inci maddesinde,
"Sicil vermeye yetkili amirler, sicil ve değerlendirme dönemi, sözleşmeli
personelin başarısının tespiti amacı ile sicilinde bulunacak bilgiler, ayrılış
sicilinin verileceği haller, sicil raporlarının şekli, değerlemeye alınacak
sorular, düzenleme zamanı, uygulanacak not usulü ve bunların değerlendirilmesi,
muhafaza ile görevli makamlara dair esaslar ile itiraz ve bunu inceleyecek
merciler ve diğer hususlar Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanarak Bakanlar
Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak bir yönetmelikle belirlenir."
hükmüne yer verildiği; 15.11.1990 günlü, 20696 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İktisadi Teşebbüsleri Sözleşmeli Personel
Sicil ve Başarı Değerlemesi Hakkında Yönetmeliğin 12 nci
maddesinde, sicil ve başarı değerleme raporlarının formlarda yer alan
bölümlerden sözleşmeli personelin genel durumu ve davranışlarının
değerlendirilmesi bölümünün sicil amirinin kanaatine göre olumsuz, olumlu veya
çok iyi şekilde doldurulacağı, sicil ve başarı düzeyinin tespitine esas
alınacak notu göstereceği, 59 ve daha aşağı puan alanlar (D), 60-75 arası puan alanlar (C), 76-89 arası puan alanlar (B),
90 ve daha yukarı alanlar (A) olmak üzere dört başarı düzeyine ayrılacağı; 13
üncü maddesinde ise, sicil ve başarı düzeyleri (C), (B) ve (A) olanların
bulundukları görevlerin temel ücretlerine 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 43 üncü maddesinde belirtilen oranlarda başarı ücreti ilave
edilmek suretiyle sözleşmenin yenileneceğinin hükme bağlandığı; Sicil ve Başarı
Değerlemesi Raporlarının objektif esaslar göre düzenlemesi, her yıl için
yeniden düzenlenen ve ilgili kamu görevlisinin o yıl içindeki kişisel yapısı
ile hizmete ilişkin bilgi, beceri ve çalışmalarının yetkili amirlerce
değerlendirilmesini içeren sicil raporlarında yer alan kimi soruların
nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaate dayalı cevapları gerektirmesine ve
dolayısıyla idareye bu sorulara verilen yanıtların gerçekleştiğini somut bilgi
ve belgelerle kanıtlama zorunluluğu yükletilmemesine karşılık, başarı
değerlendirme ve sicil raporlarının özellikle ilgilinin yürüttüğü görevdeki
bilgi ve başarı düzeyi, iş disiplini ve verimliliği gibi konularla ilgili
sorularına verilen yanıtların olumsuz veya davacının geçmiş sicil notları
ortalamasından düşük olması halinde, bu değerlendirmeye yol açan nedenlerin ve
bu olumsuzluğun hizmete etkisinin somut olarak ortaya konulması gerektiği memur
hukukunun önemli ilkelerinden olduğu; dava dosyasının incelenmesinden,
davacının Hatay PTT Başmüdürlüğü Personel ve İdari İşler Müdürlüğü Amiri olarak
görev yaptığı sırada, mesai saatlerinin Bakanlar Kurulu kararı ile sabah
8.30-12.30, öğleden sonra 13.30-17.30 olarak düzenlenmesi ve bu mesai saatlerine
uyulması gerektiğinin bütün personele bildirilmesine rağmen, davacının
31.5.2001 tarihinde öğleden sonraki mesaiye saat 13.30'da gelmesi gerekirken
görevinin başında bulunmadığı, görevine geç geldiği, bu tutum ve davranışı
nedeniyle görevinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği, görevine kayıtsız
kaldığı belirtilerek 1.6.2001 günlü, 4273 sayılı yazı ile ikaz edildiği;
davacıya ait Sözleşmeli Personel Sicil Bilgi Formunun Sicil ve Başarı
Değerlemesinde Esas Alınan Hususlara Ait Açıklamalar Bölümünde de, ilgilinin
mesaisine zaman zaman geç geldiği, bu konuda ikaz
edildiği, sürekli saatlik izin talebinde bulunduğu, servisteki mesai
arkadaşlarının tamamına yakını ile konuşmadığı, Adana İline ataması nedeniyle
ilişiğini kesip ayrılırken mesai arkadaşlarıyla ve makamla vedalaşmadığı
hususlarına yer verildiği; bütün bunların birlikte değerlendirilmesinden,
davacının 2001 yılı sicil ve başarı değerlemesi raporunun yukarıda alıntısı
yapılan yönetmelik hükümleri çerçevesinde objektif olarak düzenlendiği sonucuna
varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle
davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 41 inci
maddesinde, "Sicil vermeye yetkili amirler, sicil ve değerlendirme dönemi,
sözleşmeli personelin başarısının tespiti amacı ile sicilinde bulunacak
bilgiler, ayrılış sicilinin verileceği haller, sicil raporlarının şekli,
değerlemeye alınacak sorular, düzenleme zamanı, uygulanacak not usulü ve
bunların değerlendirilmesi, muhafaza ile görevli makamlara dair esaslar ile
itiraz ve bunu inceleyecek merciler ve diğer hususlar Devlet Personel
Başkanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulacak bir
yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hüküm esas alınarak hazırlanan ve 15.11.1990
günlü, 20696 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren Kamu
İktisadi Teşebbüsleri Sözleşmeli Personel Sicil ve Başarı Değerlemesi Hakkında
Yönetmeliğin 12 nci maddesinde, sicil ve başarı
değerleme raporlarının formlarda yer alan bölümlerden sözleşmeli personelin
genel durumu ve davranışlarının değerlendirilmesi bölümünün sicil amirinin
kanaatine göre olumsuz, olumlu veya çok iyi şekilde doldurulacağı, sicil ve
başarı düzeyinin tespitine esas alınacak notu göstereceği, 59 ve daha aşağı
puan alanlar (D), 60-75 arası puan alanlar (C), 76-89
arası puan alanlar (B), 90 ve daha yukarı alanlar (A) olmak üzere dört başarı
düzeyine ayrılacağı; 13 üncü maddesinde ise, sicil ve başarı düzeyleri (C), (B)
ve (A) olanların bulundukları görevlerin temel ücretlerine 399 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesinde belirtilen oranlarda başarı ücreti
ilave edilmek suretiyle sözleşmenin yenileneceği hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Hatay PTT
Başmüdürlüğü Personel ve İdari İşler Müdürlüğü Amiri olarak görev yaptığı
sırada, mesai saatlerinin Bakanlar Kurulu kararı ile sabah 8.30-12.30,
öğleden sonra 13.30-17.30 olarak düzenlenmesi ve bu mesai saatlerine uyulması
gerektiğinin bütün personele bildirilmesine rağmen, davacının 31.5.2001
tarihinde öğleden sonraki mesaiye saat 13.30'da gelmesi gerekirken görevinin
başında bulunmadığı, görevine geç geldiği, bu tutum ve davranışı nedeniyle görevinde
gerekli dikkat ve özeni göstermediği, görevine kayıtsız kaldığı belirtilerek
1.6.2001 günlü, 4273 sayılı yazı ile ikaz edildiği; davacıya ait Sözleşmeli
Personel Sicil Bilgi Formunun Sicil ve Başarı Değerlemesinde Esas Alınan
Hususlara Ait Açıklamalar Bölümünde de, ilgilinin mesaisine zaman zaman geç geldiği, bu konuda ikaz edildiği, sürekli saatlik
izin talebinde bulunduğu, servisteki mesai arkadaşlarının tamamına yakını ile
konuşmadığı, Adana İline atanması nedeniyle ilişiğini kesip ayrılırken mesai arkadaşlarıyla
ve makamla vedalaşmadığı hususlarına yer verilerek 2001 yılı sicil ve başarı
değerlemesi raporu (B) düzeyinde doldurulduğu anlaşılmıştır.
Değerlendirme bir sistem olarak, personele ilişkin
uygulamaların dayanağını oluşturmakta olup, personelin değerlendirilmesi ise;
personelin yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim
ihtiyaçlarının belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi,
ücretinin artırılması, görev yerinin değiştirilmesi, görevine son verilmesi,
emekliye ayrılması gibi amaçlara hizmet etmektedir.
Yukarıda belirtildiği şekilde yetkili sicil
amirlerince düzenlenen sicil ve başarı değerleme raporlarının doğurduğu hukuki
sonuçların ağırlığı dikkate alındığında; her yıl için yeniden düzenlenmek suretiyle
ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini, deneyimini, tutum ve
davranışlarını ortaya koyan ve tüm bu hususların değerlendirilmesinden sonra
oluşan hukuki bir belge niteliği taşıyan sicil ve başarı değerleme
raporlarında, "Sicillerin Objektifliği" ilkesi çerçevesinde yetkili
sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden hususların somut bilgi ve
belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği
tartışmasızdır.
Olayda, davacının 2001 yılı sicil ve başarı
değerlemesi raporunun (B) düzeyinde değerlendirilmesine neden olarak mesai
saatlerinin Bakanlar Kurulu kararı ile sabah 8.30-12.30,
öğleden sonra 13.30-17.30 olarak düzenlenmesi ve bu mesai saatlerine uyulması
gerektiğinin bütün personele bildirilmesine rağmen, davacının 31.5.2001
tarihinde öğleden sonraki mesaiye saat 13.30'da gelmesi gerekirken görevinin
başında bulunmadığı, görevine geç geldiği, bu tutum ve davranışı nedeniyle
görevinde gerekli dikkat ve özeni göstermediği, görevine kayıtsız kaldığı
belirtilerek 1.6.2001 günlü, 4273 sayılı yazı ile ikaz edildiği; davacıya ait
Sözleşmeli Personel Sicil Bilgi Formunun Sicil ve Başarı Değerlemesinde Esas
Alınan Hususlara Ait Açıklamalar Bölümünde de, ilgilinin mesaisine zaman zaman geç geldiği, bu konuda ikaz edildiği, sürekli saatlik
izin talebinde bulunduğu, servisteki mesai arkadaşlarının tamamına yakını ile
konuşmadığı, Adana İline atanması nedeniyle ilişiğini kesip ayrılırken mesai
arkadaşlarıyla ve makamla vedalaşmadığı hususları gösterilmiş ise de; davacının
mesaiye geç gelmesinin sadece bir günlük olaya ilişkin olması, bunun dışında
herhangi bir bilgi ve belge sunulamamasının yanında, mesai arkadaşları ve
makamla ilişkilerinin olumsuz olduğunun da somut olarak ortaya konulamadığı
gibi, bütün bu hususların ise, söz konusu Sicil ve Başarı Değerlemesi Raporunun
Sicil ve Başarı Değerlemesinde Esas Alınacak Hususlar kısmının sadece 1 ve 4
üncü maddelerine esas teşkil edebileceği, diğer maddelerde yer alan hususları
ise etkilemeyeceği; öte yandan, davacının 2001 yılından önceki sicil ve başarı
değerlemesi raporlarının 91-97 arasında puanla değerlendirilmek suretiyle çok
iyi olarak düzenlenmiş olduğu da gözönünde
bulundurulduğunda, dava konusu 2001 yılı sicil ve başarı değerlemesi raporunun
(B) düzeyinde değerlendirilmesinde objektif ölçütlere göre hareket edilmediği
sonucuna varılmıştır.
