Özel Yasa Hükümleri
1-
4357 sayılı kanunun 11.maddesi
uyarınca kurulan sandığa, 4306 sayılı kanunla getirilen düzenlemeler
"ilkokul" ve "ortaokul" ibareleri "ilköğretim
okulu" olarak değiştirildiğinden sonra, ilkokul kurumu ve ilkokul
öğretmenliği kavramlarından söz etmek olanaksız bulunduğundan, yeni bir
düzenleme yapılıncaya kadar ilköğretim okullarından görevli öğretmenlerin üye
olmaları konusunda yasal bir zorunluluk bulunmadığı hk.
İstişari düşünce istemi, 4357 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde İlkokul
Öğretmenleri Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığına üye olacakların arasında
ilkokul öğretmenlerinin de sayılmasına karşın, 4306 sayılı Kanunla ilkokul ve
ortaokul kurumlarının birleştirilerek ilköğretim kurumu olarak değiştirildiği,
bu nedenle kurum ölçüt alınarak, ilköğretim kurumlarında görevli bütün
öğretmenlerin Sandığa üye yapılıp yapılmayacağı konusunda ortaya çıkan
duraksamanın giderilmesine ilişkin bulunmaktadır.
4357 sayılı "Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin
Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin
Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve
Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun"un 11 inci maddesinde "Hükmi
şahsiyeti haiz ve Maarif Vekaletine bağlı olmak üzere (İlkokul Öğretmenleri
Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı) adı ile bir sandık kurulur.
Maarif Vekaleti bütçesinden maaş alan ilkokul öğretmenleri, ilkokul
yardımcı ve stajyer öğretmenleri, yetiştirme yurtları öğretmenleri, arızalı
çocuklara ilk tahsillerini veren müesseselerin öğretmenleri, Maarif müdürleri, ilköğretmen müfettiş ve denetmenleri,
uygulama okulu öğretmenleri, ilköğretim Umum Müdürlüğü ve maarif müdürlüklerinde
vazifeli memurlar ile Sandık işlerinde çalışan memurlar Sandığa
azadırlar." denilmektedir.
222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 9 uncu maddesinin birinci
fıkrası ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 24 üncü maddelerinde yer
alan "İlköğretim okulları,beş yıllık ilkokullar ile üç yıllık
ortaokullardan meydana gelir. İlkokulun son sınıfı bitirildiğinde ilkokul
diploması; ortaokulun son sınıfı bitirildiğinde ortaokul diploması
verilir" kuralı,4306 sayılı "İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Milli
Eğitim Temel Kanunu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun ile 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı
Kağıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı
Alınması Hakkında Kanun"la değiştirilmiş ve "İlköğretim kurumları sekiz
yıllık okullardan oluşur. Bu okullarda kesintisiz eğitim yapılır ve bitirenlere
ilköğretim diploması verilir." kuralı getirilmiştir.
Yine 4306 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle; 222, 1739 ve 3308 sayılı Kanunlarda
birlikte veya ayrı ayrı geçen "ilkokul" ile
"ortaokul" ibareleri "ilköğretim okulu" olarak
değiştirilmiştir.
Bu durumda, getirilen yeni ilköğretim sistemi karşısında, ilkokul
kurumunun kalktığını kabul etmek zorunludur. Dolayısıyla 4306 sayılı Kanunun
yürürlüğe girmesinden sonra, ilkokul kurumu ve ilkokul öğretmenliği
kavramlarından da söz etmek olanaksızdır.
Milli Eğitim Bakanlığının istişari düşünce
istemi yazısında, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun 14 üncü maddesi ve
439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri
ile ilkokul öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri
Hakkında Kanunun Ek Madde 1 hükümleri ile Talim ve Terbiye Kurulunun çeşitli
kararlarından söz edilerek; ilkokul öğretmeni unvanı kalktıktan sonra, bu
unvanın, ilköğretim okullarında görevli sınıf öğretmenlerini kapsadığı, bu
nedenle Sandığa, branşı sınıf öğretmeni olan ilköğretim öğretmenlerinin üye
olabilecekleri, diğer branş öğretmenlerinin ise üye olamayacaklarının
düşünüldüğü belirtilmektedir.
222 sayılı Kanunun "İlde İlköğretim Görevlileri" başlığını taşıyan
14 üncü maddesinin (b) bendinde, öğretmenler sınıf, branş, okul öncesi eğitim,
özel eğitim öğretmenleri ile gezici öğretmenler ve usta öğreticiler olarak
sayılmakta, 439 sayılı Kanunun Ek 1 inci maddesinde ilköğretim kurumlarında
görevli sınıf öğretmenlerinin aylıkları karşılığında haftada 18 saat, branş
öğretmenlerinin 15 saat ders okutmakla yükümlü oldukları belirtilmiş
bulunmaktadır.
Söz konusu kuralların birlikte değerlendirilmesinden, ilkokul öğretmeni
unvanının kalktığı, ilköğretim kurumunda görevli olma açısından, branş ve sınıf
öğretmenleri arasında bir fark gözetilmediği, sınıf öğretmenliği unvanının eski
ilkokul öğretmenliği unvanı anlamına geldiği konusunda da herhangi bir yasal
düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda 13.1.1943 tarihli ve 4357 sayılı Kanunla oluşturulmuş Sandığa,
16.8.1997 tarihli ve 4306 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 18.8.1997 tarihinden
sonra, ilkokul kurumu kavramı ve ilkokul
öğretmeni unvanı kaldırılmış olduğundan ilköğretim okullarında görevli öğretmenlerin
Sandığa zorunlu üye yapılmalarına yasal olanak bulunmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
Belirlenen nedenlerle, 4306 sayılı Kanunla oluşturulan ilköğretim
okullarında görevli öğretmenlerin, yeni bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar,
4357 sayılı Kanunun 11 inci maddesiyle kurulmuş "İlkokul Öğretmenleri
Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı" na üye
olmaları konusunda yasal bir zorunluluk bulunmadığı görüşüne varılarak dosyanın
Danıştay Başkanlığına sunulmasına karar verildi. (D.1.D K:1999/70 E:1999/56)
2.
Sınıf öğretmeni olan davacıya
öğretmenlik mesleği ile ilgili fiil nedeniyle 4357 sayılı yasanın 7/b maddesi
çerçevesinde ceza verilmesi gerektiğinden 657 sayılı yasanın 125/d-n maddesi
uyarınca ceza verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ?
Karşı Taraf : Konya Valiliği
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : Konya İdare Mahkemesinin 15.5.2002 günlü, E:2001/752,
K:2002/745 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen
incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Şengül Güler
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk
ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından
anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : E.Nur Necef
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen
nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı
nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme
kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin
gereği düşünüldü:
Dava; sınıf öğretmeni olan davacının; 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesi
uyarınca bir yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile
cezalandırılmasına ilişkin Konya İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunun ? günlü
kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Konya İdare Mahkemesinin 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı
kararıyla; davacının göreve başladığı tarihten itibaren yıllık, ünite ve günlük
planları yapmadığı, sınıfında günlük ünite planlarını oluşturmadığı, bu haliyle
verilen emirleri kasten yapmamak fiilinin subuta
erdiği, öte yandan, davacının daha önce disiplin cezası almış olması,
sicillerinin iyi ve çok iyi olmaması nedeniyle alt ceza uygulanması konusunda
Yasada öngörülen unsurların da oluşmadığı, bu nedenle dava konusu işlemde
hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; görevi yerine getirmeme konusunda kastının bulunmadığını, dava
konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi
kararının temyizen incelenerek bozulmasını
istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesinin 1/D fıkrasında;
kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, fiilin ağırlık derecesine göre
memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulması cezası olarak
tanımlanmış, bu fıkranın (n) bendinde de; "verilen emir ve görevleri
kasten yapmamak" fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren
fiiller arasında sayılmıştır.
