Mahkûmiyetin
Tecili
1-
657 sayılı Yasanın 48.
maddesinin A/5. fıkrasında 3697 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğe göre kimi
suçlardan mahkum olanların bu mahkumiyetlerinin tecil
edilmiş olmasının ilgiliye Devlet memuru olma veya bu niteliğini sürdürme hakkı
vermediği hk.
isteğin Özeti : Van idare Mahkemesinin
8.1.1992 günlü, E:1991/317, K:1992/6 sayılı kararının dilekçede yazılı
nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden
ibarettir.
Danıştay Savcısı Düşüncesi
: Temyiz
dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun
49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare
Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında
anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle,
temyiz isteminin reddiyle idare Mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay
Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, öğretmen olarak
göreve başlatılan davacının hakkında mahkûmiyet kararı bulunduğundan bahisle
görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Van idare Mahkemesinin
8.1.1992 günlü, E:
1991/317, K:1992/6 sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 3697
sayılı Yasa ile değişik 48. maddesinin 5. fıkrasında, taksirli suçlar ve
aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere ağır
hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin
şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet,
hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas
gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve
istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat
karıştırma Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamanın
Devlet memurluğuna alınmak için aranan genel şartlar arasında sayıldığı, 98.
maddesinde de memurluğa alınma koşullarından herhangi birini taşımadığının
sonradan anlaşılması halinde memurluğun sona ereceğinin hükme bağlandığı,
davacının 1990 atama döneminde yarışma ve yerleştirme sınavına girerek başarılı
olduğu, 4.12.1990 tarihinde Van ili emrine stajyer öğretmen olarak atandığı,
9.1.199i tarihinde de asıl olarak öğretmenlik görevine başladığı daha sonra
idarece yapılan incelemede davacının mahkeme kararı ile hüküm giydiğinin
saptanması üzerine Devlet memurluğu için aranan koşulları kaybettiğinden
bahisle 16.5.1991 tarihinde görevine son verildiğinin anlaşıldığı, ilgilinin
öğrenci iken okulun demirbaşında kayıtlı eşyaları çalmak suçundan yargılanarak
hüküm giydiği, ancak bu cezanın tecil edildiğinin anlaşıldığı, 657 sayılı
Yasanın 18.1.1991 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 3697 sayılı Yasa ile değişik
48. maddesinde tecil edilen hükümlerin memuriyete engel teşkil etmeyeceği
kuralı yer aldığından, yasal düzenlemenin yürürlüğünden sonra da aynı gerekçe
ile göreve son verilemeyeceği, davacının atandığı tarihte 657 sayılı Yasanın
48. maddesinde tecil edilen mahkûmiyetler için nasıl bir uygulama yapılacağına
dair açık bir hüküm bulunmadığından bu boşluğun ertelenmiş bulunan bir
mahkûmiyet hükmü nedeniyle 657 sayılı Yasanın 48/A-5. ve 98/b maddeleri
uyarınca Devlet memurunun görevine son verilemeyeceği biçiminde ve Danıştay
içtihatları Birleştirme Kurulunun 15.11.1990 günlü, E:1990/2, K:1990/2
kararıyla doldurulduğu, bu durumda davacının göreve alınması aşamasında Devlet
memurluğu için aranan koşulları taşımadığından bahisle görevine son verilmesine
gerek bu yoldaki içtihadı kararlar gerekse davaya konu işlemin tesis edildiği
16.5.1991 tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenleme karşısında hukuka
uygunluktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle göreve son verme işlemi iptal
edilmiştir.
Davalı idare, 657 sayılı
Kanunun 48. maddesinin A bendinin 3697 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrasının
18.1.1991 tarihinde yürürlüğe girdiğini, dava konusu göreve son verme işleminin
ise bu tarihten sonra olduğunu, hırsızlık suçu anılan maddede tecil
edilebilecek suçlar dışında tutulduğu gibi affa uğramış olsa bile Devlet
memurluğuna engel suçlar arasında açıkça sayıldığını, davacı hakkında tesis
edilen işlemin mevzuata uygun olduğunu ileri sürmekte ve anılan kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
idare ve Vergi Mahkemeleri
tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577
sayılı idari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden
birinin bulunması halinde mümkün olup, davalı tarafından ileri sürülen hususlar
bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
657 sayılı Yasanın 48.