Bu durumda,
Hatay PTT Başmüdürlüğü Personel ve İdari İşler Müdürlüğü Amiri olarak görev
yapan davacının 2001 yılı sicil ve başarı değerlemesi raporunun (B) düzeyinde
değerlendirilmesinde "Sicillerin Objektifliği" ilkesine aykırı
hareket edildiği anlaşıldığından, anılan İdare Mahkemesi kararında hukuki
isabet görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Adana 2. İdare Mahkemesince
verilen 22.5.2002 günlü, E:2002/79, K:2002/819 sayılı kararın 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun, 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca buzulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3.
fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar
verilmek üzere adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 31.1.2005 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi. (DANIŞTAY İkinci Daire
Esas No : 2004/5878 Karar No : 2005/328)
3-
Kamu görevlisi sicil
amirinin yanında üç aydan az çalışmışsa sicil notu; Geçmiş üç yıl not
ortalaması alınarak düzenlenmelidir.
İstemin
Özeti: ... Üniversitesi, ... Fakültesi ... Bölümünde
araştırma görevlisi olan davacının, 1990 yılı sicilinin olumsuz düzenlenmesine
ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı süreaşımı nedeniyle reddeden Zonguldak
İdare Mahkemesinin 26.12.1991 gün ve 562 sayılı kararının, Danıştay 5.
Dairesinin 30.11.1993 gün ve 5173 sayılı kararı ile bozulması üzerine, bozma
kararına uyularak yeniden yapılan inceleme sonucunda, her yıl için yeniden
düzenlenen ve ilgili kamu görevlisinin o yıl içindeki kişisel yapısı ile
hizmete ilişkin bilgi, beceri ve çalışmalarının yetkili amirlerce
değerlendirilmesini içeren sicil raporlarında yer alan soruların nitelikleri
itibariyle gözlem ve kanaate dayalı cevapları gerektirmesine ve idareye bu
sorulara verilen cevapların gerçekliğini somut bilgi ve belgelerle kanıtlaması
zorunluluğu yükletilmesine rağmen olayda, yalnızca davacının yıl içinde birçok
kez rapor aldığı ve çalışmasından verimli bir şekilde yararlanılmadığı
gerekçesiyle sicilin olumsuz düzenlendiği anlaşılıyor ise de, dava konusu
yapılan sicilin bir çok bölümünün sicil amirlerince olumlu sayılacak
kanaatlerle doldurulduğu halde nihai kanaatin olumsuz olarak belirtildiği,
olumsuz düzenlemeye gerekçe olarak gösterilen izin ve sağlık raporlarının da
usulüne uygun olarak alındığı, ilgilinin çalışmasından verimli şekilde
yararlanılmadığının somut bilgi ve belgeye dayandırılmadığı, bu nedenlerle
sicilin olumsuz düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava
konusu işlemi iptal eden Zonguldak İdare Mahkemesinin 22.12.1994 gün ve 1696
sayılı kararının, davacının 1989-1990 yılları içinde
bölümde yararlı ve verimli bir çalışma gösteremediği, sicil dönemi içinde
toplam 137 gün izin ve rapor kullandığı, idarece tesis edilen işlemin yerinde
olduğu öne sürülerek 2547 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi
uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Danıştay
Tetkik Hakimi A.K.`nın
Düşüncesi: Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğine göre sicil amiri yanında fiilen
3 ay çalışmadığı açık olan davacının sicil raporunun geriye doğru en çok üç
yıla ait sicil notlarının ortalaması esas alınarak düzenlenmesi gerektiğinden,
sonucu itibariyle yerinde olan mahkeme kararının onanması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Savcısı Y.I.`nın Düşüncesi:
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine
uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler
karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan
nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk
milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile
incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49.
maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Uyuşmazlık,
araştırma görevlisi olan davacının olumsuz düzenlenen 1990 yılı siciline
ilişkin bulunmaktadır.
İdare
mahkemesince, davacının sicilinin olumsuz düzenlenmesine neden olan sebeplerin
idarece somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava konusu
işlemin iptaline karar verilmiş ise de; Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin
Sicil Raporu Doldurmak İçin Gerekli Süre başlığını taşıyan 13. maddesinde,
haklarında sicil raporu düzenlenecek memurların değerlendirmelerini yapacak
sicil amirlerinin yanında en az altı ay çalışmış olmalarının şart olduğu, sicil
amirinin yanında çalışırken alınan mazeret izinleri ile yıllık izinler ve
doktor veya sağlık kurulu raporuna dayanan hastalık izinlerinin, sicil raporu
düzenlenmesi için gereken 6 aylık süreye dahil olduğu,
ancak amirin yanında 3 ay fiilen çalışmış olmak gerektiği, hastalığın sicil
raporu doldurmak için gerekli sürenin geçmesine imkan vermeyecek kadar uzun
sürmesi ve dolayısıyla memur hakkında sicil raporu doldurma imkanının
bulunmaması halinde, bir defaya mahsus olmak üzere geriye doğru en çok üç yılın
sicil notlarının ortalamasının esas alınacağı hükmü yer almıştır.
Dosya
içindeki belgelerin incelenmesinden, davacının 01.07.1989 ile 01.07.1990
tarihleri arasındaki bir sicil dönemi içinde altı ay ücretsiz izin olmak üzere
toplam 347 gün sağlık raporu ve izin kullandığı anlaşılmaktadır.
Buna göre kullandığı rapor ve izinler nedeniyle bu sicil
dönemi içerisinde amirinin yanında fiilen 3 ay çalışma koşulunu yerine
getiremeyen davacının sicilinin, yukarıda anılan yönetmelik hükmü uyarınca
geriye doğru en çok üç yılın sicil notlarının ortalaması esas alınarak
düzenlenmesi gerekirken, olumsuz düzenlenmesinde bu gerekçe ile hukuka uyarlık
görülmediğinden, işlemin iptaline ilişkin mahkeme kararı sonucu itibariyle
yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle 2577 sayılı Yasanın yukarda anılan 49/1.
maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirine uymayan temyiz isteminin REDDİNE,
29.12.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. D.8.D. E. 1995/2664 K. 1997/4231
4-
İsteğin Özeti: Ankara 2. İdare
Mahkemesi'nin 8.4.2005 günlü, E:2005/592? K:2005/481 sayılı kararının dilekçede
yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması
isteminden ibarettir.
TÜRK MİLLETİ ADİNA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin
gereği düşünüldü:
Dava, Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı Dış İlişkiler ve Mesleki Eğitim Dairesi Başkanlığı emrinde Şube
Müdürü olarak görev yapan davacının, orta düzeyde düzenlenen 2002 ve 2003 yıllarına ilişkin sicil
raporlarının iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara
2. İdare Mahkemesi'nin
8.4.2005 günlü, E:2005/592, K:2005/481 sayılı kararıyla; olumsuz olarak
düzenlenmemiş olan 2002 ve 2003 yılı sicil raporlarının, tek başına hukuki
sonuçlar doğuran, davacının hukuki durumunda değişiklik yapan, idari davaya
konu olabilecek kesin ve yürütülebilir işlem niteliği taşımadığı gerekçesiyle
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1 -b maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, sicil raporlarının orta düzeyde
belirlenmesinin hukuki menfaatini
etkilediğini, söz konusu sicil raporlarının sübjektif değerlendirmelere dayalı olduğunu öne sürmekte ve İdare
Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını
istemektedir.
657 sayıl! Devlet Memurları
Kanunu'nun 111. maddesinde,
Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece
yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde
özlük ve sicil dosyalarının başlıca dayanak olduğu; 113. maddesinde, sicil amirlerinin belli zamanlarda
düzenleyecekleri sicil raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına
göre kıymetlendirerek tespit edecekleri; 115. maddesinde, sicil amirlerinin maiyetlerindeki memurların
sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları bakımından
da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında mütalaalarını
bildirecekleri; 119. maddesinde
de, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı
olanların olumlu sicil almış sayılacağı, sicil raporlarındaki sicil notu
ortalaması 60'ın altında olanların olumsuz sicil almış sayılacağı
belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 121.
maddesi hükmü uyarınca çıkarılan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğimde de
benzer düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 17. maddesinde, sicil
amirlerinin sicil raporunu doldurdukları her memuru;
a) Dış görünüşü (kılık, kıyafet),
b) Zeka derecesi ve
kavrayış kabiliyeti,
c) Azim ve sebatkarlık,
dürüstlük, sır saklamada güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) Alkol, kumar, vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak
ölçüde sürdürme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy ve
davranışları,
Bakımından
genel bir değerlendirmeye tabi tutacaktan, sicil döneminde edinilen bilgi ve müşahadelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme
sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları
hakkındaki düşüncelerin sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait
bölümüne ayrı ayrı açık ve gereğine göre kısa veya
teferruatlı olarak yazılacağı, sicil amirlerinin memurların genel durum ve
davranışları hakkındaki düşüncelerinin, not takdirlerinde dikkate alınacağı;
19. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız
bir şekilde düzenlerken, Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının
gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde
yürütülmesini, güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin
ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacakları; 20.
maddesinde de, her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil
raporlarında yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16 ncı madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu hükme
bağlanmıştır.
Değerlendirme bir sistem
olarak, personele
ilişkin uygulamaların dayanağını oluşturmakta olup, personelin
değerlendirilmesi ise; personelin
yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim ihtiyaçlarının
belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi, ücretinin
artırılması, görev yerinin değiştirilmesi, görevine son verilmesi, emekliye
ayrılması gibi sonuçlar doğurmaktadır.
Yukarıda belirtildiği
şekilde yetkili sicil amirlerince düzenlenen sicil raporlarının doğurduğu
hukuki sonuçların ağırlığı dikkate alındığında; her yıl için yeniden
düzenlenmek suretiyle ilgili memurun o yıl içindeki mesleki bilgisini,
deneyimini, tutum ve davranışlarını ortaya koyan ve tüm bu hususların
değerlendirilmesinden sonra oluşan hukuki bir belge niteliği taşıyan sicil
raporlarında, "Sicillerin
Objektifliği" ilkesi çerçevesinde yetkili sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden
hususların somut bilgi ve
belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği
tartışmasızdır.
Bu durumda, davacının,
"orta" düzeyde
düzenlenen 2002 ve 2003 yılı sicil raporlarının iptali istemiyle açtığı
davanın, yukarıda belirtilen hükümler ve taraflarca öne sürülen hususlar
çerçevesinde incelenip değerlendirilerek buna göre bir karar verilmesi gerekirken, söz konusu sicillerin idari davaya konu olabilecek kesin ve
yürütebilir işlem niteliği taşımadığı gerekçesiyle davanın
reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,
davacının temyiz isteminin kabulüyle Ankara 2. İdare Mahkemesinin 8.4.2005
günlü, E:2005/592, K:2005/481 sayılı karanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622
sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da
gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye
gönderilmesine, 2.5.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. T.C. Danıştay İkinci Daire Esas No : 2006/111 Karar No : 2006/1515
5-
Objektif esaslara dayanması gereken sicil raporlarında, sonradan
çok kısa sürede meydana gelen olağandışı değişikliğin yalnızca sicil
amirlerinin kanaati olarak açıklanmasının yeterli olmadığı sicilin olumsuz
doldurulmasının somut gerçeklerinin idarece gösterilmesinin gerektiği... (İ.D.D.G.K.:
E:1988/133, K:1989/16)
6-
6 yıllık sicil notu ortalamasının kesirli çıkması
halinde, bunun tam sayıya tamamlanması gerektiği hk. ( D.I.D.G.K.,K.96-258,E.94-780)
7-
Sicil raporu olumlu olan ve 657 Kanunun 64.
maddesinde aranılan diğer şartları taşıyan davacının, müfettiş raporunda yer
alan terfiye layık olmadığı görüşüne dayanılarak
kademe ilerlemesinin yapılmamasında hukuka uyarlık bulunmadığı hk.
