Göreve Son Verme-Devlet Memurluğundan Çıkarma
1-
Görevi kötüye kullanmaktan aldığı 1 yıl süreli hapis cezası
para cezasına çevrilen davacının görevine son verilemeyeceği hk.(D.12.D.,28.10.1997,K:97-2432,E:95-7236)
2-
Katıldığı programı bitirmediği halde, yanlış beyanda bulunarak
memuriyete atanan davacının görevine son verilmesinde hukuka aykırılık
bulunmadığı hk.(D.12.D.,08.10.1997,K:97-2064,E:97-632)
3-
657 sayılı yasanın
131. maddesine göre memurun ceza yasasına göre mahkum olması yada olmamasının
disiplin cezasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği, disiplin hükümleri
bakımından memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikte ve derecede yüz
kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğu anlaşılan davacıya adli yargıda
suç sayılan fiili nedeniyle delil yetersizliğinden beraat etmiş olduğuna
bakılmaksızın devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesinde hukuka aykırılık
bulunmadığı hk.
Polis memuru olan davacıya ... Emniyet Müdürlüğü,
Özel Hareket Şube Müdürlüğünde görev yaptığı sırada, çalıntı otoyu bilerek
elinde bulundurmak, satma girişiminde bulunmak ve sahtecilik suçundan dolayı
verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasına ilişkin 25.9.1996 gülü, 38 sayılı
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu Kararının iptali ile açıkta geçen
sürelere ilişkin tüm maddi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi
istemiyle dava açılmıştır.
... İdare Mahkemesi 20.5.1999 günlü, E:1997/102, K:1999/570 sayılı kararıyla,
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin Devlet Memurluğundan
Çıkarma başlıklı E bendinin (g) fıkrasında "Memurluk sıfatı ile
bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde
bulunmak" fiiline yer verildiği, polis memuru olan davacının ... Emniyet
Müdürlüğü, Özel Hareket Şube Müdürlüğünde görevli bulunduğu sırada, Haluk Demir
isimli polis memuru ile birlikte 13.7.1995 tarihinde İstanbul'dan çalınan ...
plakalı Doğan SLX oto ile 23.4.1995 tarihinde çalınan ... plakalı Tempra SXA marka otomobillerin çalıntı olduklarını
bildikleri halde ellerinde bulundurdukları, söz konusu otoları kendi çabaları
ve akrabaları aracılığı ile satma girişiminde bulundukları, otolar ele
geçirildiğinde belgelerinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine yapılan
soruşturma sonucunda fiillerinin sübuta erdiği gerekçesi ile dava konusu
işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davacının eyleminin adli yönünün
bulunması ve davacı hakkında verilen lüzum-u muhakeme kararı gereğince
yargılandığı ... Asliye Ceza Mahkemesinde, ... sayılı kararla üzerine atılı
fiiller hakkında hiçbir delil elde edilemediği, fiillerinin sübuta ermediği
gerekçesi ile beraat ettiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla davacı
hakkında verilen Devlet memurluğundan çıkarma cezasının dayanağı kalmadığından
verilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu
işlemin iptaline, davacının dava konusu işlem nedeniyle açıkta geçirdiği
sürelere ilişkin parasal haklarının davanın açıldığı 8.2.1997 tarihinden
itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak
davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Temyiz incelemesi aşamasında Danıştay Onikinci Dairesi 14.5.2001 günlü, E:1999/3673, K:2001/2095
sayılı kararıyla, 657 sayılı Yasanın 125/E-g maddesinde; memurluk sıfatı ile
bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde
bulunmanın Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil olarak kabul
edildiği, aynı Yasanın 131. maddesinde de memurun ceza kanununa göre mahkum
olması ya da olmamasının ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel teşkil
etmeyeceğinin belirtildiği, davacının ... Emniyet Müdürlüğü, Özel Hareket Şube
Müdürlüğünde görevli bulunduğu sırada, ... isimli polis memuru ile birlikte
İstanbul'da çalınan ... plakalı Doğan SLX oto ile ... plakalı Tempra SXA marka otomobillerin çalıntı olduklarını
bildikleri halde ellerinde bulundurdukları, söz konusu otoları kendi çabaları
ve akrabaları aracılığı ile satma girişiminde bulundukları, otolar ele
geçirildiğinde belgelerinin sahte olduğunun anlaşılması üzerine yapılan soruşturma
sonucunda fiillerinin sübuta erdiği gerekçesiyle Devlet memurluğundan
çıkarıldığı, aynı fiilden dolayı yapılan ceza yargılaması sonucu Elazığ 2.