4357 sayılı Hususi idareden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin
Kadrolarına, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil
Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı İle Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına
Dair Kanunun 7. maddesinin (b) bendinde; vazifelerini yapmadıkları sabit
olanlara fiillerinin mahiyet ve derecesine göre birinci defasında bir günlükten
üç günlüğe ve ikinci defasında üç günlükten on günlüğe kadar ücret veya maaş
kesimi cezası verileceği öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; Konya ? İlköğretim Okulunda Sınıf Öğretmeni
olarak görev yapan davacının, göreve başladığı 5.10.1998 tarihinden 11.6.1999
tarihine kadar sınıf ile ilgili yılık, ünite ve günlük planları yapmamak,
sınıfta ünite planlarını oluşturmamak fiillerinin, hakkında yapılan soruşturma
sonucu sübuta erdiği anlaşılmış olup, bu fiillerinin hem 4357 sayılı Yasanın
7/b.maddesinde, hem de 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesinde düzenlendiği,
ancak, bu fiil nedeniyle ilgiliye verilecek cezanın niteliğinin, her iki Yasada
farklı belirlendiği görülmektedir.
Bu duruma göre, olayda; davacının fiillerinin öğretmenlik mesleği ile
ilgili olması, 4357 sayılı Yasada meslekle ilgili bu fiiller için daha alt ceza
öngörülmüş olması karşısında davacıya anılan Yasanın 7/b maddesinin uygulanması
hakkaniyet gereği olduğundan, daha ağır ceza öngören 657 sayılı Yasanın 125/D-n
maddesinin uygulanmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Konya İdare
Mahkemesince verilen 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı kararın
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca
bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve
yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek
üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 13.12.2005 tarihinde
oyçokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Hukuk ve usule uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği
görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım. (D.1.D K:1999/70 E:1999/56)
3-
Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret
Meslek Lisesi müdür yardımcısı olarak görev yapan davacı hakkında ilköğretim
müfettişince yapılan soruşturma sonucu düzenlenen rapora göre disiplin cezası
verilemeyeceği hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ?
Karşı Taraf : Zonguldak Valiliği
İsteğin Özeti : Zonguldak İdare Mahkemesinin 31.3.2005 günlü, E:2004/962,
2005/340 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen
incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu,
ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.
maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Egemen Devrim Durmuş
Düşüncesi : Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : E.Nur Necef
Düşüncesi : Zonguldak İdare Mahkemesinin 31.3.2005 gün ve E:2004/962,
K:2005/340 sayılı kararının temyizen incelenerek
bozulması istenilmektedir.
13.8.1999 gün ve 23785 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Milli Eğitim
Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliğinin işlem tarihinde
yürürlükte bulunan 42 nci maddesinde, müfettiş ve
müfettiş yardımcılarının görev alanları düzenlenmiş olur müfettiş ve müfettiş
yardımcılarının rehberlik ve iş başında yetiştirme teftiş ve değerlendirme
inceleme, soruşturma hizmetlerine yönelik olarak;
a)İlköğretim Okulları, b)Yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar,
c)özel eğitime muhtaç çocuklar için açılmış okullar ve sınıflar, d)Okul öncesi
eğitim kurumları uygulama sınıfları ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar, e) Halk
eğitim merkezi ve akşam sanat okulları ile bunlara bağlı kurslar, f)çıraklık eğtim merkezleri, g3) Eğitim araçları ve donatım merkezi ve
akşam sanat okulu müdürlükleri h) Rehberlik ve araştırma merkezlerinde ve akşam
sanat okulu müdürlükleri, i) Öğretmen ve akşam sanat okulları, öğretmen evi,
lokalleri ve sosyal tesisleri, j) milli eğitim yayın evleri k) sağlık eğitim
merkezleri, e)hizmetici eğitim enstitüleri ve akşam
sanat okulları ile hizmetiçi eğtiim
merkezleri, m) spor ve işcilik merkezleri, n)Gençlik
ve izcilik eğitim tesisleri o) öğrencileri yetiştirme ve sınavlara hazırlama
kursları, (p) Özel eğitim kurumlarına bağlı dershane ve okullar ile her türlü
özel yaygın eğitim kursları, Diyanet İşleri Bakanlığına bağlı kur-an kursları
(s) Dernek ve Vakıflarca açılan ve Bakanlığın denetimi ve gözetimi altında
bulunan gerçek ve tüzel (şirket) kişilere ait öğrenci yurtları, (t) Valilikce denetimi uygun görülen diğer okul ve kurumların
görev alanlarının oluşturduğu hükme bağlanmıştır.
Anılan düzenleme uyarınca ilköğretim müfettişlerinin teftiş
değerlendirme, inceleme ve soruşturma yapma yetkileri yönetmelikte sayılan okul
ve kurumlarla sınırlı olup, bu kapsamda yer almayan liselerin denetimi hakkında
soruşturma yapma yetkisi Bakanlığa ait bulunmaktadır.
Yapılan açıklamalar karşısında ? Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek
Lisesinde Müdür yardımcısı olarak görev yapan davacı hakkında yetkili olmayan
ilköğretim müfettişi tarfından düzenlenen soruşturma
raporuna dayanılarak tesis edilen işlemde mevzuata uyarlık bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle aksi yöndeki mahkeme
kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin
gereği düşünüldü:
Dava, ? Ticaret Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesinde müdür
yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Yasanın 125/D-f maddesi
uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılmasına
ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Zonguldak İdare Mahkemesinin 31.3.2005 günlü, E:2004/962, K:2005/340
sayılı kararıyla; dava dosyasının incelenmesinden, davacının anasınıfı tadilatı
ile ilgili gerekli uygunluk raporu ve İl veya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden
onay yazısı gelmeden tadilat yaptığından bahisle 1702 sayılı Yasanın
20/1.maddesi uyarınca ihtar cezası, davacının görev yaptığı dönemde öğrencilere
staj yaptırılmadığı halde usulsüz staj belgesi düzenlemesi nedeniyle 657 sayılı
Kanunun 125/D-f maddesi uyarınca bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması,
okul dışında staj yapan öğrenciler için koordinatör öğretmen görevlendirme
fiilinin karşılığı olarak bir günlük maaş kesimi cezası, 2002-2003 öğretim yılı
başından itibaren üç hafta süreyle ders programını hatalı uyguladığı ve
onayladığı hususu ile ilgili olarak ta 1702 sayılı Yasanın 20/1.maddesi
uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık
görülmediğinden, davacının tevhiden 657 sayılı
Yasanın 125/D-f maddesi uyarınca 1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması
cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı
gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olarak tesis edildiğini öne
sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen
incelenerek bozulmasını istemektedir.