Dava; zabıt katibi olan davacıya, 1998 yılında kademe
ilerlemesi yaptırılmamasına ilişkin
işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Malatya İdare Mahkemesinin 23.5.2000 günlü, E:1999/233,
K:2000/509 sayılı kararıyla;olayda, davacının bir
yıllık terfi süresini 18.8.1998 tarihinde doldurduğu ,Adalet Müfettişi
tarafından düzenlenen 10.6.1997 günlü gizli raporda; bilgisi(iyi), çalışma ve
başarısı (zayıf) olarak değerlendirilerek terfiye
layık bulunmadığının belirtildiği, bu rapora istinaden 1998 yılında bir üst
kademeye getirilmemesine karar verildiği, 1997 yılı sicil notu ortalamasının
(70) puanla (Orta) düzeyde düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda; 1997 yılı
sicil notu ortalaması 70 olan ve olumlu sicil almış sayılan davacının, 657
sayılı Kanunun 64.maddesinin l.fıkrasının (B)
bendinde aranılan koşulu taşıdığında kuşkuya yer olmadığından, anılan Kanunun
(A) ve (C) bentlerindeki şartları da taşıması halinde kademe ilerlemesi
yaptırılması gerekirken , 1997 yılındaki denetim sonucu düzenlenen müfettiş
raporuna dayanılarak 1998 yılında kademe ilerlemesi yaptırılmamasına ilişkin
işleme yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı
gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare; memurların kademe ilerlemesinin yapılması
sırasında sadece sicil notlarına bakılmaması, sicil dosyasının bir bütün olarak
ele alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini öne sürerek Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci
Dairelerince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların
temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunun 49.maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde
mümkündür. Malatya İdare Mahkemesince verilen 23.5.2000
günlü, E: 1999/233, K:2000/509 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule
uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz
isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde
bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 10.10.2002 tarihinde oybirliği ile
karar yerildi. DANIŞTAY Onikinci Daire Esas No : 2000/4990
Karar No : 2002/3005
8-
Memurlar hakkında düzenlenen sicil raporlarının objektif
esaslara uygun olarak düzenlenmesinin ve olumsuz görüş ve kanaatlerin belgelere
dayandırılmasının memur hukukunun önemli ilkelerinden olduğu. (D.5.D.,
E.91/1255, K.93/1464 )
9-
Kütahya Valiliği. Kurulumuzun 05/07/2004 tarihli ve 2004/12 sayılı emsal karan gereğince II Milli Eğitim Müdürlüğü personelinin talebi
üzerine sicil notlarının yıllara
göre ortalamasının verildiği, ancak ilgili personelin sicil
raporlarının onaylı örneklerini talep ettiğinden bahisle, sicil
raporlarının örneklerinin memura verilip verilmeyeceği. hususunda tereddüde düşüldüğünden Kurulumuzun görüşünü talep etmektedir.
KARAR
Kamu görevlilerince sicil
raporlarının suretinin talep edilmesi halinde. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı
Kanunu'nun "Bilgi veya belgeye erişim'' başlıklı 10 uncu maddesi üe Bilgi Edinme Hakkı
Kanunun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 19
uncu maddesi gereğince sicil raporunun tasdikli bir suretinin "GİZLİ ve
KİŞİYE ÖZEL" bir yazı ile ilgiliye verilmesinin gerektiği hususunun Kütahya Valiliğime bildirilmesine
oybirliği ile karar verilmiştir. T.C. Bilgi
Edinme Değerlendirme Kurulu Karar
Tarihi: 01/06/2005 Karar Sayısı : 2005/364
10-
Üçüncü sicil amirinin kendisine tanınan yetkiyi olumlu
sonuçlanmış bir sicili olumsuz hale getirecek biçimde kullanmasına olanak
olmadığı hükme bağlanmıştır. (D.5.D., E.92/1211, K.92/1780 )Sicil raporlarının doldurulması
sırasında olumsuz kanaate yol açan ve aynı zamanda disiplin suçu oluşturan
olguların somut bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiği hk.
İstemin özeti: Ankara 9.İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Onikinci Dairesinin bozma kararına uyulmayarak dava konusu
işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 16.6.1999
günlü. E:1999/570, K:1999/ 648 sayılı karan, davalı idare temyiz etmekte ve
bozulmasını istemektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi Adnan
Zengin'in Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile idare mahkemesi ısrar kararının
onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı Zeynep Kavi Ak'ın Düşüncesi: Temyiz
dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun
49'uncu maddesinin l'inci fıkrasında belirtilen
nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince Danıştay Onikinci Dairesinin 16.10.1997 günlü. E:1995/7384,
K:1997/2228 sayılı bozma kararına uyulmayarak verilen kararın dayandığı hukuki
ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte
görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare
mahkemesince işlemin iptali yolunda verilen ısrar kararının onanmasının uygun
olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca
gereği görüşüldü.
Davacının 1991 yılına ait sicilinin olumsuz düzenlenmesi ve bu
nedenle terfi ettirilmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Ankara 9.İdare Mahkemesi 22.11.1994 günlü, E: 1993/174,
K:1994/1399 sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Devlet
Memurları Sicil Yönetmeliğine göre devlet memurlarının mesleki ehliyetlerinin
saptanması ve yükselmelerinin dayanağının sicilleri olduğu için sicil
raporlarının sicil amirlerince titizlikle, objektif ve mevzuata uygun doldurulması
gerektiği, bu ilke doğrultusunda sicil amirlerinin sübjektif etkilerden uzak
bir şekilde olaylara dayalı kanatlarının sicil raporlarına yansıtılmasının
zorunlu olduğu, memurların Ceza Yasası kapsamında suç oluşturan ve aynı zamanda
disiplin cezasını da gerektiren bir eyleminin sicil raporuna yansıyabilmesi
için bu eylemlerin sicil raporu formunda sorulan soruların içeriğiyle uyumlu
olmasının gerekli olduğu, dava konusu uyuşmazlıkta davacının 1991 yılı
sicilinin sorumluluk duygusunun, görevine bağlılık, iş heyecanı, teşebbüs
fikri, mesleki bilgisi, ifade kabiliyeti, kendisini geliştirme ve yenileme
gayret intizam ve dikkati, işbirliği yapma ve değişen şartlara uyum gösterme
başarısı, disipline riayeti, amirleri ile mesai arkadaşlarına ve iş sahiplerine
karşı tutum ve çalışkanlığı ve verimliliği, yurtdışı görevlerde temsil
yeteneği, mesleki ehliyet ve yabancı dil bilgisinin zayıf olduğundan bahisle l.sicil amirince sicil notunun ortalama 21 olarak
doldurulduğu, 2.sicil amirince ise ilgiliyi fazla tanımadığının belirtilmek
suretiyle sicil notunun ortalama 74 olarak düzenlendiği, 3.sicil amirinin ise l.sicil amirinin görüşlerine katılarak sicil notunu
ortalama 50 olarak doldurduğunun anlaşıldığı; davacının 1987-1990
yıllarına ait sicillerinin olumlu olduğu, 1991 yılı sicilini olumsuz olarak
dolduran l.ve 3.sicil amirlerince yapılan tespitlerin
herhangi bir dayanaktan ve somut bilgiden yoksun olması karşısında dava konusu
olumsuz sicilin objektif değerlendirmeden uzak olduğu sonucuna varıldığından,
davacının 1991 yılı sicilinin olumsuz olarak doldurulması ve buna dayalı olarak
terfi ettirilmemesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava
konusu işlemi iptal etmiştir.
Bu karar temyiz incelemesi sonunda, Danıştay Onikinci Dairesinin 16.10. 1997 günlü, E:1995/7384,
K:1997/2228 sayılı kararıyla; Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği uyarınca
düzenlenen sicillerin, sicil amirlerince yönetmelikte belirlenen formların
doldurulması suretiyle düzenlendiği, formda yer alan kimi sorulara verilen
yanıtların olumsuz olması halinde bu değerlendirmeye yol açan nedenlerin somut
olarak ortaya konulması gerekirken kimi soruların gözlem ve kanaate dayalı
olarak cevaplandırılması gerektiğinden bu sorulara verilen yanıtların somut
bilgi ve belgeye dayanması gerekmediği, 12.10.1990 günlü müşterek kararnameyle ... Büyükelçiliği Tanıtma Müşavirliğine idari
ateşe olarak atanan davacının bu görevden alınmasına ilişkin 31.5.1992 günlü. 92/40188 sayılı müşterek kararnamenin iptali istemiyle açılan
davanın Danıştay Beşinci Dairesinin 23.11.1993 günlü, E: 1992/3884, K:1993/4651
sayılı kararıyla reddedildiği: bu davaya sunulan ve davacı hakkında 1.sicil
amiri de olan tanıtma müşavirinin yazdığı 23.12.1991 günlü, 209 sayılı yazı ile
davacı hakkında Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulunca düzenlenen 27.3.1992 günlü, 3
sayılı rapordan davacının tanıtma müşavirliğinin çalışmalarına katkıda
bulunmak yerine müşavirlik faaliyetlerini aksattığı, memuriyet disiplinine
uymadığının anlaşıldığı, bu durumda davacının
1991
yılı
sicil raporundaki olumsuz değerlendirmelerin ve bunun hizmete etkisinin
somut olarak ortaya konulduğu
sonucuna varılması gerekirken idare mahkemesince iptal karan verilmesinde
hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Ankara 9.İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmayarak dava
konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararında ısrarına ilişkin olarak verilen
16.6.1999 günlü, E:1999/570. K:1999/648 sayılı kararı; davalı idare, davacı
hakkında tanıtma müşavirince yazılan yazının ve hakkında düzenlenen soruşturma
raporunun somut belge niteliğinde olduğunu öne sürerek temyiz etmekte ve
bozulmasını istemektedir .
İdare mahkemesi ısrar kararında belirtildiği gibi: sicil
raporlarının doldurulması sırasında olumsuz kanaate yol açan ve aynı zamanda
disiplin suçu oluşturan olguların somut belge ve bilgilerle kanıtlanması
gerekmektedir. Davacının '... Büyükelçiliği Tanıtma Müşavirliğinin
hizmetlerini aksattığından bahisle yapılan teklif ve düzenlenen soruşturma
raporu üzerine görevden alınması işleminde kesinleşen yargı kararıyla kamu
yaran ve hizmet gereklerine aykırılık görülmemiş olması sicilinin de olumsuz
olarak düzenlenmesini haklı kılmaz. Tanıtma müşavirinin yazdığı 23.12.1991
günlü, 209 sayılı yazının ve 27.3.1992 günlü. 3 sayılı soruşturma raporunun incelenmesinden,
... Büyükelçiliği Tanıtma Müşavirliğinde bir takım olayların ortaya çıktığı ve
hizmetin aksadığı açık olduğundan, davacının idari ataşelikten alınması
hizmetin iyi ve düzenli yürümesi için zorunlu hale gelmiş ise de burada ortaya
çıkan sorunların yalnızca davacıdan kaynaklanmadığı, bu sorunların doğmasında
tanıtma müşavirinin tavır ve davranışlarıyla, kişiliğinin de etkisi olduğu
sonucuna varılmaktadır. Davacı hakkında 1992 yılında doldurulan sicil raporuna
2.si çil amiri olan büyükelçinin eklediği belgeden de bu husus açıkça ortaya
çıkmıştır. Bu itibarla davacının 1991 yılı sicilinin objektif kriterler esas alınarak düzenlenmediği, davacıyla 1.sicil
amiri olan tanıtma müşavirinin aralarında meydana gelen huzursuzluğun bir
devamı olarak- sübjektif değerlendirmelerle doldurulduğu kanaatine ulaşılmakta
olduğundan,' dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi ısrar
kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin temyiz isteminin reddi
ile Ankara 9.İdare Mahkemesinin 16.6.1999 günlü. E:1999/570. K:1999/648 sayılı
ısrar kararının onanmasına, dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine.