maddesinin A bendinin 5. fıkrasında 18.1.1991 tarihinde yürürlüğe giren
10.1.1991 günlü, 3697 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle hırsızlık suçundan
hükümlü bulunmak tecil edilmiş yada affa uğramış olsa bile, Devlet memurluğuna
girmeye engel nedenler arasında sayılmış bulunduğundan idare Mahkemesinin 657
sayılı Yasanın 48. maddesinin 3697 sayılı Yasa ile değişik A/5. fıkrasında
tecil edilen hükümlerin memuriyete engel teşkil etmeyeceği kuralına yer
verildiği yolundaki gerekçesinde yasal düzenlemeye uyarlık bulunmamaktadır.
Bu duruma karşılık 3697
sayılı Yasa 18.1.1991 tarihinde yürürlüğe girdiğinden 657 sayılı Yasanın
48/A-5. maddesinde yapılan değişikliğin ancak bu tarihten sonra işlenecek suçlara
uygulanabileceği kuşkusuzdur. 3.5.1990 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan 1
yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına mahkûm edilen ve bu cezası tecil edilen
davacının durumunun Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15.11.1990
günlü, 1990/2 sayılı kararı kapsamında değerlendirilerek göreve son verme
işleminin iptal edilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle Van idare Mahkemesinin
8.1.1992 günlü, E:1991/317,
K:1992/6 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle
onanmasına 5.5.1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Danıştay Beşinci Daire Esas No : 1992/1561 Karar No : 1992/1301
2-
657 sayılı yasanın 48.maddesinin A/5. fıkrasında 3697 sayılı
yasa ile yapılan değişikliğe göre kimi suçlardan mahkum olanların bu
mahkumiyetlerinin tecil edilmiş olmasının ilgiliye devlet memuru olma veya bu
niteliğini sürdürme hakkı vermediği hk.(D.5.D.,05.05.1992,K:92-1301,E:92-1561
3-
18.01.1991 tarihinden
sonra işlenen suçlar bakımından 657 Sayılı Kanunun 48 nci
maddesinin (A) bendinin 5 inci fıkrasında sayılan suçlar dışındaki bir suç
nedeniyle 6 aydan fazla hapis veya ağır hapis cezası alıp, bu cezaları tecil
edilmiş olanların görevlerine dönebilecekleri hk.
657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun 3697 sayılı Kanunla değişik 48 inci maddesinin (A)
fıkrasının 5 inci bendinin uygulanmasında doğan duraksamanın giderilmesi
amacıyla istişari düşünce istemine ilişkin
Başbakanlığın 12.08.1991 günlü ve K. K. Gn. Md. 07/174-36/05078 sayılı yazısı ekinde yer alan İçişleri Bakanlığının
07.08.1991 günlü ve Hukuk Müşavirliği 81-106/1251 sayılı yazısında aynen: “657
sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinin uygulanmasıyla ilgili
olarak Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünden alınan 05.03.1991 gün ve Per. D.
Bşk. 557.91.73386 sayılı Bakanlık Makamı havaleli yazıda aynen; “15.11.1990
tarihinde kabul edilip 25.01.1991 tarih ve 20766 Sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan İçtihatları Birleştirme Kurul Kararında, tecilde suç ayrımı
yapılmayacağı ancak 657 Sayılı Kanunun 48 inci maddesindeki boşluğun
doldurulması gerektiği bildirilerek ertelenmiş bulunan bir mahkumiyet
hükmü nedeniyle 657 Sayılı Kanunun 48 ve 98/b maddeleri uyarınca devlet
memurunun görevine son verilemeyeceği, gerek ağır hapis cezasıyla mahkumiyet,
gerekse ismen sayılan suçlardan dolayı mahkumiyetler ile bu suçlardan dolayı
verilip para cezasına çevrilmiş olan bir mahkumiyetin de tecil edilmiş
bulunmasının bu karar kapsamında olduğuna karar verilmiştir.
Ancak, 657 Sayılı Kanunun
48 inci maddesinin (A) bendinin 5 inci fıkrası 10.01.1991 tarih ve 3697 sayılı
Kanun ile “Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş
hükümler hariç olmak üzere ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa
uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet,
ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref
ve haysiyet kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç
kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlar fesat karıştırma, Devlet sırlarını
açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak.” Şeklinde değiştirildiğinden
657 sayılı Kanunun 98/b maddesinin uygulanmasında tereddüte
düşülmüştür.