13.8.1999 günlü, 23785 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı
İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları Yönetmeliğinin işlem tarihinde yürürlükte
bulunan 42. maddesinde, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının görev alanları
düzenlenmiştir. Buna göre, müfettiş ve müfettiş yardımcılarının rehberlik ve iş
başında yetiştirme, teftiş ve değerlendirme, inceleme, soruşturma hizmetlerine
yönelik olarak;
a)İlköğretim Okulları,
b)Yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar,
c)Özel eğitime muhtaç çocuklar için açılmış okullar ve sınıflar,
d)Okul öncesi eğitim kurumları, uygulama sınıfları ve tamamlayıcı
sınıflar ve kurslar,
e)Halk eğitim merkezi ve akşam sanat okulları ile bunlara bağlı kurslar,
f)Çıraklık eğitim merkezleri,
g)Eğitim araçları ve donatım merkezi ve akşam sanat okulu müdürlükleri,
h)Rehberlik ve araştırma merkezlerinde ve akşam sanat okulu müdürlükleri,
i)Öğretmen ve akşam sanat okulları, öğretmen evi, lokalleri ve sosyal
tesisleri,
j)Milli eğitim yayın evleri,
k)Sağlık eğitim merkezleri,
I)Hizmetiçi eğitim enstitüleri ve akşam sanat
okulları ile hizmetiçi eğitim merkezleri,
m)Spor ve izcilik merkezleri,
n)Gençlik ve izcilik eğitim tesisleri,
o)Öğrencileri yetiştirme ve sınavlara hazırlama kursları,
p)Özel eğitim kurumlarına bağlı, dershane ve okullar ile her türlü özel
yaygın eğitim kursları,
r)Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı kur-an kursları,
s)Dernek ve vakıflarca açılan ve Bakanlığın denetimi ve gözetimi altında
bulunan gerçek ve tüzel (şirket) kişilere ait öğrenci yurtları,
t)Valilikçe denetimi uygun görülen diğer okul ve kurumların, görev
alanlarını oluşturduğu hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer alan düzenleme uyarınca İlköğretim müfettişlerinin teftiş
değerlendirme, inceleme ve soruşturma yapma yetkileri Yönetmelikte sayılan okul
ve kurumlarla sınırlı olup, bu kapsamda yer almayan liselerin denetimi hakkında
soruşturma yapma yetkisi Bakanlığa ait bulunmaktadır.Bu durumda, ... Ticaret
Meslek ve Anadolu Ticaret Meslek Lisesinde müdür yardımcısı olarak görev yapan
davacı hakkında yetkili olmayan ilköğretim müfettişi tarafından düzenlenen
soruşturma raporuna dayanılarak tesis edilen işlemde mevzuata uyarlık
görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulüyle, Zonguldak
İdare Mahkemesince verilen 31.3.2005 günlü, E:2004/962, K:2005/340 sayılı
kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası
uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı yasa ile değişik 3. fıkrası
gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar
verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 7.10.2005 tarihinde
oybirliği ile karar verildi. (D.12.D K:2005/3130 E:2005/3061)
4-
Merkez ilçedeki bir lisede öğretmen
olan davacıya 1702 sayılı kanunun 21/1. Maddesi gereğince ilçe milli eğitim
müdürünün aylık kesim cezası vermeye yetkili olmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ? Kaymakamlığı
Karşı Taraf : ?İsteğin Özeti : Dava, ? Kız Meslek Lisesi öğretmeni olarak
görev yapan davacının, 1702 sayılı Yasanın 21/1.maddesi uyarınca tevhiden on ders saati ücreti kesimi cezası ile
cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Adana 1. İdare Mahkemesinin 19.12.2000 günlü, E:2000/219, K:2000/1291
sayılı kararıyla; dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında; velilerden,
okuldaki diğer öğretmenlerden ve müdür yardımcılarından şikayet geldiği,
davacının 6.9.1999 tarihinde sabah dersi ile 13.5.1999 günü derse gelmediği,
yapılan soruşturma sonucu isnad edilen fiillerin
sübuta erdiği, soruşturma sonucu yapılan teklif uyarınca dava konusu işlemin
tesis edildiğinin anlaşıldığı, bu durumda, bizzat vali tarafından, bu olmadığı
taktirde de 657 sayılı Yasanın 126/1.maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığı
Disiplin Amirleri Yönetmeliği uyarınca merkezde disiplin amiri olan okul müdürü
ya da ilgili İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı, yoksa şube müdürü tarafından
verilmesi gerekirken İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından verilen disiplin
cezasında usul ve hukuka uyarlık görülmediği, diğer taraftan Yönetmelikte en
üst amir olarak Bakan, Müsteşar, Vali ve Kaymakamın belirtildiği, kurum
amirinin, bu anlamda en üst amir olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle dava
konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, kararın usul ve yasaya uygun olmadığını öne sürmekte ve
İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek
bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu,
bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : Egemen Devrim Durmuş
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk
ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından
anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Efser Koçakoğlu
Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden
hiçbirisine uymayıp İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve
yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte
görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının
onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin
gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile
incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.
maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Adana 1.
İdare Mahkemesince verilen 19.12.2000 günlü, E:2000/219, K:2000/1291 sayılı
karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek
bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın
onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde
bırakılmasına, 21.1.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(D.12.D K:2004/34 E:2001/2504)
5-
Halk Eğitim Merkezi Müdürü Olan
Davacıya, Yaygın Eğitim Kurumunda Görev Yapması Nedeniyle Dava Konusu Cezanın
657 Sayılı Kanuna Göre Verilmesi Gerekirken, 1702 Sayılı Kanunun 22/1 Maddesi
Gereğince Kıdem İndirilmesi Cezası Verilmesinde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı Hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ? Valiliği
Karşı Taraf : ?
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : ? İli ? İlçesi Halk Eğitim Merkezi Müdürü olarak görev
yapan davacının, 1702 sayılı Yasanın 23/1.maddesi uyarınca 1 yıl kıdem
indirilmesi cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle dava
açılmıştır.
Adana 1. İdare Mahkemesinin 20.6.2002 günlü, E:2001/2065, K:2002/1216
sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden; ? İli ? İlçesi Halk Eğitim Merkezi
Müdürü olan davacının, okuma yazma bilmeyen bir kişiye Yetişkinler 2. Kademe
Eğitimi Başarı Belgesi düzenlediği, bu fiil nedeniyle 1702 sayılı Yasanın 23/1.
maddesi uyarınca kıdem indirme cezası verilmesinin muhakkik tarafından teklifi
üzerine dava konusu işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, 1739 sayılı Yasanın
18. maddesinde, Türk Milli Eğitim sisteminin örgün eğitim ve yaygın eğitim
olmak üzere iki ana bölümden kurulacağına, örgün eğitimin okul öncesi eğitim,
temel eğitim, orta öğretim ve yüksek öğretim kurumlarını kapsadığına işaret
edildiği, yaygın eğitimin ise örgün eğitim dışındaki eğitim faaliyetlerinin
tümünü kapsadığının hükme bağlandığı, olayda davacının görev yaptığı kurumun
yaygın eğitim kurumu olması nedeniyle 657 sayılı Yasa uyarınca cezalandırılması
gerekirken 1702 sayılı Yasanın 22/1. maddesi uyarınca verilen disiplin
cezasında mevzuata uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlem iptal
edilmiştir.
Davalı idare, dava konusu işlemde hukuka ve usule aykırılık bulunmadığını
öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen
incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Demet Özen
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk
ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından
anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : Efser Koçakoğlu
Düşüncesi : İdare ve Vergi Mahkemelerince verilen kararın temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen
nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı
nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme
kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin
gereği düşünüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile
incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.
maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Adana 1.
İdare Mahkemesince verilen 20.6.2002 günlü, E:2001/2065, K:2002/1216 sayılı
karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek
bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın
onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde
bırakılmasına, 2.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
(D.12.D K:2003/3802 E:2002/5548)
6-
Özel kanunların, disiplin
suç ve cezalarına ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için, memurların
eylemlerinin ve bu eyleme verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve
açık olarak tanımlanması gerektiği, aksi halde genel kanun olan 657 sayılı
Yasa hükümlerine göre işlem tesis edilmesi gerektiği hk.
İsteğin Özeti : Denizli İdare
Mahkemesinin 18.10.1999 günlü, E:1998/129, K:1999/894 sayılı Kararının
dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması
isteminden ibarettir.
Danıştay Tetkik Hakimi
…Düşüncesi: Davacının "bir gün göreve gelmemek" eyleminin tam
karşılığının özel kanun olan 4357 sayılı Yasada bulunmaması nedeni ile 657 sayılı
Yasa hükümleri uyarınca işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından,
idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı_Düşüncesi_:Davacının
bir gün göreve gelmemesi nedeniyle 657 sayılı yasanın 125.maddesini n (c)
fıkrası (b) bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile
cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali yolundaki mahkeme kararının
bozulması istenilmektedir.
657 sayılı yasanın
125.maddesini n sondan bir önceki fıkrasında, -özel kanunların disiplin .suç
ve cezalarına ilişkin hükümleri saklı tutulmuş ise de. özel yasaların
uygulanabilmesi için memurların eylemlerinin özel yasadan tam ve açık olarak
tanımlanması gerekmektedir.