27.10.2000 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI
OY
Davacı hakkında ... Büyükelçiliği
Tanıtma Müşavirince yazılan 23.12.1991 günlü, 209 sayı l r yazı ile Turizm
Bakanlığı Teftiş Kurulunca düzenlenen 27.3.1992 günlü, 3 sayılı raporda tespit edilen
hususlar, davacının 1991 yılı sicilinin
olumsuz düzenlenmesine ilişkin işlemin somut bilgi ve belgelere
dayandığını gösterdiğinden, idare mahkemesi ısrar kararının Danıştay Onikıncı Dairesinin 16.10.1997 günlü, E:1995/7384,
K:1997/2228 sayılı bozma kararı doğrultusunda bozulması oyuyla, temyize konu
kararın onanmasına ilişkin karara karşıyız (T.C.DANIŞTAY
İdari Dava Daireleri Genel Kurulu Esas
No: 1999/962 Karar No:
2000/1039).
11-
Birinci ve
ikinci sicil amirlerinin değerlendirmeleri arasında fark varsa da, davacının
yakın amiri konumunda olan birinci sicil amirinin, olumsuz sicil notunun
gerekçesini yazılı olarak ve detaylı şekilde sicil raporuna eklediği, objektif
değerlendirmeler içeren bu gerekçeye dayalı sicil notuna göre davacının başka
bir sicil amirinin yanında altı ay daha denenmek üzere naklen atanmasında
hukuka aykırılık bulunmadığı hk.
İsteğin Özeti : Gaziantep İdare Mahkemesinin
3.6.1997 günlü. E:1996/513, K:1997/626 sayılı kararının dilekçede yazılı
nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden
ibarettir.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi :Davacının yakın amiri konumunda
olan birinci sicil amiri tarafından verilen olumsuz sicil notunun gerekçesinin
incelenmesinden, bu gerekçenin detaylı ve objektif olarak düzenlendiği
anlaşıldığından, buna dayalı olarak tesis edilen naklen atama işleminde hukuka
aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen
idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediğinden bozulması gerekeceği
düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar. 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden
hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve
yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte
görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare
mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşürüldü:
Dava, ... İli ... İlçesi TCDD
İstasyonunda makasçı olarak görev yapan davacının ...
istasyonuna naklen atanmasına ilişkin 8.2.1996 günlü.
2054 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Gaziantep İdare Mahkemesinin 3.6.1997 günlü, E:1996/513,
K:1997/626 sayılı kararıyla; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43.
maddesinin (a) fıkrasında; sicil ve başarı değerlemeleri (D) düzeyinde
olanların 6 ay süreyle daha denenmek üzere başka bir sicil amiri emrine
atanacaklarının hüküm altına alındığı. 1991 yılında sözleşmeli statüye geçen
davacının bu tarihten önceki ve sonraki sicillerinin olumlu olduğu, 1995 yılı
sicilinin ise birinci sicil amirinin not ortalaması 18. ikinci sicil amirinin
not ortalamasının 85, her ikisinin ortalamasının 52,5 olması nedeniyle (D)
düzeyinde olduğundan başka bir sicil amirinin yanında 6 sy
denenmek üzere; görev yapmakta olduğu ... istasyonunda, ... istasyonuna
naklen atandığı, sicil ve başarı değerlendirme raporlarının, itinalı, doğru,
tarafsız ve objektif bir şekilde doldurulması gerektiği, davacının 1995 yılı
sicilinin birinci sicil amiri tarafından 18 olarak verilmesine ilişkin gerekçe
sicil amirince sicil raporuna eklenmişse de bu iddiaları kanıtlayacak somut
bilgi ve belgelerin mahkemece ara kararıyla istenmiş olmasına rağmen dosyaya
ibraz edilmediği, davacının, hizmetin aksamasına neden olduğu gerekçesiyle
hakkında soruşturma da açılarak bundan eldi* edilecek sonuca göre işlem
yapılması gerekirken bu yola da başvurulmayarak geçmiş sicilleri iyi olan
davacının 1995 yılı sicilinin (D) düzeyinde olması nedeniyle başka bir sicil
amirinin yanına atanmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu
işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, işyerinde kendisinden verim
alınamayan davacının sözleşmeli statüde olması nedeniyle sicil ve başarı düzeyi
(D) seviyesinde olduğundan 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43. maddesinin,
(a) bendi uyarınca 6 ay süreyle başka bir amirin yanında denenmek üzere naklen
atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığım öne sürmekte
ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek
bozulmasını istemektedir.
399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 43. maddesinin (a)
fıkrasında "sicil ve başarı değerlemeleri; (D) düzeyinde olanlarla başka
bir sicil amirinin yanında, bulundukları görevin temel ücreti tutarında bir
ücretle altı ay daha denenmek üzere yeni bir sözleşme yapılır. Bu süre sonunda
da sicil ve başarıları (D) düzeyinde olanların sözleşmeleri fesh
edilir..." hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan 15.11.1990 günlü, 20696 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Sözleşmeli Personel Sicil ve Başarı Değerlemesi Hakkında Yönetmeliğin 12.
maddesinin 2. fıkrasında "...sicil amirlerinin, verdikleri notlara göre
başarı düzeyi (D) olacak sözleşmeli personelin sicil ve başarı değerleme
raporlarına kanaatinin oluşmasına etki eden hususlara ait bilgi ve belge
örneklerini eklemeleri şarttır. Bu şekilde bilgi ve belge eklenmeyen raporlar
geçersiz sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, 21.5.1983 tarihinden beri
makasçı olarak TCDD ... İstasyon Şefliği emrinde görev
yapan davacının 15.7.1991 tarihinden itibaren sözleşmeli statüye geçtiği, 1995
yılına kadar sicillerinin olumlu olduğu, 1995 yılı sicil raporunda ise,
davacının birinci sicil amiri olan İstasyon Şefinin sıçıl notu ortalamasının 18
olduğu, olumsuz olan bu sicil notunun gerekçesinin ise aynı sicil amiri
tarafından detaylı bir şekilde yazılarak sicil raporuna eklendiği, üu gerekçede, davacının kendisinin, eşinin ve bütün akrabalarının ... İlçesinde ikamet etmekte olduğu,
davacının çok uzun zamandan beri burada görev yaptığından çok fazla çevre
edindiği, davacıdan başka makasçı olmaması nedeniyle hergün
07:00-12:00 ile 15:00-18:00 arası görevli olduğu, ancak bu saatlerde göreve
gelmemek için sürekli olarak mazeret çıkardığı, bu durumda ise idarenin hizmet
yürütmekte zorlandığı, görev saati d.ışında gittiği yerlerin adresini
bırakmadığı, bir işi yapması için bir kaç kez uyarılması,gerektiği,
fazla ikaz edildiği takdirde oğlunun, işyerine gelerek davacının amirlerini
tehdit ettiği, bu nedenlerle davacıdan verim alınamadığı hususlarının
belirtildiği, ikinci sicil amirinin sicil notu ortalamasının ise 85 olduğu,
sicil amirlerinin not ortalamasının 52,5 olduğu. 52.5 puanın 399 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin 42. maddesine göre (D) düzeyine tekabül ettiği, bu nedenle
de. aynı kanun hükmünde Kararnamenin 43. maddesinin (a) fıkrası uyarınca
davacının, bir başka amirin yanında, bulunduğu görevin temel ücreti tutarında
bir ücretle altı ay daha denenmek üzere yeni bir sözleşme düzenlenerek
... İstasyonundan ... İstasyon Şefliği emrine
makasçı olarak naklen atandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda 1983 yılından beri aynı yerde
görev yapan davacının yakın amiri konumunda olan birinci sicil amiri
tarafından olumsuz sicil raporuna eklenen gerekçenin detaylı ve objektif nitelikte
olduğu anlaşıldığından ve bu belge, adı geçenin başka bir sicil amirinin
yanında 6 ay daha denenmek üzere naklen atanmasına ilişkin işlem için yeterli
görüldüğünden, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen idare mahkemesi
kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin
kabulüyle Gaziantep İdare Mahkemesince verilen 3.6.1997 günlü. E:1996/513. K:1997/626 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 49. maddesinin l/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin
3622 sayılı Kanunla değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen
hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen
mahkemeye gönderilmesine (T.C.DANIŞTAY Beşinci Daire Esas No: 1997/3691
Karar No: 2000/62).
12-
Memurun sicilindeki
olumsuz kanaatlerin somut olay ve belgelerle kanıtlanması gerektiği hk.
İsteğin
Özeti: Kayseri İdare Mahkemesinin 20.03.1991 günlü, E: 1990/43, K: 1991/262
sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen
incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın
Özeti: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu’nun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği
yolundadır.
Danıştay
Savcısı S.A.’nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne
sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin
1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince
verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın
bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan
nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
Gereği
düşünüldü:
Dava;
Yozgat İli, ... İlçesi Müftülüğünde memur olarak çalışmakta iken davacının
olumsuz düzenlenen 1988 yılına ait sicilinin ve bu sicile dayanılarak kademe
ilerlemesinin yaptırılmamasına ilişkin 07.12.1989 günlü 40229 sayılı işlemin
iptali istemiyle açılmıştır.
Kayseri İdare Mahkemesinin 20.03.1991 günlü E: 1990/43, K:
1991/262 sayılı kararıyla; dava konusu sicilin incelenmesinden, davacının
izinsiz olarak 25.04.1988 günü göreve gelmediği, bu sebeple davacıya birinci
sicil amiri olan müftü tarafından, izinsiz görev yerini terk etmek ve görevine
karşı ilgisiz kalmaktan uyarma cezası verildiği, aynı dönemde, sorumluluk
duygusu, görevine bağlılığı, intizam ve dikkati, disipline riayeti, iş
sahiplerine karşı tutum ve davranışı ve görevini yerine getirmede çalışkanlığı
sicil amirlerince yetersiz görüldüğünden dava konusu sicilin olumsuz
düzenlendiğinin anlaşıldığı davacının 1986 ve 1987 yıllarında da birinci sicil
amirinin yanında çalıştığı ve bu dönemlere ilişkin sicilerinin
olumlu olduğu bu durumda 1988 yılında olumsuz sicil verilmesine davacının kendi
tutum ve davranışlarının neden olduğu sonuç ve kanaatına
ulaşıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı; 25.04.1988 tarihinde görevine gelemeyişinin nedeninin
hafta sonu gittiği memleketinden dönmek için vasıta bulamaması olduğunu, bu
sebeple de kendisine disiplin cezası verildiğini, aynı nedenle sicildeki tüm
hanelerin olumsuz kanaatle doldurulmasının yerinde olmadığını, bir tek uyarı
yazısından başka herhangi bir ceza almadığını, dava konusu sicilin objektif
kanaatle düzenlenmediğini ileri sürmekte ve anılan kararın temyizen
incelenerek bozulmasını istemektedir.