Genel
Müdürlüğümüzce taksirli suçlar ile 48 inci maddede ismen belirtilen suçlar
dışındaki suçlardan hükümlü bulunup, cezası tecil edilen bir memurun görevine
son verilemeyeceği ancak, suçu ne olursa olsun ağır hapis veya 6 aydan fazla
hapis ile ismi açıklanan suçlardan hükümlü bir memurun cezası tecil edilmiş
olsa bile görevine son verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Uygun görüldüğü takdirde
yazımızın görüşleri alınmak üzere Hukuk Müşavirliğine havalesini arzederim.” ile görüş istenmekle konu incelenmiş,
15.03.1991 gün ve 81-106-659 sayılı Müşavirliğimizin
aşağıdaki açıklanan görüşü Bakanlık Makamınca uygun görülerek Mahalli İdareler
Genel Müdürlüğüne havale edilmiştir.
“15.11.1990 tarihinde
kabul edilip 25.01.1991 tarih ve 20766 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurul Kararında, tecilde suç ayrımı yapılmayacağı
ancak 657 Sayılı Kanunun 48 inci maddesindeki boşluğun doldurulması gerektiği
bildirilerek ertelenmiş bulunan bir mahkumiyet hükmü
nedeniyle 657 sayılı Kanunun 48 ve 98/b maddeleri uyarınca devlet memurunun
görevine son verilemeyeceği, gerek ağır hapis cezasıyla mahkumiyet, gerekse
maddede ismen sayılan suçlardan dolayı mahkumiyetler ile bu suçlardan dolayı
verilip para cezasına çevrilmiş olan bir mahkumiyetin de tecil edilmiş
bulunmasının bu karar kapsamında olduğuna karar verilmiştir.
Ancak; 657 Sayılı Kanunun
48 inci maddesinin (A) bendinin 5 inci fıkrası 10.01.1991 tarih ve 3697 sayılı
Kanun ile “Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş
hükümleri hariç olmak üzere, ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa
uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet,
ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref
ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç,
kaçakçılık, resmi ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını
açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak” şeklinde değiştirildiğinden
657 Sayılı Kanunun 98/b maddesinin uygulanmasında tereddüte
düşülmüştür.
Genel Müdürlüğümüzce
taksirli suçlar ile 48 inci maddede ismen belirtilen şuçlar
dışındaki suçlardan hükümlü bulunup, cezası tecil edilen bir memurun görevine
son verilemeyeceği ancak, suçu ne olursa olsun ağır hapis veya 6 aydan fazla
hapis ile ismi açıklanan suçlardan hükümlü bir memurun cezası tecil edilmiş
olsa bile görevine son verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Uygun görüldüğü takdirde
yazımızın, görüşleri alınmak üzere Hukuk Müşavirliğine havalesini arzederim.” denilmektedir.
15.11.1990 tarihinde kabul
edilip 25.01.1991 tarih ve 20766 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, Danıştay
İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararında ve 20.04.1990 tarih ve 81-106/962 sayılı görüş yazımızda da belirtildiği gibi 6
aydan fazla hapis cezası alan bir memurun cezası tecil edilmiş veya paraya
çevrilmiş ise bu ceza 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinin
3409 Sayılı Kanunla değişik 5 inci fıkrasında “affa uğramış olsalar bile”
ibaresinden sonra yazılı suçlardan değilse, memurun görevine dönebileceği
görüşü verilmişti.
Halbuki 3697 Sayılı Kanunla
değiştirilen 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinin (A)
bendinin 5 inci fıkrasının yeniden düzenlemesine ilişkin Kanun “taksirli suçlar
ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere”
ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis hükmünü getirdiğinden bir memur işlediği
suç neticesinde ağır hapiş cezasıyla mahkum olduğu
takdirde cezası tecil edilse dahi memurun görevine dönemeyeceği
düşünülmektedir.
Uygun görüldüğü takdirde,
yazımızın Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne havalesini arz ederim.