4357 sayılı yasada ise
"bir gün göreve gelmemek" eyleminin tam karşılığının bulunmadığı
anlaşıldığından davacı hakkında genel yasa olan 657 sayılı Yasa hükümlerine
göre işlem tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,
mahkemece işin esasına girilerek dava konusu disiplin cezasının 657 sayılı
yasa hükümlerine göre incelenerek bir karar verilmek üzere kararın bozulması
gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, ... İlçesi ...
İlköğretim Okulu öğretmeni olarak görev yapan davacının, 18.4.1996 tarihinde
bir gün göreve gelmediği gerekçesiyle 657 sayılı Yasanın 125/C-b maddesi
uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin
25.4.1996 gün ve 243/33 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Denizli İdare Mahkemesinin
18.10.1999 günlü, E:1998/129, K:1999/894 sayılı kararıyla: 657 sayılı Yasanın
125.maddesinde, özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin
hükümlerinin saklı olduğu hükmünün yer aldığı, bir konu hem genel kanunla hem
de özel kanunla düzenlenmiş ise, özel kanun hükümlerinin uygulanması
gerektiğinin hukukun bilinen ilkelerinden olduğu, ancak özel yasada bu konuda
düzenlenmiş bir hüküm yok ise, genel yasaya gidilmesinin mümkün olduğu,
devlet' memurluğundan çıkarma cezası dışındaki diğer cezaların öğretmenler
bakımından özel yasalarda belirlendiği ve vazifelerini yapmadıkları anlaşılan
öğretmenlerin ücret veya maaş kesilmesi cezası ile cezalandırılacaklarının kurala
bağlandığı, dava dosyasının incelenmesinden, davacının 18.4.1996 tarihinde
göreve gelmemek suretiyle derslere girmediği gerekçesi ile 657 sayılı Yasa hükümlerine
göre cezalandırıldığının anlaşıldığı, davacının söz konusu eylemi nedeni ile
hakkındaki incelemenin 4357 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılması gerekirken
657 sayılı Yasa hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde
mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı idare, 4357 sayılı
Yasada bir gün göreve.gelmemek fiilinin düzenlenmediğini, davacının eylemine
uygun disiplin suçunun tam karşılığının 657 sayılı Yasada düzenlenmesi nedeni
ile bu yasa uyarınca ceza verildiğini, işlemin hukuka uygun olduğunu öne
sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek
bozulmasını istemektedir.
Uyuşmazlık ilköğretim
okulu öğretmeni olan ve bir gün göreve gelmeyen davacının 657 sayılı Yasanın
125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin
işlemden doğmuştur.
4357 sayılı Hususi
İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve
Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler için Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai
Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanunun
7.maddesini n (b) bendinde de, vazifelerini yapmadıkları ve yapanlara güçlük
çıkardıkları, onların çalışma isteklerini sözleri ve hareketleri ile
kırdıkları, okulu ve talebeyi herhangi bir şekilde zarara uğrattıkları sabit
olanlara fiillerinin mahiyeti ve derecesine göre birinci defasında bir
günlükten üç günlüğe kadar ücret ve maaş kesim cezası verileceği hükmü düzenlendikten
sonra, son fıkrasında, bu kanunda açıklanmayan hallerin memurin kanunu
hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.
maddesinin C/b bendinde de, özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiilinin
aylıktan kesme cezasını gerektirdiği kuralı yer almıştır.
Olayda ise, ilkokul
öğretmeni olan ve ülke çapında uygulanan memur eylemine katılması nedeniyle
davacının, açılan soruşturma sonucunda özel kanun olan 4357 sayılı Yasada bir
gün göreve gelmeme fiilinin karşılığı bulunmadığı nedeniyle, bu kanunun atıfta
bulunduğu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanarak bu
Kanunun 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranına aylıktan kesme cezası ile
cezalandırıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar, 657 sayılı
Yasanın 125.maddesinin sondan bir önceki
fıkrasında. özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümleri
saklı tutulmuş ise de, özel yasaların uygulanabilmesi için memurların
eylemlerinin ve bu eyleme verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve
açık olarak tanımlanması gerekmektedir.
Yukarıda anılan 4357
sayılı Yasanın 7/b. maddesinde sayılan eylemlerin "bir gün göreve
gelmemek" eyleminin tam karşılığım oluşturmadığı açık olup davacı
hakkında genel kanun olan 657 sayılı Yasa hükümlerine göre işlem tesis
edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davacının 4357
sayılı Yasa hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiği şeklindeki idare
mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından mahkemece işin esasına
girilerek davaya konu disiplin cezasının 657 sayılı Yasa hükümlerine göre
incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle,
davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, Denizli İdare Mahkemesince verilen
18.10.1999 günlü, E.-1998/129. K:1999/894 sayılı Kararın 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin l/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı
maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3.fıkrası gereğince ve yukarıda
belirtilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı
geçen mahkemeye gönderilmesine (T.C.DANIŞTAY
Onikinci Daire Esas No: 2000/958 Karar No: 2000/4088).
7-
Özel kanunların disiplin suç ve cezalarına ilişkin
hükümlerinin uygulanabilmesi için, memurların eylemlerinin ve bu eylemlere
verilecek disiplin cezalarının özel yasada tam ve açık olarak tanımlanması
gerektiği, aksi halde genel kanun olan 657 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem
tesis edilmesi gerektiği hakkında.
(Danıştay 12. Daire, E:2000/958, K:2000/4088, T:21.11.2000, s.601)
8-
İlkokul müdürlerine
verilecek disiplin cezalarında, 657 sayılı Yasa yerine 1702 sayılı Yasanın
uygulanacağı hk.
İlkokul
müdürlerine disiplin cezası; devlet memurları yasasına göre değil ilk ve orta
tedrisat muallimlerinin terfi ve tecziyeleri hakkında kanuna göre verilmelidir.
İstemin
Özeti: ... İlkokulu eski müdürü olan davacının, 657 sayılı Yasanın 125/C-a maddesi
uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin
işlemin iptali istemiyle açılan davayı, dava dosyası ve soruşturma dosyasının
incelenmesinden, davacının okulun eski müdür yardımcısının disiplin cezası olan
gizli evrakını müdür odasında herkese göstererek onu küçük düşürmeye çalıştığı
fiilinin sübuta erdiğinin anlaşılması nedeniyle eylemine uyan disiplin cezası
ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddeden
İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 19.06.1996 gün ve 752 sayılı kararının, olayda
özel kanun olan 1702 sayılı Yasanın uygulanması gerekirken 657 sayılı Yasaya
göre ceza verildiği, müvekkilinin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun
olarak kamu hizmetini yürüttüğü öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek
bozulması istemidir.
Savunmanın
Özeti: Özel kanunda açık bir düzenleme bulunmadığından genel kanun olan 657
sayılı Yasaya göre ceza verildiği, davacının işlediği fiillerin karşılığı olan
disiplin cezası ile cezalandırılmasında mevzuata aykırılık bulunmadığı, temyiz
isteminin reddi ile mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
Danıştay
Tetkik Hakimi A.K.`nın Düşüncesi: İlkokul müdürleri
hakkında 1702 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağından 657 sayılı Yasaya göre
verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı düşünülmektedir.
Danıştay
Savcısı Y.I.`nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne
sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1.
fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince
verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın
bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan
nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk
milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık, ilkokul müdürü olan davacıya 657 sayılı Yasa hükümleri uyarınca
verilen disiplin cezasına ilişkin bulunmaktadır.
Dosyanın
incelenmesinden, davacının ilkokul müdürü olarak görevli iken okul eski
öğretmeni ve müdür yardımcısına ait disiplin cezasına ilişkin evrakı herkese
göstererek onu küçük düşürmeye çalışması fiilinin, 657 sayılı Devlet Memurları
Yasasının 125/C-a maddesindeki "kasıtlı olarak görev mahallinde
kurumlarınca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek" kapsamında
değerlendirilmesi ile 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırıldığı,
idare mahkemesince de bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın, fiilin sübut
bulduğu gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
657
sayılı Yasanın 125. maddesinin sondan 2. fıkrasında, özel kanunların disiplin
suçları ve cezalarına ilişkin hükümlerinin saklı olduğu açık ve kesin olarak
belirtilmiş bulunmaktadır.