Her yıl için yeniden düzenlenen ve ilgili kamu görevlisinin o
yıl içindeki kişisel yapısı ile hizmete ilişkin bilgi, beceri ve çalışmalarının
yetkili amirlerce değerlendirilmesini içeren sicil raporlarında yer alan
soruların nitelikleri itibariyle gözlem ve kanaatle dayalı cevapları
gerektirmesine ve idareye bu sorulara verilen cevapların gerçekliğini somut
bilgi ve belgelerle kanıtlama zorunluluğu yükletilememesine karşılık, sicil
raporlarının özellikle ilgilinin yürüttüğü görevdeki bilgi ve başarı düzeyi, iş
disiplini ve verimliliği gibi konularla ilgili sorularına verilen cevapların
olumsuz olması halinde bu değerlendirmeye yol açan nedenlerin ve bu olumsuzluğun
hizmete etkisinin somut olarak ortaya konulması gerektiği açıktır.
Olayda davalı idare tarafından davacının 25.04.1988 gününde
izinsiz olarak görev yerini terketmesi sebebiyle
26.04.1988 tarihinde birinci sicil amiri olan müftü tarafından uyarma cezası
verildiği dava konusu sicilin iki sicil amirince de olumsuz doldurulmuş
olmasının objektif düzenlendiğini gösterdiği ileri sürülmekte ise de; dava
konusu sicili olumsuz kılan değerlendirmelerin bir kısmının davacının dava
konusu sicil döneminde aldığı uyarma cezasıyla ilgisi bulunmadığı gibi dava
konusu sicildeki olumsuz kanaatlerin somut olay ve belgelerle kanıtlanamadığı,
ayrıca davacının 1986 ve 1987 yıllarına ait sicillerinin de olumlu olduğu
anlaşıldığından dava konusu yılda tek bir olay neden gösterilerek davacıya
olumsuz sicil verilmesinde ve bu sicile dayanılarak kademe ilerlemesi
yaptırılmamasına ilişkin dava konusu işlemde de mevzuata uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerde
davacının temyiz isteminin kabulü ile Kayseri İdare Mahkemesinin 20.03.1991
günlü, E: 1990/43, K: 1991/262 sayılı kararının 2577 sayılı İdare Yargılama
Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1/b bendi uyarınca bozulmasına, 24.02.1993
tarihinde oybirliği ile karar verildi. E.1991/2111
K.1993/794
13-
Her yıl yeniden düzenlenen ve ilgili kamu
görevlisinin o yıl içindeki çalışma, tutum ve davranışlarına ilişkin olan sicil
raporlarının; yeni yıla ilişkin somut sebep ileri sürülmeden, bir önceki yıl
sicili olumsuz olduğundan bahisle ve bir önceki yıl sicilindeki bilgi ve
belgeler esas alınarak yeni yılda da olumsuz düzenlenemeyeceği hakkında. (Danıştay 2. Daire, E:2005/319,
K:2005/1767, T:23/05/2005, DD: S:111, s.110)
14-
6 yıllık sicil notu ortalamasının kesirli çıkması
halinde, bunun tam sayıya tamamlanması gerektiği hk. ( D.I.D.G.K.,K.96-258,E.94-780,K.T:09/05/96)
15-
İki kez üst üste olumsuz
sicil alan memurların başka bir sicil amirinin emrine atanmasının 657 sayılı
yasanın 243 sayılı KHK ile değişik 120. maddesinden doğan bir zorunluluk
olduğu, ancak idarenin ilgili memurun hangi sicil amirinin emrine ve hangi ünvanla atanacağı konusunda takdir yetkisi bulunduğu.
(D.5.D. E.1987/2249, K.1987/1231)
16-
Sicilin 1. Ve 2. Sicil amirlerince
olumlu düzenlenmekle birlikte notları arasında 10 puan fark bulunması nedeniyle
görüşüne başvurulan 3. Sicil amirince olumlu sicilin olumsuz sicile
dönüştürülemeyeceği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ... Belediye Başkanlığı
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf : ...
Vekili : Av. ...
İsteğin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü,... sayılı kararının dilekçede
yazılı nedenlerle temyizenincelenerek bozulması
isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: Fadime Var
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar sonucu itibariyle hukuk
ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından
anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Zeynep Kavlak
Düşüncesi : Davacının olumsuz olarak düzenlenen 1997 yılı sicilinin
iptaline ilişkin kararın temyizen incelenerek
bozulması istenilmektedir.
İdare Mahkemesince davacı hakkında üç sicil amirince verilen notların
ortalamasının alınması gerekirken üçüncü sicil amirinin kanaatinin esas
alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu sicilin iptal
edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı idarece Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20.maddesi gereğince 1. ve
2. sicil amiri arasında not farkının 10 dan fazla
olması sebebiyle 3 sicil amirine gönderildiği ve yönetmelik gereği 3. sicil
amirince yapılan değerlendirmenin dikkate alındığı öne sürülmüştür.
Ancak Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20.maddesi ile 1. ve 2. sicil
amirleri tarafından verilen notlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve
dengenin sağlanması amaçlanmıştır. Üçüncü sicil amirinin kendisine tanınan
yetkiyi olumlu doldurulmuş bir sicili olumsuz hale getirecek biçimde
kullanmasına olanak bulunmamaktadır.
Olayda davacının birinci sicil amirince 80 ile değerlendirildiğine,
ikinci sicil amiri tarafından ise 70 not verilmiş bulunduğuna göre sadece arada
10 farkın bulunması nedeniyle gönderildiği üçüncü sicil amirince 59 not
verilmek suretiyle sicilin olumsuz biçime dönüştürülmesinde Yönetmeliğe
uyarlıktan ve takdir yetkisinin amacına uygun biçimde kullanıldığından sözedilemiyeceği açıktır.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle kararın yukarıda
belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin
gereği düşünüldü:
... Belediyesinde zabıta komiseri olarak görev yapan davacı, olumsuz
olduğu bildirilen 1997 yılı sicilinin ve bu sicilin bildirimine dair işlemin
iptali istemiyle dava açmıştır.
... İdare Mahkemesinin ... günlü,
... sayılı kararıyla; davacının 1997 yılı sicilinin
1.sicil amirince iyi, ikinci sicil amirince orta ve üçüncü sicil amirince zayıf
not verilmek suretiyle olumsuz düzenlendiği, ancak bu üç sicil amirince verilen
notların toplamının üçe bölümünün ise orta nota tekabül ettiği halde 3.sicil
amirince verilen zayıf notun sicil notu ortalaması olarak kabul edildiği, oysa
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 16.maddesi hükmü uyarınca davacı hakkında
üç ayrı sicil amirince verilen sicil notlarının ortalaması esas alınarak sicil
notunun tesbiti gerektiğinden aksi yöndeki işlemde
hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu sicil ve sicilin
bildirimine dair işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare; davacının 1997 yılı sicilinin Devlet Memurları Sicil
Yönetmeliğinin 16.maddesine göre düzenlendiğini, 1. ve 2.sicil amirinin notları
arasında 10 fark bulunduğu için 3.sicil amirinin görüşüne başvurulup onun
görüşünün esas alındığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20.maddesinde;
her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu
Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil raporlarında
yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16.madde hükümlerine göre
etkili ve geçerli olduğu, memurların sicil notunun sicil amirlerince takdir
olunan notların aritmetik ortalamasına göre tesbit
edileceği, ancak birinci ve ikinci sicil amirlerince yapılan değerlendirmelerin
memurun sicilinin olumlu veya olumsuz olmasına tesir etmesi veya ortalama sicil
notu aralarında 10 veya daha fazla fark olması halinde varsa üçüncü sicil
amirinin kanaatına müracaat edileceği ve üçüncü sicil
amirinin değerlendirmesinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, 1. ve 2.sicil amirleri tarafından
verilen notlar arasında 10 puan veya daha fazla fark olması halinde bu iki
sicil amirinin notları arasında dengenin sağlanması amacıyla 3.sicil amirinin
görüşüne başvurulması öngörülmüştür. Bu nedenle 3.sicil amirinin kendisine
tanınan bu yetkiyi olumlu doldurulmuş bir sicili olumsuz hale getirecek biçimde
kullanmasına olanak bulunmamaktadır. Olayda ise davacının
1.sicil amirince 80 puanla değerlendirilip 2.sicil amiri tarafından ise 70 puan
verilmiş bulunduğuna göre iki sicil amirinin notları arasında 10 puan fark
bulunması nedeniyle görüşüne başvurulan 3.sicil amirince 59 puan verilmek
suretiyle olumlu sicilin olumsuza dönüştürülmesinde Yönetmelik hükmüne
uyarlıktan ve takdir yetkisinin amacına uygun biçimde kullanıldığından sözedilemeyeceği açıktır.
Bu nedenle; davacının olumsuz düzenlenen 1997 yılı sicilinin ve bu sicilin
bildirimine ilişkin işlemin iptaline ilişkin kararda sonucu itibariyle hukuka
aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddine, ... İdare
Mahkemesince verilen ... günlü,
... sayılı kararın, yukarıda belirtilen gerekçe ile
sonucu itibariyle onanmasına, 31.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.12.D. E.1999/5706, K.2002/256)
17-
Memur Hakkındaki Olumsuz
Düşüncelerin Sicilin Tüm Hanelerini İlgilendirecek Şekilde Belgelendirilmesinin
Mümkün Olmadığı Durumlarda; Davalı İdarenin Sicilin Olumsuz Düzenlenmesine
Dayanak Olduğu En Az Bir Olmak Üzere Birkaç Somut Olayın İlgili Olduğu Hanenin
Dışındaki Diğer Haneleri De Etkileyip Etkileyememesi Yönünden Bir Değerlendirme
Yapılması Gerektiği Zaman Sicil Amirinin Düşüncesinde Neler Yazdığı Ve
İlgilisinin Geçmiş Yıl Sicilleri Gibi Diğer Karinelerle Birlikte Olayın Ele
Alınarak Bir Yargıya Varılması Gerektiği Hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Sivas Valiliği
Karşı Taraf : ...
İsteğin Özeti : Sivas İdare Mahkemesi'nin
20.2.2002 günlü, E:2001/273, K:2002/74 sayılı kararının dilekçede yazılı
nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden
ibarettir.
Cevabın Özeti : Cevap verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Vahit Kınalıtaş
Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı : Semra Şentürk
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen
nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden
hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının
onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin gereği düşünüldü:
Dava, Sivas İli, Doğanşar İlçesi Malmüdürlüğünde Hizmetli olan davacının,
olumsuz düzenlenen 2000 yılı sicil raporunun iptali ve olumsuz sicil nedeniyle
eksik almış olduğu ek ücretinin tazmini istemiyle açılmıştır.