Bu görüş üzerine Mahalli
İdareler Genel Müdürlüğünün Başbakanlığa (Devlet Personel Başkanlığı)
10.05.1991 gün ve P. D. Bşk. 557.91/73953 sayı ile yazdığı yazıda ise; “657
Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun değişik 48 inci maddesinin A bendi 5 inci
fıkrası; “Taksirli suçlar hariç olmak üzere ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis
veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla,
zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref
ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç,
kaçakçılık, resmi ihale ve alım-satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını
açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak” şeklinde düzenlenmişti.
Danıştay İçtihatları
Birleştirme Kurulu, 1990/2 Esas ve Karar sayısı ile bir öğretmen hakkında
anılan madde ile ilgili uygulamayı ele alarak “...ertelenmiş bulunan bir
mahkumiyet hükmü nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 ve 98/b maddesine göre Devlet Memurunun görevine son
verilemeyeceği” 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasına müteakip suçun hiç
işlenmemiş sayılacağını 15.11.1991 günlü toplantısında üye tam sayısının salt
çoğunluğu ile karar almış ve bu karar 25.01.1991 günlü Resmi Gazetede
yayınlanmıştır. (EK-1)
Yine 18.01.1991 günlü
Resmi Gazetede 3697 Sayılı Kanun yayınlanarak 657 Sayılı Devlet Memurları
Kanunu’nun 48/A-5 fıkrasını değiştirmiştir. Bu metin
incelendiği zaman ... ve
aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler (hariç olmak) üzere
ibaresini getirmiştir. (EK-2)
İlgili yazınız ile “...
bir memur ... cezası tecil
edilse dahi memurun görevine dönemeyeceği...” şeklinde görüş bildirilmiştir.
EK-1) İçtihadı Birleştirme
Kurulu Kararının 3697 Sayılı Kanunun yayınlanmasından önce görüşüldüğü de
dikkate alınmakla birlikte, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5
fıkrası 3697 Sayılı Kanunla “Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında
tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis
veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine işlenen suçlarlar,
zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı
kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti
kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç, kaçakçılık, resmi
ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurmak
suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak” şeklinde değiştirildiğinden, 657 Sayılı
Kanunun 98/b maddesinin uygulanmasında tereddüte
düşüldüğünden Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığından konu hakkında görüş
talebinde bulunulmuş, alınan 17.06.1991 gün ve 03815 sayılı cevabi yazıda; sözkonusu Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararının
3697 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yukarıda zikredilen suçları
işleyen ve cezaları tecil edilen memurlar hakkında uygulanması gerekeceği, 3697
sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra işlenen gerek taksirli suçlar gerekse
48. maddesinin A bendinin 5. fıkrasında sayılan suçların dışında kalan
suçlardan hükümlü olup da mahkumiyeti ertelenenlerin memuriyetlerinin
düşürülemeyeceği, ancak hangi suçtan olursa olsun ağır hapis veya 6 aydan fazla
hapis cezasına hüküm giyenlere mahkumiyetlerinin tecil edilmesi halinde dahi
memuriyetlerinin düşeceği bildirilmektedir.
Danıştay Başkanlığına
karar alınmak üzere gönderilmesi hususunda gereğini arz ederim.” denilerek
Danıştay Başkanlığından görüş istenmektedir.
Yukarıdaki görüş
yazılarının ışığında ise ortaya çıkan görüşleri sıralamak gerekirse;
1 - 05.03.1991 gün ve Mahalli
İdareler Genel Müdürlüğü 557.91.73386 sayılı yazısında taksirli suçlar ile 657
Sayılı Kanunun 48. maddesinde ismen belirtilen suçlar dışındaki suçlardan
hükümlü bulunup, cezası tecil edilen bir memurun görevine son verilemeyeceği,
ancak suçu ne olursa olsun ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis ile ismi
açıklanan suçlardan hükümlü bir memurun cezası tecil edilmiş olsa bile görevine
son verilmesi gerekeceği,
2 - 15.03.1991 gün ve Hukuk
Müşavirliği 81-106/659 sayılı yazısında, 15.11.1990
tarihinde kabul edilip 25.01.1991 tarih ve 20766 Sayılı Resmi Gazetede
yayınlanan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararında ve 20.04.1990
tarih ve 81-106/962 sayılı görüş yazımızda da belirtildiği gibi 6 aydan fazla
hapis cezası alan bir memurun cezası tecil edilmiş veya paraya çevrilmiş veya
paraya çevrilmiş ise bu ceza 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 46 ıncı maddesinin 3409 sayılı Kanunla değişik 5 inci
fıkrasında “Affa uğramış olsalar bile” ibaresinden sonra yazılı suçlardan
değilse, memurun görevine dönebileceği görüşü verilmişti.