Özel
kanun olan 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri
Hakkında Kanunun 19. maddesinde, müdür, başmuallim ve muallimlere ve ilk
tedrisat müfettişlerine suçların mahiyetine ve derecesine göre kanunda yazılı
cezaların verileceği, 22. maddesinin 1. bendinde ise, arkadaşlarına ve iş için
gelenlere fena muamele etmek fiilinin maaş kesim cezasını gerektirdiği
belirtilmiş olmakla; 1702 sayılı Yasanın ilk ve ilköğretim okulları
müdürlerinin disiplin suçları hakkında da uygulanabileceği sonucu ortaya
çıktığından, olayda, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası uygulanarak disiplin
cezası verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer
yandan, disiplin cezasına konu edilen eyleme gelince, soruşturma dosyasının
incelenmesinden, davacının eski müdür yardımcısına ait disiplin cezasına
ilişkin evrakı herkese göstererek onu küçük düşürmeye çalıştığı öne sürülüyor
ise de, soruşturma sırasında alınan ifadelerden dört öğretmenin olayı
doğrulamadığı, olayı doğrulayan öğretmenlerden birinin yazıyı görmediği,
birinin yazıyı gördüğü ancak okumadığı, birinin ise yazıyı gördüğü ancak gizli
olup olmadığını bilmediği, küçük düşürme gibi bir kanaatin oluşmadığı yolunda
ifade verdikleri anlaşılmaktadır.
Bu
durumda, davacıya ceza verilmesine neden olan "iş arkadaşlarına fena
muamele etmek" fiilinin tam olarak gerçekleşip gerçekleşmediği tanık
ifadeleri ile tesbit edilemediği gibi, ağır hizmet
kusuru da teşkil etmeyen bu fiil nedeniyle verilen disiplin cezasında hukuka
uyarlık görülmediğinden davanın reddi yolundaki mahkeme kararının bozulması
gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle,
İstanbul 6. İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar
verilmek üzere anılan mahkemeye gönderilmesine 19.12.1997 gününde oybirliği ile
karar verildi. (Danıştay 8. Daire Esas
No:1996/4273 Karar No:1997/4100)
9-
Mal beyannamesini
süresinde ve doğru olarak vermediği anlaşılan davacının disiplin cezası ile
tecziyesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı hk.
Özü:5440 sayılı Memur ve Hizmetlilerden Mal Beyannamesi Alınması
Hakkındaki Kanunun 1 inci maddesinde; devamlı veya geçici surette bir amme
vazifesi ve hizmeti gören devlet daire veya diğer her türlü amme
müesseseleriyle 3659 sayılı Kanunun şümulüne giren teşekkül ve müesseselerde
görevli, hizmetli ve vazifelilerden menkul ve gayrimenkul malları ve borçları
hakkında bir beyanname alınacağı, 2 nci maddesinde
birinci maddede belirtilen görevlilerin ilk beyanname tarihinden sonra geçecek
her beş yılda yeniden beyanname vermeye ve bu süre içinde menkul ve gayrimenkul
mallarında önemli bir değişiklik vukua geldiği takdirde bunu da bir ay içinde
ayrıca bildirmeye mecbur oldukları belirtilmiş, aynı kanunun 3 üncü maddesinin
2 nci fıkrasında da, bu hükümlere aykırı
davranışlarda bulunanlar hakkında inzibat kurul veya mercileri tarafından
gecikme sebebine ve beyanname vermeyenin durumuna göre gereken inzibati
cezalardan herhangi birinin bu cezalara mahsus sebeplere ve sıraya bağlı
olmaksızın tertip olunabileceği hükmü getirilmiştir.
Dava ve Dairemizin E: 1982/3750 sayılı dosyasına ibraz edilen
soruşturma dosyasının incelenmesinden; Tapu Sicil Muhafızı olan davacının mal
beyannamelerini süresinde ve doğru olarak vermediği, soruşturma sırasında düzenlediği
mal beyannamesinde de bir kısım varlıklarını göstermediği anlaşıldığından 657
sayılı Devlet Memurları Kanunun 125 inci maddesinin (Ç) bendi uyarınca on altı
ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesinde mevzuata aykırılık
görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle
davanın reddine ve soruşturma dosyasının iadesine 9.11.1983 gününde
oybirliğiyle karar verildi. Danıştay 3.D. Esas No: 1982/2772, Karar No:
1983/2695
10-
1-a. 4357 ve 1702 sayılı
Kanunlarda yer alan Disiplin cezalarının, 1702 Sayılı Kanunun 36, 37, 38 ve 40 ıncı maddelerde yer alan İnzibat Meclislerinin bugün
yerini almış bulunan Disiplin Kurullarınca Lazımül-icra
olarak verilip verilemeyeceği,
b. Bu Kurulların, İnzibat Meclislerine ait Özel Kanunlardan
gelen İdari ve İstişari mahiyetteki diğer yetkileri
de kullanıp kullanamayacakları,
2. 174 Sayılı Kanun Hükmündeki
Kararnamenin yetki devrine ilişkin 39 uncu maddesi karşısında:
a. Bakanın, Disiplin
cezası, yetkisini de astlarına devir edip edemeyeceği,
b. Disiplin cezalarının sicilden silinmesine
ilişkin 657 Sayılı Kanunun 2670
Sayılı Kanunla değişik 133 üncü maddesine göre; Disiplin cezasının
sicilden silinmesi yolunda atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine
sicilden silinme kararın; atamaya yetkili amir tarafından bizzat mı
kullanılacağı veya bu yetkinin devrinin de mümkün olup olamayacağı,
657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.5.1982 günlü ve 2670 sayılı Yasayla
değiştirilen 126 ve 133 üncü maddeleriyle, 13.12.1983 günlü ve 174 sayılı
Bakanlıkların kuruluş ve Görev Esasları
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39
uncu maddesinin uygulanması konusunda düşülen duraksamanın giderilmesi amacıyla
istişari düşünce
sistemine ilişkin Başbakanlığın 12.3.1984 günlü ve Kanunlar ve Kararlar
Tetkik Dairesi Başkanlığı
K.K.T.D.18/174-245/01844 sayılı yazısına ekli Milli Eğitim Gençlik ve Spor
Bakanlığının 2.3.1984 günlü ve Hukuk Müşavirliği 3755 sayılı yazısında aynen:
“657 sayılı Devlet Memurları Kanununun
disipline ilişkin hükümlerinde 2670 sayılı Kanunla değişiklikler yapılmış,
Bakanlıkların yeniden teşkilatlanması
hakkındaki 13.12.1983 tarih ve 174 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname ile de kamu yetkilerinin devrine dair hüküm
getirilmiştir.
2670 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten
önce 657 sayılı Kanunun 125 inci
maddesinin E bendinin son fıkrasında “Özel Kanunların Disiplin Suçları
ve Cezalarına ilişkin hükümleri” saklı
tutulmuş iken, aynı kanunun 126 ncı maddesinde 2670
sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonunda “Özel Kanunların Disiplin cezası vermeye
yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır.” hükmü getirilmiş,
böylece Kanunların hem disiplin suç ve cezalarına hem de disiplin cezası
vermeye yetkili amirlerle kurulların yetkileri de saklı tutulmuştur.
Bakanlığımız itibariyle Disiplin suç ve
cezaları ile Disiplin Amirleri ve Disiplin Kurullarını ihtiva eden Özel Kanunlar; 4357 ve 1702 sayılı Kanunlardır.
1.
1702
Sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında
Kanun’un 36 ncı maddesinde; Vilayet İnzibat
Meclisleri, 40 ıncı maddesinde ise Maarif
Vekaleti/İnzibat Komisyonu öngörülmüş olup, bu komisyonların gerek 4357 sayılı
Kanun, gerekse 1702 sayılı Kanunla
belirtilen “Maaş kesimi, kıdem tenzili, sınıf tenzili” gibi cezaları doğrudan
doğruya “Lazımül icra” olarak verebilecekleri, ceza
işlerinden başka bazı idari ve istişari işleri ifa
ile de yetkili oldukları belirtilmektedir.