Sivas İdare Mahkemesi'nin 20.2.2002 günlü, E:2001/273, K:2002/74 sayılı
kararıyla; "dava konusu işleme dayanak alınan Doğanşar Malmüdürlüğünün
18.4.2001 günlü, 156 sayılı yazısında, davacının görevini yaparken sorumluluk
duygusunun olmadığı, mesai arkadaşlarına karşı tutum ve davranışlarında kusurlu
olduğu, disipline gerekli özeni göstermediği, görevini yerine getirmede
verimsiz olduğu, borçlarını kasden ödemeyerek
hakkında yasal yollara başvurulmasına sebep olduğu ve sürekli şikayet telefonlarının geldiği, bu durumun çalışma düzenini
bozduğu, yıl boyunca kendisinde hiçbir yenilik ve gelişme görülmediği, sürekli
yalan söylediği, tasarrufa riayet etmediği, temizliğe gerekli özeni
göstermediği ve kurumun güven ve itibarını zedelediği hususlarına yer
verildiği, davacının 27.11.2000 tarihinde davalı idarenin savunmasında
belirttiği üzere borçlarını kasden ödememesi
nedeniyle kınama cezası ile cezalandırıldığı, yapmış olduğu itiraz sonucunda
davacının cezasının genel, ailevi ve sosyal durumu dikkate alınarak uyarma
cezasına çevrildiği, 1997 yılı sicilinin 82 puanla iyi, 1998 yılı sicilinin 95
puanla çok iyi, 1999 yılı sicilinin 65 puanla orta, 2000 yılı sicilinin 1.
sicil amirince 52, 2. sicil amirince 70 puanla doldurulduğu, 1 ve 2. sicil
amirlerinin verdikleri puanlar arasında 10 puandan fazla fark olması nedeniyle
3. sicil amirinin değerlendirmesinin alındığı ve sicilinin 55 puanla olumsuz
olarak doldurulduğunun anlaşıldığı; olayda, dava konusu işleme dayanak alınan
Doğanşar Malmüdürlüğü yazısında belirtilen hususlardan gözlem ve kanaate dayalı
tespitler konusunda bu durumun somut bilgi ve belgelerle kanıtlama yükümlülüğü
idareye yüklenemez ise de, gözlem ve kanaate dayalı konular dışındaki
iddiaların somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamaması nedeniyle dava konusu
işleme dayanak alınamamasının düşünülemeyeceği; davacının borçlarını kasden ödemediği ve bu nedenle uyarma cezası ile
cezalandırıldığı sabit olmakla beraber, sicilinin olumsuz olarak doldurulmasına
dayanak alınan diğer hususların somut bilgi ve belgelerle kanıtlanamaması,
sabit olan bir eylemi nedeniyle bu olaydan etkilenmeyecek sicil hanelerinin de olumsuz
olarak doldurulmasında hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle iptali ve
davacının ek ücret tazminine yönelik isteminin kabulüne mahrum kaldığı ek
ücretin davalı idarece tazminen davacıya ödenmesine
karar verilmiştir.
Davalı idare, dava konusu sicilin yetkili amirlerce ve objektif esasla
çerçevesinde doldurulduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 111.
maddesinde, Devlet memurlarının ehliyetlerinin tespitinde, kademe
ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma veya hizmetle
ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca dayanak olduğu;
113. maddesinde, sicil amirlerinin belli zamanlarda düzenleyecekleri sicil
raporlarında, memurların liyakat derecesini not esasına göre kıymetlendirerek
tespit edecekleri; 115. maddesinde, sicil amirlerinin maiyetlerindeki
memurların sicil raporları ile birlikte, bunların genel durum ve davranışları
bakımından da olumlu ve olumsuz nitelikleri, kusur ve eksiklikleri hakkında
mütalaalarını bildirecekleri; 119. maddesinde de, sicil raporlarındaki sicil
notu ortalaması 100 üzerinden 60 ve daha yukarı olanların olumlu sicil almış
sayılacağı, sicil raporlarındaki sicil notu ortalaması 60'ın altında olanların
olumsuz sicil almış sayılacağı belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 121. maddesi hükmü uyarınca çıkarılan
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 17. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporunu
doldurdukları her memuru;
a) dış görünüşü (kılık, kıyafet),
b) zeka derecesi ve kavrayış kabiliyeti,
c) azim ve sebatkarlık, dürüstlük, sır saklamada
güvenirlilik ve beşeri münasebetlerdeki başarısı,
d) alkol, kumar, vb. alışkanlıkları memuriyetle bağdaşmayacak ölçüde
sürdürme, dedikodu yapma, kıskançlık, kin tutma gibi kötü huy davranışları,
bakımından genel bir değerlendirmeye tabi tutacakları, sicil döneminde edinilen
bilgi ve müşahadelerden yararlanılarak yapılacak
değerlendirme sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve
noksanları hakkındaki düşüncelerin sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine
ait bölümüne ayrı ayrı açık ve gereğine göre kısa
veya teferruatlı olarak yazılacağı, sicil amirlerinin memurların genel durum ve
davranışları hakkındaki düşüncelerinin, not takdirlerinde dikkate alınacağı;
19. maddesinde, sicil amirlerinin sicil raporlarını itinalı, doğru ve tarafsız
bir şekilde düzenlerken, Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet sıfatının
gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir şekilde
yürütülmesini, güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin
ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alacakları; 20.
maddesinde de, her derecedeki sicil amirlerinin 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar hakkında sicil
raporlarında yaptıkları değerlendirmelerin birbirinden bağımsız ve 16 ncı madde hükümlerine göre etkili ve geçerli olduğu hükme
bağlanmıştır.
Değerlendirme bir sistem olarak, personele ilişkin uygulamaların
dayanağını oluşturmakta olup, personelin değerlendirilmesi ise; personelin
yükseltilmesi, gelecekte göstereceği gelişme potansiyeli, eğitim ihtiyaçlarının
belirlenmesi, başarı durumunun ortaya çıkması, ödüllendirilmesi, ücretinin
artırılması, görev yerinin değiştirilmesi,
görevine son verilmesi, emekliye ayrılması gibi amaçlara hizmet etmektedir.
Yukarıda belirtildiği şekilde yetkili sicil
amirlerince düzenlenen sicil raporlarının doğurduğu hukuki sonuçların ağırlığı
dikkate alındığında; her yıl için yeniden düzenlenmek suretiyle ilgili memurun
o yıl içindeki mesleki bilgisini, deneyimini, tutum ve davranışlarını ortaya
koyan ve tüm bu hususların değerlendirilmesinden sonra oluşan hukuki bir belge
niteliği taşıyan sicil raporlarında, "Sicillerin Objektifliği" ilkesi
çerçevesinde yetkili sicil amirlerinin kanaatinin oluşmasına etki eden
hususların somut bilgi ve belgeye dayandırılmasının bir zorunluluk arzedeceği tartışmasızdır.
Sicil Raporunun Sicil Amirlerinin Memurun Mesleki Ehliyeti Hakkındaki
Notları bölümünde yer alan hususların gözlem ve kanaate dayandığı ve bunların
cevaplandırılması sırasında da sicil amirlerinin memur hakkındaki olumsuz
düşüncelerini muhakkak belgelendirmesi gerektiği memur sicil hukukunun genel
ilkelerinden olup, yargısal içtihatlar da bu yöndedir.
Ancak, memur hakkındaki olumsuz düşüncelerin sicilin tüm hanelerini
ilgilendirecek şekilde her zaman belgelendirilmesi de mümkün olamamaktadır. Böylesi durumlarda, davalı idarenin sicilin olumsuz düzenlenmesine
dayanak aldığı en az bir olmak üzere birkaç somut olayın ilgili olduğu hanenin
dışındaki diğer haneleri de etkileyip etkileyememesi yönünden bir değerlendirme
yapılması gerektiği zaman, sicil amirinin düşüncesinde neler yazdığı ve
ilgilisinin geçmiş yıl sicilleri gibi diğer karinelerle birlikte olayın ele
alınarak bir yargıya varılmasının hukuka daha uygun olacağı kaçınılmazdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 2000 yılı sicilinin; 1. sicil
amirince "maliye teşkilatına yakışmayan biri olup, güvenirliği yoktur,
yetersizdir." görüşüyle 52 puanla, 2. sicil amirince "ailevi
sorunlarından dolayı sıkıntılar çekmekte ve uygun olmayan davranışlarda
bulunmaktadır." görüşüyle 70 puan ile değerlendirilmesi sonrasında, 3.
sicil amirinin takdir etmiş olduğu 55 puan esas alınarak olumsuz düzenlendiği;
bütün bu hususların yanında davalı idare savunmasında sicilin olumsuz olarak
düzenlenmesinin sebebi olarak davacının sicil amiri olan Malmüdürü Vekili
tarafından Defterdarlığa yazılan 18.4.2001 günlü, 156 sayılı yazıda bahsi geçen
ve davacının görevini yaparken sorumluluk duygusunun olmadığı, mesai
arkadaşlarına karşı tutum ve davranışlarında kusurlu olduğu, disipline gerekli
özeni göstermediği, görevini yerine getirmede verimsiz olduğu, borçlarını kasden ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına
sebep olduğu ve sürekli şikayet telefonlarının
geldiği, bu durumun çalışma düzenini bozduğu, yıl boyunca kendisinde hiçbir
yenilik ve gelişme görülmediği, sürekli yalan söylediği, tasarrufa riayet
etmediği, temizliğe gerekli özeni göstermediği ve kurumun güven ve itibarını
zedelediği gibi hususların gerekçe gösterildiği gibi, borçlarını kasden ödememesi nedeniyle kınama cezası ile
cezalandırıldığı, yapmış olduğu itiraz sonucunda cezasının genel, ailevi ve
sosyal durumu dikkate alınarak uyarma cezasına çevrildiği noktasında somut bir
olayı da ortaya koyduğu, davacının aynı eylemi 1995 yılında da işlediği yönünde
bir bilgiye de yer verildiği; öte yandan, dava konusu 2000 yılı sicilinden bir
önceki 1999 yılı sicilinin de yine aynı sicil amirince ve 65 puanla orta olarak
düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacının olumsuz olarak düzenlenen
siciline dayanak olarak gösterilen eylemi 1995 yılında da işlemiş olması ve
Doğanşar Malmüdürlüğünün söz konusu yazısında işaret edilen olumsuz tutum ve
davranışların bu eylemin doğal sonuçlarından olduğu, dava konusu sicil ile bir
önceki yıl sicili arasında açık bir farklılık olmaması ve davacının sürekli bir
performans düşüklüğü içerisinde bulunması gibi hususların birlikte
değerlendirilmesinden, dava konusu sicilin "Sicillerin Objektifliği"
ilkesi çerçevesinde düzenlendiği ve hukuka aykırı olmadığı sonucuna
varıldığından, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz
isteminin kabulüyle, Sivas İdare Mahkemesi'nce verilen 20.2.2002 günlü,
E:2001/273, K:2002/74 sayılı sayılı kararın 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca
bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası gereğince
ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere
dosyanın adı geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, 12.1.2005 tarihinde oyçokluğuyla
karar verildi.
KARŞI OY
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuka ve usule
uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, anılan
kararın onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. (D.2.D. E.2004/5642, K.2005/116)
18-
Yargı kararının uygulanması amacıyla düzenlenen sicil raporunda, Devlet
Memurları Sicil Yönetmeliğinin 20/3 maddesi uyarınca, son üç yılın aritmetik
ortalaması alınarak işlem yapılması gerektiği hk.