Halbuki 3697 Sayılı Kanunla
değiştirilen 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci maddesinin (A)
bendinin 5 inci fıkrasının yeniden düzenlenmesine ilişkin Kanun “Taksirli
suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak
üzere ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis cezasıyla mahkum olduğu takdirde
cezası tecil edilse dahi memurun görevine dönememesi gerektiği,
3 - 10.05.1991 gün ve
Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 557.91.73953 sayılı yazılarında, Danıştay
İçtihadı Birleştirme Kurulu ertelenmiş bulunan bir mahkumiyet hükmü nedeniyle
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 ve 98/b
maddesine göre Devlet memurunun görevine son verilemeyeceği 5 yıllık zamanaşımı
süresinin dolmasına müteakip suçun hiç işlenmemiş sayılacağı,
Yine 18.01.1991 günlü
Resmi Gazetede 3697 Sayılı Kanun 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 fıkrasını değiştirmiştir. Buna göre ağır hapis veya 6
aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile maddede sayılan suçlardan
birisiyle hükümlü olmamak şartı getirilmiştir.
4 - Başbakanlık (Devlet
Personel Başkanlığı) 17.06.1991 gün ve 400-025-1
/03815 sayılı yazısında,
Tarih ve sayısı yukarıda
belirtilen Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararının ancak 3697 Sayılı
Kanunun yürürlüğe girmesinden önce suç işleyen ve cezaları tecil edilen
memurlar hakkında uygulanacaktır. 3697 Sayılı Kanunun yürürlük tarihinden
itibaren işlenen gerek taksirli suçlar ve gerekse 48 inci maddenin A bendinin
5. fıkrasında ismen sayılan suçların dışında kalan suçlardan hükümlü olupta mahkumiyeti ertelenenlerin
memuriyetlerinin düşürülemeyeceği ancak, hangi suçtan olursa olsun ağır hapis
veya 6 aydan fazla hapis cezasına hüküm giyenlerin, mahkumiyetlerinin tecil
edilmesi halinde dahi memuriyetlerin düşeceği belirtilmektedir.
5 -
Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü 12.07.1991 gün ve 557.91.74250 sayılı
yazısında, “657 Sayılı Kanunun 98/b maddesinin uygulanmasında tereddüte düşüldüğünden Başbakanlık Devlet Personel
Başkanlığından konu hakkında görüş talebinde bulunulmuş” denilerek, Başbakanlık
Devlet Personel Başkanlığının görüşünü tekrar ederek bu konunun karar alınmak
üzere Danıştay Başkanlığına gönderilmesini talep etmektedir.
BAKANLIĞIMIZ GÖRÜŞÜ:
15.11.1990 tarihinde kabul edilip 25.01.1991 tarih ve 20766 Sayılı Resmi
Gazetede yayınlanan, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararında ve
20.04.1990 tarih ve 81-106/962 sayılı görüş yazımızda da belirtildiği gibi, 6
aydan fazla hapis cezası alan bir memurun cezası tecil edilmiş veya paraya
çevrilmiş ise bu ceza 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 46 ncı maddesinin 3409 Sayılı Kanunla değişik 5 inci
fıkrasında “Affa uğramış olsalar bile”, ibaresinden sonra yazılı suçlardan değilse,memurun görevine dönebileceği görüşü verilmişti.