2.
Diğer
taraftan; 657 sayılı Kanunun 134 üncü maddesinde öngörülen “Devlet Memurları
Disiplin Kurulları Yönetmeliği”nin 5.6.1974 tarih ve 14906 Sayılı Resmi
Gazetede yayınlanıp yürürlüğe girmesi üzerine eski disiplin kurullarının hukuki
varlıklarının sona erdiği de bilinen bir gerçektir.
3.
Ancak,
“Özel Kanunların Disiplin Kurullarının yetkilerinin de saklı tutulduğu”
hükmünden önce yürürlükte bulunan 5.6.1974 tarihli eski yönetmelik 2670 sayılı
Kanunla değişik 134 üncü maddede
belirtilen “Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği” ile
yürürlükten kalkmışsa da, yeni yönetmelikte “Özel Kanunlarda yer alan
kurulların yetkisine dair bir açıklık yoktur.
II. Bakanlıkların teşkilat ve görev esasları hakkında 174
sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 39 uncu maddesinde aynen “Bakan, Müsteşar
ve her kademedeki Bakanlık ve Kuruluş yöneticileri, sınırlarını açıkça
belirlemek suretiyle yetkilerimden bir kısmını astlarına devredebilirler.”
hükmü getirilmiştir.
Kanunların,
kuruluş olarak Bakanlıklara tanıdıkları yetkilerin Bakanlarca kullanılması
asıl olmakla beraber Bakan tarafından gerektiğinde bu yetkilerin diğer amirlere
devredilebilmesinin mümkün olduğu, Ancak; Kanunların Bakana tanıdığı yetkilerin
devrinin mümkün olamayacağı, İdare Hukukunun genel bir ilkesi olduğu halde,
Kanun Hükmündeki Kararnamede tasrih edilerek yer alması, Bakanın zatına
tanınan yetkilerin de devredilebileceğine imkan vermeyi mi ifade etmektedir.
Bakanlığımız Hukuk Müşavirliğinin görüşü;
1.
Kanunlarla
Bakanlığa tanınan yetkilerin devredilebileceği, Bakana atfedilen yetkilerin devredilemiyeceği,
2.
Oluşumları, görev alanları Devlet Memurları Kanununa göre
kurulan Disiplin Kurullarına uymayan Özel Kanunlardaki İnzibat Meclisleri gibi kurulların bu kanunlardan gelen yetkileri kullanamamalarının
gerektiği merkezinde ise de;
657 sayılı Kanunun 126 ncı
maddesinde 2670 sayılı Kanunla getirilen “Özel Kanunlarda year
alan Disiplin Kurullarının yetkilerinin saklı olduğu” yolundaki hükmün
uygulama niteliği olmayan bir hüküm olduğu sonucuna varılmaktadır ki, bu
durumda Kanunun saklı tuttuğu, Yani; uygulanabileceğini öngördüğü Disiplin
Kurullarının hangi yetkileridir.
III. Sonuç
olarak;
Yukarıda
belirtilen tereddütü mucip hususlar
karşısında;
1. b.
Bu Kurulların, İnzibat
Meclislerine ait Özel Kanunlardan gelen İdari ve İstişari
mahiyetteki diğer yetkileri de kullanıp kullanamayacakları,
2. 174 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin
yetki devrine ilişkin 39 uncu maddesi karşısında:
a. Bakanın, Disiplin cezası, yetkisini de
astlarına devir edip edemeyeceği,
b. Disiplin cezalarının sicilden silinmesine
ilişkin 657 Sayılı Kanunun 2670
Sayılı Kanunla değişik 133 üncü maddesine göre; Disiplin cezasının
sicilden silinmesi yolunda atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine
sicilden silinme kararın; atamaya yetkili amir tarafından bizzat mı
kullanılacağı veya bu yetkinin devrinin de mümkün olup olamayacağı hususlarında
düşülen tereddütlerin isalesi için 2575 Sayılı Danıştay Kanununun 23 üncü
maddesinin (o) bendi uyarınca konunun bir kere de Danıştayca
incelenerek gerekli mütalaanın verilmesini takdirlerinize arz ederim.”
denilmektedir.
Gereği görüşülüp düşünüldü
:
Duraksama; 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 12.5.1982 günlü ve 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 126 ve 133 üncü
maddeleriyle, 13-12.1903 günlü ve 174 sayılı Bakanlıklar Kuruluş ve Görev
Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39 uncu maddesi hükümleri
karşısında,
1- 4357 ve 1702 sayılı Yasalarda yer alan
disiplin cezalarının, bugün, 1702 sayılı Yasada öngörünüş
olan inzibat meclislerinin yerini almış bulunan disiplin kurullarınca doğrudan
doğruya, diğer bir deyişle başkaca bir makamın onayına gerek kalmaksızın verilip verilemeyeceği,
2- Bugün, 1702 sayılı Yasada öngörülmüş olan inzibat meclislerinin yerini
almış bulunan disiplin kurullarının, inzibat meclislerine ait özel kanunlardan
gelen idari ve istişari nitelikteki diğer yetkileri
de kullanıp kullanamayacakları,
3- Bakanın, disiplin cezası verse yetkisini
astlarına devredip edemeyeceği,
4- Disiplin cezasının sicilden silinmesi
yolunda atamaya yetkili amire yapılan
başvuru üzerine, sicilden silme kararının atamaya yetkili amir
tarafından mı verileceği yoksa bu yetkinin devrinin de mümkün olup olamayacağı,
hususlarına ilişkin bulunmaktadır.
657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 124-145 inci maddelerinde disiplin
cezalarına ve uygulanmalarına ilişkin hükümlere yer verilmiş, 134 üncü
maddesinde, disiplin kurullarının üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar
usulünün tüzükle düzenleneceği, 238 inci
maddesinin üçüncü fıkrasında, Kanunun 124-145 inci maddelerinin 134 üncü
maddede yazılı tüzüğün yürürlüğe konulduğu tarihte yürürlüğe gireceği, 237 nci maddesinde de bu kanunun birinci maddesi kapsamına
giren kurumlardaki memurlar hakkında, 788 sayılı Kanun ile ek ve
değişikliklerinin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, ... teşkilat kanunları
ile diğer kanunların bu kanuna aykırı hükümlerinin, ... bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihi izleyen mali yıl başından
itibaren yürürlükten kalkacağı hükme bağlanmış, geçici 20 nci
maddesinin ikinci fıkrasında ise Kanunun ...... 124-145 inci maddeleri hakkında
134 üncü maddedeki tüzük düzenlenip yürürlüğe konuluncaya kadar bu hususlara
dair yürürlükteki kanun tüzük ve yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına devam
olunacağı belirtilmiştir.
Ancak, 657 sayılı Kanunun
134 üncü sıaddesinde tüzükle düzenlenmesi öngörülen
hususlar, 8 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle yönetmeliğe bırakılmış, bu
arada, 2 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle 125 inci maddenin son fıkrasına
“özel kanunların disiplin suç ve
cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır” biçiminde bir hüküm eklendiğinden,
Devlet Memurları Disiplin Kurulları Yönetmeliğinin, 5.6.1974 gün ve 14906 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan 7/8095 sayılı
Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe girmesine değin, 4357 ve 1702 sayılı
Yasaların disiplin suç ve cezalarıyla disiplin kurullarına ilişkin hükümlerinin
uygulanması olanağı yaratılmış, 1702 sayılı Yasanın disiplin kurullarına ilişkin
hükümleri ise, 657 sayılı Yasaya aykırı hükümler olması nedeniyle 5.6.1974
gününden itibaren yürürlükten kalkmış bulunmaktadır.