İsteğin
Özeti : Davalı idarede Teftiş Kurulu Başkanı olarak
görev yapan davacının, olumsuz düzenlenen 2001 yılı sicil raporunun Erzurum
İdare Mahkemesinin 13.4.2002 gün ve E:2002/285, K:2002/756 sayılı kararı ile
iptali üzerine yeniden 60 puan olarak düzenlenen 2001 yılı sicil raporunun
düşük düzenlenmesi işleminin iptali istemiyle açılan davada, Devlet memurları
hakkında düzenlenen sicil raporlarının memurların o yılki çalışmalarının ve
davranışlarının sicil amirlerince değerlendirilmesi sonucu objektif esaslara ve
hukuk kurallarına uygun olarak düzenlenmesi, menfi kısımlara ilişkin görüş ve
kanaatlerin ise somut bilgi ve belgelerle kanıtlanması gerektiğinin memur
hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin
20. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesinde; garez veya özel maksatla memur
hakkında gerçeğe aykırı değerlendirme yaptığı anlaşılan sicil amirinin
değerlendirmesi geçersiz sayılarak memur hakkında varsa diğer sicil amir veya
amirlerinin değerlendirmesine göre, yoksa o sicil döneminde son üç yılın
aritmetik ortalaması esas alınarak buna göre işlem yapılacağının belirtildiği,
olayda önceden olumsuz olarak düzenlenen 2001 yılı sicil raporunun Mahkemelerince
iptal edildiği, bu kez Mahkeme kararı uygulanarak 60 olarak düzenlenen 2001
yılı sicil raporunun sıralı sicil amirlerinden sadece biri tarafından
imzalandığı, gözlem ve kanaatlerin belirtilmediği, sadece "Mahkeme
kararına istinaden yeniden düzenlenmiştir." şerhinin düşüldüğü, ancak
yargı kararının uygulanması amacıyla düzenlenen bu raporda Yönetmeliğin
açıklanan hükmü uyarınca son üç yılın aritmetik ortalaması alınarak işlem
yapılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda Erzurum
İdare Mahkemesi'nce verilen 23.6.2004 günlü, E:2003/1323, K:2004/733 sayılı
kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek
bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın
Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
Danıştay
Tetkik Hakimi Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının
onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay
Savcısı Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince
verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi
için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden
hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının
onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin
gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların
temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. Erzurum İdare Mahkemesi'nce verilen 23.6.2004 günlü, E:2003/1323,
K-.2004/733 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını
gerektirecek bir neden de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan
kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde
bırakılmasına, 2.5.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ( D.2.D. Esas No : 2004/7863 Karar No :
2005/1552)
19-
2000 yılı içinde üç ayrı
yerde farklı sürelerde görev yapan davacının 2000 yılı sicilinin en çok süreyle
(5 ay 21 gün) yanında görev yaptığı yeni görev yeri sicil amiri tarafından
doldurulması gerektiği hk.
İsteğin Özeti : DSİ
Balıkesir Bölge Müdürlüğünde görev yapan davacının, 2000 yılı sicilinin
10.7.2000 tarihinden önce görev yaptığı kurum olan Vakıflar Bölge Müdürlüğü
tarafından olumsuz düzenlenmesi işlemi ile olumsuz sicile yaptığı itirazın
reddine ilişkin 18.12.2000 günlü işlemin iptali istemiyle açılan dava da;
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nin 13. maddesinin 1. fıkrasında, haklarında
sicil raporu düzenlenecek memurların, değerlendirilmelerini yapacak sicil
amirlerinin yanında en az altı ay çalışmış olmalarının şart olduğu; 14. maddesinde,
bir görevde altı ay veya daha fazla bir süre bulunup başka göreve atananların
sicil raporlarının bunların atanmalarından önceki sicil amirlerince
ayrıldıkları tarihi takip eden onbeş günde
doldurulacağı ve yeni görev yerlerine gönderilmek üzere ilgili makamlara teslim
edileceği hükümlerinin düzenlendiği, aynı Yönetmeliğin 3. maddesinde de, sicil
raporunun, sicil amirlerinin, mesleki ehliyetin belirlenmesini sağlayan
soruları not usulüyle, şahsiyetle ilgili konuları mütalaa şeklinde
değerlendirerek memurların mesleki ehliyetleriyle şahsi meziyet ve kusurlarını
belirledikleri form olarak tanımlandığı, sicil raporunun bu tanımı ile Sicil
Yönetmeliğinin anılan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; sicil raporunda
temel olanın, görev yeri değil sicil amiri olduğu, 14. madde hükmünden de,
memurların altı aydan daha az süre ile görev yapmaları halinde ilgili sicilin
yeni görev yerindeki sicil amirince doldurulacağının anlaşıldığı, memurun
mesleki ehliyetinin ve şahsiyetiyle ilgili değerlendirmelerin en çok süreyle
birlikte çalıştığı sicil amiri tarafından düzenlenmesinin esas olduğu, dosyanın
incelenmesinden, 1986 yılından itibaren Balıkesir Vakıflar Bölge Müdürlüğünde
görev yapan davacının, 31.3.2000 onay tarihli işlemle Diyarbakır Bölge
Müdürlüğüne atandığı ve 1.5.2000 tarihinde göreve başladığı, 10.7.2000
tarihinde de kurum değişikliği yapılarak DSİ Balıkesir Bölge Müdürlüğüne
atamasının yapıldığı, davacının 2000 yılı içinde Vakıflar Genel Müdürlüğünün
taşra teşkilatı olan Balıkesir'de 3 ay 16 gün, Diyarbakır'da 2 ay 23 gün,
Devlet Su İşleri Balıkesir Bölge Müdürlüğünde 5 ay 21 gün görev yaptığı, 2000
yılı sicilinin eski kurumu olan davalı idare tarafından olumsuz düzenlendiği,
2000 yılı içinde üç ayrı yerde farklı sürelerde görev yapan davacının, 2000 yılı
sicilinin en çok süreyle (5 ay 21 gün) yanında görev yaptığı yeni görev yeri
sicil amiri DSİ Balıkesir XXV. Bölge Müdürlüğü tarafından doldurulması
gerekirken, eski kurumun taşra teşkilatında farklı illerde farklı sicil
amirleriyle çalıştığı sürelerin toplamının altı aydan fazla olduğu nedeniyle
davalı idare tarafından olumsuz olarak düzenlenen 2000 yılı sicilinde yetki
yönünden mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptali yolunda Bursa
2. İdare Mahkemesince verilen 15.2.2002 gün ve E:2000/1582, K:2002/167 sayılı
kararın dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca
bozulması isteminden ibarettir.
TÜRK MÎLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce işin
gereği düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların
temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. Bursa 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 15.2.2002 günlü, E:2000/1582,
K:2002/167 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup,
bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi
ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı
üzerinde bırakılmasına, 8.2.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ( D.2.D. Esas No
: 2004/5882 Karar No : 2005/496)
20-
657 sayılı devlet
memurları kanununun 117. ve 118. maddeleri, olumsuz siciller konusunda
"özel" bir düzenleme getirmiş olduğundan, bu konuda açılacak
davalarda dava açma süresinin anılan maddelerdeki hükümler gözönünde
tutularak hesaplanmasının gerektiği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan
: ....
Karşı Taraf : ... Üniversitesi Rektörlüğü
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... Üniversitesinde okutman olan davacının, 2001 yılı
sicilinin olumsuz olarak düzenlenmesine ilişkin ...
Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının 17.10.2001 gün ve
2735-5049 sayılı işlemi ile bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin
Rektörlüğün 6.12.2001 gün ve 1127-06005 sayılı işleminin iptali istemiyle
açılan davada; dosyanın incelenmesinden davacıya ait 2001 yılı sicilinin
olumsuz düzenlendiğine ilişkin ... Üniversitesi
Rektörlüğünün 17.10.2001 tarih ve 2737-5049 sayılı işleminin davacıya
18.10.2001 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu işleme karşı 16.11.2001
tarihli dilekçe ile itirazda bulunduğu, itirazın 6.12.2001 tarih ve 1127-06005
sayılı işlemle reddedildiği ve bu işlemin davacıya aynı gün tebliğ edildiği,
bunun üzerine 4.2.2002 tarihinde kayda giren dilekçe ile bu davanın açıldığının
anlaşıldığı, davacının sicilinin olumsuz düzenlendiğinin bildirilmesine ilişkin
işlemin tebliğ edildiği 18.10.2001 tarihinden itibaren dava açma süresinin
başladığı ve 16.11.2001 tarihinde yapılan itiraz ile dava açma süresiin durduğu, itirazın reddine ilişkin işlemin tebliğ
tarihi olan 6.12.2001 tarihinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı
dikkate alındığında, davacının, dava konusu işlemin tebliğ tarihinden itibaren
itiraz tarihine kadar geçen 29 günlük süreyi de dava açma süresine dahil ederek
itirazın reddine ilişkin işlemin tebliğ tarihinden itibaren 60 günlük dava açma
süresinden kalan 31 günlük süre içinde en geç 7.1.2002 tarihinde (6.1.2002
tarihi hafta sonuna gelmesi nedeniyle) dava açması gerekirken 4.2.2002
tarihinde açılan bu davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı
bulunmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımı yönünden reddeden
... İdare Mahkemesinin ... gün ve ...sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi
uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği
savunulmuştur.
Danıştay Tetkik Hakimi Nihat TOKTAŞ'ın Düşüncesi :İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Münevver DEMİR'in Düşüncesi :Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen
nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı
hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir
nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının
onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık; ... Üniversitesinde okutman olan davacının, 2001 yılı
sicilinin olumsuz olarak düzenlenmesine ilişkin ...
Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının 17.10.2001 gün ve 2735-5049 sayılı işlemi ile bu işleme karşı yapılan itirazın
reddine ilişkin Rektörlüğün 6.12.2001 gün ve 1127-06005 sayılı işleminin iptali
isteminden kaynaklanmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 117. maddesinde, Devlet
Memurlarının yetersizlikleri halinde sicil raporlarında yazılı bulunan kusur ve
eksikliklerinin, uyarılmaları bakımından gizli bir yazı ile atamaya yetkili
sicil amirleri tarafından kendilerine bildirileceği; aynı Yasanın 118.
maddesinde de, 117. maddeye göre kendilerine tebligat yapılan Devlet
memurlarının buna karşı tebliğ terihinden itibaren en
çok bir ay içinde aynı amirlere itiraz edebilecekleri, atamaya yetkili
amirlerin bu itirazla ilgili kararlarını iki ay içinde ilgililere yazı ile
bildirecekleri hükümleri yer almıştır.
Sözü geçen maddelerle olumsuz içerikli sicillere itiraz, itiraz mercii ve
itirazın tabi olacağı süre yönlerinden "özel" bir düzenleme yapılmış
olduğunu vurgulamak gerekir. Kendilerine 117. madde kapsamında tebligat
yapılanlara, tebligat konusu işlemin usule ve hukuka ayrı olduğu iddiasıyla,
yasal süre içinde doğrudan doğruya iptal davası açmak ya da sözü geçen işlemin
değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir işlem yapılmasını sağlamak amacıyla
atamaya yetkili amire itirazda bulunmak seçenekleri tanınmış bulunmaktadır.
İtiraz yoluna başvurulması halinde yetkili amire, konuyu inceleyip
değerlendirmesi ve sonuçlandırması için en çok iki aylık bir süre
tanınmaktadır. Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerinde
de aynı yolda hükümlere yer verilmektedir.
117. ve 118. maddelerdeki düzenlemenin yanlızca
sicilleri kapsayan "özel" niteliğinden dolayı, 118. madde uyarınca
yapılan itirazın 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında düşünülmesine ve bu
itirazın gerek tabi olacağı süre, gerek dava süresine etkisi yönlerinden anılan
Yasanın 11. maddesine göre değerlendirilmesine olanak yoktur. Bir başka anlatımla, kendisine 117. madde uyarınca tebligat yapılan
ilgilinin tebligat konusu işleme karşı doğrudan doğruya iptal davası açmayarak
itiraz yoluna başvurması halinde 60 günlük dava süresi itirazının reddine
ilişkin işlemin tebliğ tarihinden, itirazı cevap verilmemek suretiyle
reddedilmişse iki aylık cevap süresinin bittiği tarihten itibaren işlemeye
başlayacak olup itiraza konu işlemin tebliğ tarihi ile itiraz tarihi arasında
geçen sürenin dava süresinin hesabında dikkate alınmasına, konunun
"özel" hükümlerle düzenlenmiş olması nedeniyle, yasal olanak
bulunmamaktadır.