Bu görüşten sonra
18.01.1991 tarihinde yürürlüğe giren 3697 Sayılı Kanunla değiştirilen 657
Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A) bendinin 5. fıkrasının
yeniden düzenlenmesine ilişkin Kanun “Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar
dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere ağır hapis veya 6 aydan fazla
hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen
suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz
kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar veya istimal ve istihlak
kaçakçılığı hariç, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma,
Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak hükmünü
getirdiğinden bir memur işlediği suç neticesinde ağır hapis veya 6 aydan fazla
hapis cezasıyla mahkum olduğu takdirde cezası tecil edilse dahi memurun
görevine dönemeyeceği, 18.01.1991 tarihinden önce suç işlemiş Devlet
Memurlarının göreve dönebileceği görüşü ağırlık kazanmakta ise de, konunun bir
kere de 2575 Sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinin (e) bendi uyarınca Danıştayca incelenerek mütalaaya bağlanmasını tensip ve
takdirlerinize arz ederim.” denilmektedir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
657 Sayılı Devlet
Memurları Kanunu’nun Devlet memurluğuna alınacaklarda aranacak koşulları
düzenleyen ve 18.01.1991 günlü ve 20759 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı
gün yürürlüğe giren 3697 Sayılı Kanunla değişik 48 inci maddesinin (A) bendinin
5. fıkrası “Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş
hükümler hariç olmak üzere, ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut affa
uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet,
ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref
ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç
kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını
açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak.” hükmünü taşımaktadır. İstişari düşünce isteminin konusunu, anılan Yasanın
yürürlüğünden önce veya sonra işlenen ve maddede sayılan suçlar dışındaki bir
suç nedeniyle 6 aydan fazla hapis veya ağır hapis cezası alan bir Devlet
memurunun cezasının tecil edilmiş olmasının, görevine iadesini gerektirip
gerektirmeyeceği hususu oluşturmaktadır.
Öncelikle, yukarıda sözü
edilen Yasa değişikliğinden önceki hukuki durumun açıklanması gerekmektedir.
657 Sayılı Kanunun 48 nci maddesinin (A) bendinin 5 inci fıkrasında, 3697 Sayılı
Kanunla değiştirilmesinden önce, 3409 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe göre
“Taksirli suçlar hariç olmak üzere, ağır hapis veya 6 aydan fazla hapis veyahut
affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet,
ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık,
sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref
ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç
kaçakçılık, resmi ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını
açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak”, hükmüne yer verilmişti.
Görüldüğü gibi, maddede, sayılan suçlar veya cezalar nedeniyle hükümlü bulunan,
ancak, hükümlülüğü ertelenmiş olan kişilerin memuriyete atanma niteliklerini
kaybetmiş olup olmadıkları hususunda açık bir düzenleme yer almamaktadır. Bu
konuda verilen yargı kararları arasındaki çelişki Danıştay İçtihatları
Birleştirme Kurulunun 25.01.1991 günlü Resmi Gazetede yayımlanan E: 1990/2, K:
1990/2 sayılı kararıyla giderilmiş ve tecil müessesesinin anlam ve kapsamı
tartışılarak, tecilde suç ayırım yapılamayacağı, tecilin mahkumiyete
bağlı ehliyetsizlikleri de kapsamına aldığı ve tecil edilmiş mahkumiyete bağlı
ehliyetsizliğin deneme süresi içinde uygulanmasının mümkün olmadığı, yeni bir
suç işlemeden geçirilen deneme süresi sonunda mahkumiyet esasen vaki olmamış
sayılacağından, buna bağlı ehliyetsizliğin uygulanmasının da hiçbir zaman söz
konusu olamayacağı, bu nedenle tecil edilmiş mahkumiyet esas alınarak devlet
memurunun görevine son verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
2575 Sayılı Danıştay
Kanunu’nun 40 ncı maddesinin 4 üncü fıkrasında
belirtildiği gibi, bu kararlara Danıştay daire kurulları ile İdari Mahkemeler ve
İdare uymak zorundadır.
Bu nedenle, İçtihatları
Birleştirme Kurulu Kararına esas olan Yasa hükmünün 3697 Sayılı Kanunla değişik
şeklinin yürürlüğe girdiği 18.01.1991 tarihine kadar işlenen suçlarda, söz
konusu karar gereğince, suçun nevi veya cezanın süresi ve şekli ayırımı
yapılmadan tecil edilmiş olan tüm mahkumiyetler esas
alınarak Devlet memurlarının görevlerine son verilemeyeceği gibi, görevine son
verilmiş olanların da görevlerine döndürülmesi gerektiği tartışmasızdır.