Öte yandan, 657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla
değiştirilen 126 ncı maddesinde, uyarma, kınama ve
aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun
bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya
yetkili amirler tarafından verileceği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının
amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek
disiplin kurulu kararı ile verileceği, disiplin kurulu ve yüksek disiplin
kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi olmadığı, cezayı kabul ya da
reddedeceği, red halinde atamaya yetkili amirlerin
15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbest oldukları, özel
kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili
hükümlerinin saklı olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu
hükümle, disiplin kurullarına, doğrudan doğruya, diğer bir
deyişle “başkaca bir makamın onayına gerek kalmaksızın disiplin cezası verme
yetkisinin tanınmadığı, ayrıca, “özel kanunların disiplin cezası vermeye
yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır” biçimindeki yollamanın,
tamamen disiplin cezalarına ilişkin olduğu, bu kurullara özel kanunlarla
verilmiş olan idari ve istişari nitelikteki görev ve
yetkilerle ilişkisi bulunmadığı da ortadadır.
Yetki
devri konusuna gelince;
Bakanlar Kurulunca 2680 sayılı Kanunun
verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan 174 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev
Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 39 uncu ve 179 sayılı Milli
Eğitim Gençlik ve Spor Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin 57 inci maddelerinde;
“Bakan, müsteşar ve her kademedeki Bakanlık ve kuruluş yöneticileri,
sınırlarını açıkça belirlemek şartıyla yetkilerinden bir kısmını astlarına
devredebilir. Yetki devri, yetki devreden amirin sorumluluğunu kaldırmaz.”
hükmü yer almakta olup, diğer bakanlıkların kuruluş ve görevlerine ilişkin
Kanun Hükmünde Kararnamelerde de aynı hükme yer verilmiş bulunmaktadır.
Öte yandan, 657 sayılı Yasanın 2670 sayılı
Yasayla değiştirilen 124 üncü maddesinin birinci fıkrasında, disiplin amirlerinin,
kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak tayin ve tesbit edileceği, Bakanlar Kurulunca veya ortak kararla
atanan memurların, disiplin amirinin ilgili bakan olduğu, 126 ncı maddesinin birinci fıkrasında, uyarma, kınama ve
aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından verileceği, 133 üncü
maddesinde ise, Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin
cezasına çarptırılmış olan memurun uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından
5 yıl, diğer cezaların uygulanmasından 10 yıl sonra atamaya yetkili amire başvurarak,
verilmiş olan cezalarının sicil dosyasından silinmesini isteyebileceği hükme
bağlanmıştır.
Yetki
devri konusunda düşülen
duraksamanın giderilebilmesi için, yukarıda sözü edilen Kanun Hükmünde
Kararnamelerde yer alan ve bu konuda genel bir çerçeve çizen düzenlemenin
amacının ve kapsamının saptanması zorunludur.
Yetki kurallarının, dar ve özel anlamda
kamu düzenine ilişkin hükümlerden olduğu, idari işlemlerin en önemli unsurları
arasında yer aldığı, yetki unsurundaki sakatlıkların sonradan verilecek onay ya
da izinle giderilemeyeceği, bu nedenle idarenin yetki kurallarına sıkı bir
şekilde uymak zorunda bulunduğu ve yetki kurallarının dar yorum ve uygulama
yöntemlerine bağlı tutulması gerektiği idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Dar anlamda yetki unsuru denilen karar alma
yeteneği, konu, yer ve zaman itibariyle, Anayasa ve yasalarla, belli organ,
makam ve kamu görevlilerine tanınmış bir güçtür. Yetki devrinin hukuken geçerli
olabilmesi daha önce kanunda açıkça öngörülmüş buunmasına
bağlıdır. Ancak kamu hukukunda yetkiler ait olduğu organ, makam ve görevlilerce
bizzat kullanılmak üzere verildiğinden, yetki devri istisnai durumlarda söz
konusudur.
Nitekim öğretide ve Danıştay içtihatlarında
da yasayla bir makama verilmiş yetkilerin, bu makamca başka bir makama devri ya
da başka makamlarca kullanılmasına izin verilmesinin mümkün ve geçerli olmadığı
kabul edilmektedir.
Ayrıca, 2992 sayılı Adalet Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek
Kabulü Hakkında Kanunun yetki devrine ilişkin 31 inci maddesinde, “Anayasa ve
kanunlarda Bakan ve Müsteşar tarafından münhasıran kullanılması öngörülen
yetkiler devredilemez.” hükmüne yer verilmek suretiyle, sözü edilen Kanun
Hükmünde Kararnamelerde yer alan yetki devrine ilişkin düzenlemenin amaç ve
kapsamının bu çerçeve içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, yasa koyucunun
bu yoldaki iradesiyle de ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
1- 4357 ve 1702 sayılı
Yasalarda yer alan disiplin cezalarının, 1702 sayılı Yasada öngörülmüş olan
inzibat meclislerinin bugün yerini almaş bulunan disiplin kurullarınca
doğrudan doğruya verilemeyeceği,
2- 657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla
değiştirilen 126 ncı maddesinin son fıkrasında “Özel
kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri
saklıdır.” biçiminde yapılan yollamanın münhasıran disiplin cezalarının
uygulanmasına ilişkin olduğu, kurulların diğer idari ve istişari
görev ve yetkilerini kapsamına almadığı,
3- 657 sayılı Yasanın, disiplin amiri
sıfatıyla bakana tanıdığı disiplin cezası verme yetkisinin devredilemeyeceği,
4- 657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla
değiştirilen 133 üncü maddesine göre, disiplin cezasının sicilden silinmesi
yolmada atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine, yasada öngörülen
koşulların varlığının saptanması halinde, sicilden silme kararının atamaya
yetkili amir tarafından bizzat
kullanılması gerektiği bu yetkinin devrinin de mümkün olmadığı,
mütalaa kılınmakla dosyanın Danıştay Başkanlığına
sunulmasına 5.7.1984 gününde oybirliğiyle karar verildi. DANIŞTAY Birinci Daire Esas No
: 1984/72 Karar No : 1984/155
11-
a)4357 ve 1702 sayılı Yasalarda yer alan disiplin cezalarının,
1702 sayılı Yasada öngörülmüş olan inzibat meclislerinin bugün yerini almış
bulunan disiplin kurullarınca doğrudan doğruya verilemeyeceği,
b)657 sayılı Yasanın 2670 sayılı Yasayla
değiştirilen 126.maddesinin son fıkrasında “özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla
ilgili hükümleri saklıdır” biçiminde yapılan yollamanın münhasıran disiplin
cezalarının uygulanmasına ilişkin olduğu, kurulların diğer idari ve istişari görev ve yetkilerini kapsamına almadığı,
c)657 sayılı Yasanın,disiplin amiri sıfatıyla
Bakana tanıdığı disiplin cezası verme yetkisinin devredilemeyeceği,
d)Disiplin cezasının sicilden silinmesi yolunda
atamaya yetkili amire yapılan başvuru üzerine,yasada öngörülen koşulların
varlığının saptanması halinde sicilden silme kararının atamaya yetkili amir
tarafından bizzat kullanılması gerektiği,bu yetkinin devrinin de mümkün
olmadığı.(Danıştay 1.D. 05.07.1984 Esas:
1984/72 ; Karar: 1984/155)
12-
Disiplin cezası verilmesi gereken hallerde memurun işlediği
fiilin karşılığı olarak tabi olduğu özel kanunda bir düzenleme bulunmadığı
hallerde genel kanun niteliğinde olan 657 sayılı yasa hükümlerine göre işlem
yapılması gerektiği.(Danıştay
10.D.Esas:1985/2824,Karar:1987/1891)
13-
Akşam Sanat Okulu ve Halk Eğitim Merkezlerinin, yaygın eğitim
sistemi içinde bulundukları ve bu kurumlarda öğretmenlik yapan kişilere 1702
sayılı Kanunun uygulanamayacağı.(Danıştay
10.D. 10.06.1985 Esas:1985/520 ; Karar
:1985/1203)
14-
Orta dereceli okul öğretmenlerinin disiplin suçlarının,
öncelikle 1702 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği.(Danıştay İd .D .D . Gen. K.