Üniversitesinde okutman olan davacının, 2001 yılı
sicilinin olumsuz düzenlendiğinin bildirimine ilişkin işlemin 18.10.2001
tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 657 sayılı Yasanın 118. maddesinde öngörülen
bir aylık süre geçirildikten çok sonra 5.12.2001 tarihinde itirazda bulunduğu,
bu itirazının 6.12.2001 gün ve 06005 sayılı işlemle reddedildiği, bu işlemin de
aynı gün davacıya (6.12.2001 tarihinde) tebliğ edilmesi üzerine 4.2.2002
tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı dosyanın incelenmesinden
anlaşılmıştır.
Bu durumda; 2001 yılı sicilinin olumsuz
düzenlendiğinin bildirilmesine ilişkin işlemin 18.10.2001 tarihinde tebliğ
edilmesi üzerine davacının, 657 sayılı Yasanın 118. maddesinde belirtilen
"bir aylık" sürede itirazda bulunup, bu itirazın reddi halinde idari
dava açmak için öngörülen sürede (60 gün ) dava açması gerekmekte olup, itiraz
için özel hükümlerle öngörülen bir aylık sürenin geçirilmiş olması nedeniyle
altmış günlük dava açma süresinin artık bildirimin yapıldığı 18.10.2001
tarihinden itibaren başlatılmasının gerektiği dikkate alındığında, bu haliyle
de davanın süresinde açılmadığı anlaşıldığından, temyize konu mahkeme kararı
sonucu itibariyle yerinde görülmüştür.
Öte yandan, İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların
temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun
olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi
ile anılan kararın onanmasına 12.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.( D.8.D. Esas No
: 2002/1541 Karar No : 2003/1122)
21-
İlgili Yılda 3 Aylık
Fiili Çalışması Olan Ve Görevden Uzaklaştırılmış Bulunan Davacı Hakkında Dava
Konusu Yılda Yetkili Sicil Amirlerince Sicil Düzenlenebileceği Hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ?
Karşı Taraf : ? Belediye Başkanlığı,
İsteğin Özeti : Davacı,
olumsuz olarak düzenlenen 1999 yılı sicil raporunun iptali istemiyle dava
açmıştır.
Denizli İdare Mahkemesinin 17.7.2000 günlü,
E:2000/105, K:2001/758 sayılı kararıyla, dosyanın incelenmesinden; davalı
idarede memur olarak görev yapan davacının, 1997 yılında zimmet ve zimmet
vukuuna sebebiyet suçundan yargılandığı ve ? Ağır Ceza
Mahkemesinin 6.11.1997 günlü ve 1997/115 sayılı kararıyla görevi ihmal suçundan
cezalandırıldığı, 1994 ve 1995 yıllarına ait sicillerinin orta olduğu, 14 Kasım
1995 tarihinden 15 Temmuz 1998 tarihine kadar açıkta kaldığı, 1996 ve 1997
yıllar için açıkta olması nedeniyle sicil raporu düzenlenmediği, 1998 yılı
sicilinin (45) olumsuz olduğu, 22 Nisan 1999 tarihinde belediyede işi
yavaşlatma ve işi engellemek yönünde direnişe geçtiği gerekçesi ile açığa
alındığı hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı, yapılan soruşturma sonucu
getirilen teklif doğrultusunda ? Belediyesi Disiplin
Kurulunca 26.1.2000 tarihinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası verildiği ve
dosyanın İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna gönderildiği ve davacının
1999 yılı sicilinin 1 Ocak 1999 ile açığa alındığı 22 Nisan 1999 tarihini
kapsamak üzere olumsuz (40) olarak düzenlendiği, bu durumda Devlet memuru görev
ve sorumluluklarını yerine getirmediği açık olan davacıya görevde bulunduğu
süreleri kapsamak üzere düzenlenen olumsuz sicil işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı,
davacı tarafından sicil amiri yanında 6 ay çalışma koşulunun gerçekleşmediği
ileri sürülmekte ise de, Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 13/6.maddesinde,
3 ay fiilen çalışmış olmak şartıyla sicil amiri yanında çalışırken alınan
mazeret izinleri ile yıllık izinlerin ve hastalık izinlerinin hizmet içi
eğitimde geçirilen sürelerin sicil raporu düzenlenmesi için gerekli 6 aylık
süreye dahil olması, 657 sayılı Kanunun 137.
maddesinde, görevden uzaklaştırmanın Devlet kamu hizmetinin gerektirdiği hallerde
görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan
ihtiyati bir tedbir olduğunun belirtilmesi ve görevden uzaklaştırılan memurun
hak ve yükümlülüklerinin devam etmesi karşısında açıkta geçen sürelerde 6 aylık
süreye dahil olacağından, olayda fiilen 3 aydan fazla görev yapan davacı
açısından 6 aylık süre koşulunun gerçekleşmediğinin kabulüne olanak bulunmadığından,
davacı iddiasında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Davacı, belediye başkanının siyasi düşüncelerle pek
çok belediye çalışanının işine son verdiğini, olumsuz sicil düzenlemeyi
alışkanlık haline getirdiğini, hiçbir zaman işi yavaşlatmadığını ve direnişe
geçmediğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen
incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma
verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Zuhal
Öztaş
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve
dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden
de bulunmadığından anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Yaşar
Uğurlu
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında
belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın
dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını
gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare
Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci
Dairesince işin gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen
kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin
bulunması halinde mümkündür. Denizli İdare Mahkemesince
verilen 17.7.2000 günlü, E:2000/105, K:2000/758 sayılı karar ve dayandığı
gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de
bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz
giderlerinin istemde bulunan davacı üzerinde bırakılmasına, 4.12.2003 tarihinde
oybirliği ile karar verildi. ( D.12.D. Esas No
: 2001/801 Karar No : 2003/3853)
1-
Devlet memurları sicil
yönetmeliğinin 21. Maddesi gereğince yetersiz olarak değerlendirilmiş sicil
raporlarında belirtilen kusur ve noksanlıkların bildirilerek ilgilinin
uyarılmamış olması olumsuz sicilin usul yönünden iptalini gerektirmeyeceği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ? Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. ?
Karşı Taraf : ?
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : Erzurum İdare Mahkemesinin
3.5.2001 günlü, E:2001/294, K:2001/655 sayılı kararının dilekçede yazılı
nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden
ibarettir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul
ve kanuna uygun olduğu, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Zuhal Öztaş
Düşüncesi : Davacıya iki yıl sicilinin olumsuz olduğunun bildirilmesi
üzerine sözkonusu sicillerin iptali istemiyle açılan
davada davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken usul yönünden
verilen iptal kararında hukuka uyarlık bulunmamakta olup, İdare Mahkemesi
kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı : Erkan Cantekin
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen
nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı
hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir
nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının
onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin
gereği düşünüldü:
Davacı, olumsuz olarak düzenlenen 1999 ve 2000 yılı sicil raporlarının
iptali istemiyle dava açmıştır.
Erzurum İdare Mahkemesinin 3.5.2001 günlü, E:2001/294, K:2001/655
sayılı kararıyla; davalı idarede görev yapan davacı hakkında olumsuz olarak
düzenlendiği ileri sürülen iki yıllık sicil raporu nedeniyle 29.1.2001 günlü,
180 sayılı yazı ile bilgi verildiği, gerek dava dilekçesinde gerekse davalı
idare savunmasında olumsuz düzenlenen iki yıllık sicil raporlarının 1999 ve
2000 yıllarına ait olduğunun görüldüğü, Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği
uyarınca olumsuz düzenlenen bu yıla ait sicil raporlarından dolayı bildirimin,
sicil raporlarının ilgili makama teslim tarihinden itibaren bir ay içinde kusur
ve noksanlıklar da belirtilmek suretiyle yapılması gerekirken, 1999 yılı için
bu süre geçirilerek ve her iki yıl için de kusur ve noksanlıklar belirtilmeden
yapılan dava konusu edilen bildirim yazısında hukuka ve mevzuata uygunluk
bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, davacının eğitimi ve geçmiş dönemlerdeki memuriyet
hayatında şu an yürütmekte olduğu hizmetlerle ilgisi bulunmadığı işlerde
çalışması nedeniyle başarısız olduğunu, çeşitli disiplin cezaları aldığını, öne
sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen
incelenerek bozulmasını istemektedir.
Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin 21.
maddesinde, "Yetersiz olarak değerlendirilmiş bulunan memurlar, bu duruma
sebep olan kusur ve noksanlıklarını gidermeleri için sicil raporlarının,
bunların muhafazası için görevli makamlara en son teslim tarihini takip eden
bir ay içinde atamaya yetkili amirlerce gizli bir yazı ile uyarılırlar.",
22. maddesinde; 21. madde uyarınca uyarılan memurlar, uyarı yazısını tebellüğ
ettikleri tarihi takip eden 1 ay içinde atamaya yetkili amirlerine itirazda
bulunabilirler, 23. maddesinde ise, itirazlar, sadece uyarı yazısında
belirtilen kusur ve noksanlıklara karşı yazılı olarak yapılır. " hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının başarısız ve disiplinsiz olduğundan
iki yıllık sicil raporunun olumsuz düzenlendiği hususunun ?
Genel Müdürlüğü Personel ve Eğitim Daire Başkanlığının 29.1.2001 günlü, 180
sayılı yazısı ile davacıya bildirilmesi üzerine 1999 ve 2000 yılı sicil
raporlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmüş olup; davanın
konusunu; davacının olumsuz olarak düzenlenmiş 1999 ve 2000 yılı sicillerinin
iptali istemini oluşturduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yer alan yönetmelik uyarınca memurların
yetersiz olarak değerlendirilmesi halinde sicil raporlarının görevli makamlara
teslim tarihinden itibaren bir ay içinde gizli bir yazı ile uyarılacakları ve
ilgilinin de bir ay içinde uyarı yazısında belirtilen kusur ve noksanlıklara
karşı itirazda bulunabileceği hususu yer almış olup, memurların kusur ve
noksanlıkları bildirilerek uyarılması, uyarı yazısında belirtilen kusur ve
noksanlıklara karşı bir ay içinde itiraz yapılabilmesini sağlamaya yönelik
olarak düzenlenmiş olup, davacının başarısız ve disiplinsiz olduğundan bahisle
sicil raporlarının olumsuz düzenlendiğinin bildirilmesi üzerine açılan davanın
konusunu oluşturan davacının 1999 ve 2000 yıllarına ait sicillerinin
incelenerek bir karar verilmesi gerekirken 1999 yılı sicili için bir ay
geçirilerek, her iki yıl için de kusur ve noksanlıklar belirtilmeden yapılan
bildirim yazısında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle
bildirime ilişkin yazının davanın konusunu oluşturduğu esasından hareketle
işlemin iptali yolunda verilen İdare Mehkiemesi
kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Erzurum
İdare Mahkemesince verilen 3.5.2001günlü, E:2000/294,
K.2001/655 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.
maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile
değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek
yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine
4.12.2003 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacının, olumsuz olarak düzenlenen 1999 ve 2000
yılı sicil raporlarının iptali istemiyle tek dilekçe ile davaaçıldığı
anlaşılmakta olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesi uyarınca
her bir sicil için ayrı dava açılması gerekeceğinden, dava dilekçesinin reddi
gerekirken işlemin iptali yolunda verilen kararın bu gerekçe ile bozulması
gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum. ( D.12.D. Esas No
: 2001/2485 Karar No : 2003/3855)