Anılan Kanun hükmünün 3697
sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra işlenen suçlar nedeniyle ortaya
çıkan hukuki durumuna gelince:
3697
sayılı Kanun teklifinin tecil müessesesinin amacını yorumlayan gerekçesi,
Adalet Komisyonunca da aynen benimsenmiş, ancak teklife açıklık getirildiği
belirtilerek; 657 Sayılı Kanunun 48 nci maddesinin
(A) bendinin 5 nci fıkrasına “Taksirli suçlar ve”
ifadesinden sonrasına eklenmesi teklif edilen “Tecil edilmiş hükümler hariç
olmak üzere” ibaresi değiştirilerek teklif, “aşağıdaki sayılan suçlar dışında
tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere” şekliyle kabul edilmiş ve Türkiye
Büyük Millet Meclisinde de bu haliyle kanunlaşmıştır.
Sözkonusu maddede, memuriyete
atanma niteliğinin kaybı üç nedene bağlanmıştır. Bunların ilk ikisi, Türk Ceza
Kanunu’nun 12 nci maddesinde sayılan ve cezalar
arasında tanımlanan 6 aydan fazla hapis veya ağır hapis cezası ile hükümlülük,
üçüncüsü ise, maddede sayılan suçlar nedeniyle, cezanın şekli ve süresi ayrımı
yapılmadan alınan mahkumiyet hükmüdür. 3697 Sayılı
Kanun, yukarıda da belirtildiği gibi, tecil müessesesinin yargı kararları ile
de benimsenen amacına uygun bir açıklık getirilmek üzere çıkarılmıştır. Bu amaç
ile, tecil edilmiş 6 aydan fazla hapis ve ağır hapis
cezaları ile hükümlülüğü memuriyet niteliğinin kayıp nedenleri arasından
çıkarmış, ancak maddede tek tek sayılan suçlardan
hükümlülüğün tecil edilmiş dahi olsa nitelik kaybına neden olduğunu açıkça
belirtmiştir.
Sonuç olarak, 18.01.1991
tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle verilen tecil edilmiş mahkumiyetlerin,
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı karşısında, cezanın süresi veya
şekli, suçun nevi ayrımı yapılmadan Devlet memurunun görevine son verilmesini
gerektirmeyeceği, bu şekilde görevine son verilenlerin de görevlerine
dönebileceği, 3697 Sayılı kanunun yürürlüğe girdiği 18.01.1991 tarihinden sonra
işlenen suçlarda ise, 657 Sayılı Kanunun 48 nci
maddesinin (A) bendinin 5 inci fıkrasında sayılan suçlar dışındaki bir suç
nedeniyle 6 aydan fazla hapis veya ağır hapis cezası alıp, bu cezaları tecil edilmiş
olanların görevlerine dönebilecekleri yolunda görüş bildirilmesine ve dosyanın
Danıştay Başkanlığına sunulmasına, 09.10.1991 gününde oybirliğiyle karar
verildi E:.1991/130
K.1991/301
4-
Hırsızlık suçundan hükümlü
bulunmak tecil edilmiş ya da affa uğramış olsa bile, devlet memurluğuna girmeye
engel nedenlerdendir.
İsteğin
Özeti: Van İdare Mahkemesinin 08.01.1992 günlü, E: 1991/317, K: 1992/6 sayılı
kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen
incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
Savunmanın
Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay
Tekkik Hakimi: E.S.
Danıştay
Savcısı S.E.`nin Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne
sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun
49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp İdare
Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında
anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan
nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle İdare Mahkemesi kararının onanmasının
uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk
Milleti Adına Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, öğretmen olarak göreve başlatılan davacının hakkında mahkumiyet kararı
bulunduğundan bahisle görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle
açılmıştır.
Van
İdare Mahkemesinin 08.01.1992 günlü, E: 1991/317, K: 1992/6 sayılı kararıyla;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu`nun 3697 sayılı
Yasa ile değişik 48. maddesinin 5. fıkrasında, taksirli suçlar ve aşağıda
sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere ağır hapis veya
6 aydan fazla hapis veyahut affa uğramış olsalar bile Devletin şahsiyetine
karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık,
dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz
kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak
kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma
Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamanın Devlet
memurluğuna alınmak için aranan genel şartlar arasında sayıldığı, 98.