22.02.1985 Esas:1984/124 ; Karar :
1985/5)
15-
Öğretmenlerin bağlı
bulunduğu yasada uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolu kapatılmadığından
ve bu yasada eyleme uygun ceza bulunduğundan bu cezaya karşı idari yargı yoluna
başvurulabilir.
İstemin Özeti: ...
Lisesinde Fizik Öğretmeni olarak görev yapan davacının, dersi yarım bırakarak
sınıfı ve okulu terk ettiği gerekçesiyle uyarma cezası ile cezalandırılmasına
ilişkin ... Lisesi Müdürlüğünün 04.05.1994 gün ve 410/441 sayılı işleminin
iptali istemiyle açılan davada; dava konusu uyarma cezasının 1702 sayılı Yasa
uyarınca verildiği, bu Yasanın 32. maddesinin göndermede bulunduğu 657 sayılı
Yasanın 135. maddesi uyarınca uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yoluna
gidilemeyeceği gerekçesiyle davayı incelenmeksizin reddeden Eskişehir İdare
Mahkemesinin 22.03.1995 gün ve 160 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen
incelenerek bozulması istemidir.
Savunmanın Özeti: Temyiz
isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi
A.D.`nin Düşüncesi: Temyiz istemin kabulü ile mahkeme
kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı B.K.`nın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında
belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın
dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını
gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle,
temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin
gereği görüşüldü: Uyuşmazlık, lise öğretmeni olan davacının dersi yarım
bırakarak okulu terkettiği gerekçesiyle 657 sayılı
Yasanın 125/A-b maddesi uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin
04.05.1994 gün ve 410/441 sayılı ... Lisesi Müdürlüğü işleminden doğmuştur.
Anayasanın 129. maddesi
hükmüne göre, uyarma ve kınama cezalarına ilişkin disiplin kararları yargı
denetimi dışında bırakılabilecek, bunların dışındaki disiplin kararları ise
bırakılamayacaktır.
Nitekim 657 sayılı Yasanın
135. maddesinde, disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama
cezalarına karşı sadece bir üst disiplin amirine itiraz yolu öngörülmüş,
bunların dışındaki disiplin cezalarının ise yargısal denetime tabi olduğu
belirtilmiştir.
657 sayılı Yasanın 125.
maddesinde ise, özel yasalardaki disiplin suçları ve cezalarına ilişkin
kurallar saklı tutulduğundan, 1702 sayılı Yasanın 43. maddesindeki bu yasa
uyarınca verilen disiplin cezalarının ( cezalar arasında herhangi bir ayrım
yapılmaksızın ) idari yargı denetimine tabi olduğuna ilişkin kural
geçerliliğini korumaktadır.
Bu durumda, her ne kadar
davacı tebellüğ etmemiş olsa da; dava dilekçesi ve eklerinden 1702 sayılı
Yasaya göre verildiği anlaşılan uyarma cezasına ilişkin işleme karşı açılan
davanın, anılan yasa kuralları uyarınca esastan karara bağlanması gerekirken,
mahkemece incelenmeksizin reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, öğretmen olan
davacının dersin başlamasından beş dakika sonra sınıfı ve okulu terkettiği ve bu eylemi tekerrür ettiği gerekçesiyle 1702
sayılı Yasanın 20/7. maddesi uyarınca "Tevbih" cezası ile
cezalandırılmasına ilişkin 26.05.1994 gün ve 410/516 sayılı işlemin
incelenmesinden, davacının tebellüğ etmediği uyarma cezasına ilişkin dava
konusu 410/441 sayılı işlemin, 1702 sayılı Yasa uyarınca oluşturulduğu sonucuna
varılıyorsa da; davalı idarenin temyiz dilekçesine karşı verdiği savunmaya ekli
belgelerden dava konusu uyarma cezasına ilişkin işlemin 657 sayılı Yasa
uyarınca oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının bu
eylemi ile ilgili 1702 sayılı özel Yasada kural varken, 657 sayılı genel
Yasanın uygulanması mümkün olmadığından, bu yönüyle de incelenmesi gereken
davanın incelenmeksizin reddedilmesine ilişkin mahkeme kararında hukuka uyarlık
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle
Eskişehir İdare Mahkemesi kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek
üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine 03.12.1997 gününde oybirliği ile
karar verildi. (DANIŞTAY 8. DAİRE E.
1995/5283 K. 1997/3758)
16-
Sınıf
öğretmeni olan davacıya öğretmenlik mesleği ile ilgili fiil nedeniyle 4357
sayılı yasanın 7/b maddesi çerçevesinde ceza verilmesi gerektiğinden 657 sayılı
yasanın 125/d-n maddesi uyarınca ceza verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ?
Karşı Taraf : Konya Valiliği
Vekili : Av. ?
İsteğin Özeti : Konya İdare Mahkemesinin 15.5.2002 günlü, E:2001/752,
K:2002/745 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen
incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : Şengül Güler
Düşüncesi : İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk
ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından
anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı : E.Nur Necef
Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen
nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden
hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının
onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin
gereği düşünüldü:
Dava; sınıf öğretmeni olan davacının; 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesi
uyarınca bir yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile
cezalandırılmasına ilişkin Konya İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunun ? günlü
kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Konya İdare Mahkemesinin 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı
kararıyla; davacının göreve başladığı tarihten itibaren yıllık, ünite ve günlük
planları yapmadığı, sınıfında günlük ünite planlarını oluşturmadığı, bu haliyle
verilen emirleri kasten yapmamak fiilinin subuta
erdiği, öte yandan, davacının daha önce disiplin cezası almış olması,
sicillerinin iyi ve çok iyi olmaması nedeniyle alt ceza uygulanması konusunda
Yasada öngörülen unsurların da oluşmadığı, bu nedenle dava konusu işlemde
hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; görevi yerine getirmeme konusunda kastının bulunmadığını, dava
konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi
kararının temyizen incelenerek bozulmasını
istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125.maddesinin 1/D fıkrasında;
kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, fiilin ağırlık derecesine göre
memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulması cezası olarak
tanımlanmış, bu fıkranın (n) bendinde de; "verilen emir ve görevleri
kasten yapmamak" fiili, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını
gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
4357 sayılı Hususi idareden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin
Kadrolarına, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil
Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı İle Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin
Alacaklarına Dair Kanunun 7. maddesinin (b) bendinde; vazifelerini yapmadıkları
sabit olanlara fiillerinin mahiyet ve derecesine göre birinci defasında bir
günlükten üç günlüğe ve ikinci defasında üç günlükten on günlüğe kadar ücret
veya maaş kesimi cezası verileceği öngörülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; Konya ? İlköğretim Okulunda Sınıf Öğretmeni
olarak görev yapan davacının, göreve başladığı 5.10.1998 tarihinden 11.6.1999
tarihine kadar sınıf ile ilgili yılık, ünite ve günlük planları yapmamak,
sınıfta ünite planlarını oluşturmamak fiillerinin, hakkında yapılan soruşturma
sonucu sübuta erdiği anlaşılmış olup, bu fiillerinin hem 4357 sayılı Yasanın
7/b.maddesinde, hem de 657 sayılı Yasanın 125/D-n maddesinde düzenlendiği,
ancak, bu fiil nedeniyle ilgiliye verilecek cezanın niteliğinin, her iki Yasada
farklı belirlendiği görülmektedir.
Bu duruma göre, olayda; davacının fiillerinin öğretmenlik mesleği ile
ilgili olması, 4357 sayılı Yasada meslekle ilgili bu fiiller için daha alt ceza
öngörülmüş olması karşısında davacıya anılan Yasanın 7/b maddesinin uygulanması
hakkaniyet gereği olduğundan, daha ağır ceza öngören 657 sayılı Yasanın 125/D-n
maddesinin uygulanmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Konya İdare
Mahkemesince verilen 15.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/745 sayılı kararın
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca
bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve
yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek
üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 13.12.2005 tarihinde
oyçokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Hukuk ve usule uygun bulunan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği
görüşüyle çoğunluk kararına karşıyım.(DANIŞTAY
12. DAİRE E. 2002/5797 K. 2005/4513)
17-