maddesinde de memurluğa alınma koşullarından herhangi birini taşımadığının
sonradan anlaşılması halinde memurluğun sona ereceğinin hükme bağlandığı,
davacının 1990 atama döneminde yarışma ve yerleştirme sınavına girerek başarılı
olduğu, 04.12.1990 tarihinde Van İli emrine stajyer öğretmen olarak atandığı,
09.01.1991 tarihinde de asıl olarak öğretmenlik görevine başladığı daha sonra
idarece yapılan incelemede davacının mahkeme kararı ile hüküm giydiğinin
saptanması üzerine Devlet memurluğu için aranan koşulları kaybettiğinden
bahisle 16.05.1991 tarihinde görevine son verildiğinin anlaşıldığı, ilgilinin
öğrenci iken okulun demirbaşında kayıtlı eşyaları çalmak suçundan yargılanarak
hüküm giydiği, ancak bu cezanın tecil edildiğinin anlaşıldığı, 657 sayılı
Yasanın 18.01.1991 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 3697 sayılı Yasa ile
değişik 48. maddesinde tecil edilen hükümlerin memuriyete engel teşkil
etmeyeceği kuralı yer aldığından, yasal düzenlemenin yürürlüğünden sonra da aynı
gerekçe ile göreve son verilemeyeceği, davacının atandığı tarihte 657 sayılı
Yasanın 48. maddesinde tecil edilen mahkumiyetler için nasıl bir uygulama
yapılacağına dair açık bir hüküm bulunmadığından bu boşluğun ertelenmiş bulunan
bir mahkumiyet hükmü nedeniyle 657 sayılı Yasanın 48/A-5 ve 98/b maddeleri
uyarınca Devlet memurunun görevine son verilemeyeceği biçiminde ve Danıştay
İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15.11.1990 günlü, E: 1990/2, K: 1990/2
kararıyla doldurulduğu, bu durumda davacının göreve alınması aşamasında Devlet
memurluğu için aranan koşulları taşımadığından bahisle görevine son verilmesine
gerek bu yoldaki içtihadi kararlar gerekse davaya
konu işlemin tesis edildiği 16.05.1991 tarihinde yürürlükte bulunan yasal
düzenleme karşısında hukuka uygunluktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle göreve
son verme işlemi iptal edilmiştir.
Davalı
idare, 657 sayılı Kanunun 48. maddesinin A bendinin 3697 sayılı Yasa ile
değişik 5. fıkrasının 18.01.1991 tarihinde yürürlüğe girdiğini, dava konusu
göreve son verme işleminin ise bu tarihten sonra olduğunu, hırsızlık suçu
anılan maddede tecil edilebilecek suçlar dışında tutulduğu gibi affa uğramış
olsa bile Devlet memurluğuna engel suçlar arasında açıkça sayıldığını, davacı
hakkında tesis edilen işlemin mevzuata uygun olduğunu ileri sürmekte ve anılan
kararın temyizen incelenerek bozulmasını
istemektedir.
İdare
ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek
bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun
49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup,
davalı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
657
sayılı Yasanın 48. maddesinin A bendinin 5. fıkrasında 18.01.1991 tarihinde
yürürlüğe giren 10.01.1991 günlü, 3697 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle
hırsızlık suçundan hükümlü bulunmak tecil edilmiş ya da affa uğramış olsa bile,
Devlet memurluğuna girmeye engel nedenler arasında sayılmış bulunduğundan İdare
Mahkemesinin 657 sayılı Yasanın 48. maddesinin 3697 sayılı Yasa ile değişik
A/5. fıkrasında tecil edilen hükümlerin memuriyete engel teşkil etmeyeceği
kuralına yer verildiği yolundaki gerekçesinde yasal düzenlemeye uyarlık
bulunmamaktadır.
Bu
duruma karşılık 3697 sayılı Yasa 18.01.1991 tarihinde yürürlüğe girdiğinden 657
sayılı Yasanın 48/A-5. maddesinde yapılan değişikliğin ancak bu tarihten sonra
işlenecek suçlara uygulanabileceği kuşkusuzdur. 03.05.1990 tarihinde işlediği
hırsızlık suçundan 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına mahkum edilen ve bu cezası
tecil edilen davacının durumunun Danıştay İçtihadları
Birleştirme Kurulunun 15.11.1990 günlü, 1990/2 sayılı kararı kapsamında
değerlendirilerek göreve son verme işleminin iptal edilmesinde hukuka aykırılık
görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle
Van İdare Mahkemesinin 08.01.1992 günlü, E: 1991/317, K: 1992/6 sayılı
kararının yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanmasına
05.05..1992 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (D.5.D.E. 1992/1561 K. 1992/1301)