Asliye Ceza Mahkemesinde E:1996/177, K:1999/95 sayılı kararıyla delil
yetersizliğinden beraatine hükmedildiği ve bu kararın
temyiz edilmeyerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, dava dosyası ile soruşturma
dosyasının ve soruşturma dosyasında bulunan ifadelerin birlikte incelenip
değerlendirilmesi sonucu davacının disiplin hükümleri bakımından üzerine atılı
fiili işlediği sonucuna ulaşıldığı, 657 sayılı yasanın yukarıda belirtilen 131.
maddesine göre de, memurun Ceza Kanununa göre mahkum olması yada olmamasının
ayrıca disiplin cezası uygulanmasına engel teşkil etmediğinden, dava konusu
işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.
... İdare Mahkemesi ... günlü, ... sayılı kararıyla
bir kamu görevlisinin, üzerine atılı disiplin suçu, ceza yasasına göre de suç
niteliğinde ise ve ceza yargılaması sonucunda suçun unsurlarının oluşmadığı ya
da suçun o kişi tarafından işlenmediği mahkeme kararıyla saptanmışsa, böyle bir
ceza mahkemesi kararının disiplin hukuku yönünden bağlayıcı olacağı, bu
itibarla adli yargıda beraat eden davacının üstüne atılı fiilin idari yönden de
işlendiği kesinlik kazanamayacağı kanaatine ulaşılarak davacı hakkında verilen
devlet memurluğundan çıkarma cezasında hukuka uyarlık bulunmadığını da
gerekçesine ekleyerek ilk kararında ısrar etmiştir.
Davalı idare işlemin 657 sayılı Yasanın ilgili
hükümlerine uygun olarak kurulduğunu belirterek kararı temyiz etmekte ve
bozulmasını istemektedir.
Danıştay Onikinci Dairesinin kararında belirttiği
üzere; 657 sayılı Yasanın 131. maddesine göre memurun ceza yasasına göre mahkum
olması yada olmamasının disiplin cezasının uygulanmasına engel teşkil
etmeyeceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden davacının disiplin
hükümleri bakımından memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz
kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğunun tespiti üzerine, Devlet
memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşıldığından verilen ceza
yerinde olup; dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararında
hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu nedenlerle davalı idarenin temyiz isteminin
kabulüyle ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E... sayılı kararının Danıştay Onikinci Dairesinin kararı doğrultusunda BOZULMASINA,
20.6.2003 günü oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-Davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına
ilişkin 25.9.1996 günlü işlem ile yoksun kaldığı parasal haklarının dava
tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle
açtığı davada; ... İdare Mahkemesince verilen ve Danıştay Onikinci
Dairesinin 14.5.2001 günlü, E:1999/3673, K:2001/2095 sayılı bozma kararına
uymayarak dava konusu işlemin iptaline, bu nedenle açıkta geçirdiği sürelere
ilişkin parasal haklarının davanın açıldığı 8.2.1997 gününden itibaren
hesaplanacak yasal faizi ile birlikte ödenmesine ilişkin ilk kararında ısrarına
dair bulunan 11.11.2002 günlü, E:2002/1581, K:2002/1424 sayılı kararı davalı idare
temyiz etmekte ve bozulmasını durdurulmasını istemektedir.
Bir kamu görevlisine isnat edilen disiplin suçu ceza
yasası kapsamında da suç niteliğinde ise ve ceza yargılaması sonucunda suçun
unsurlarının oluşmadığı saptanmışsa ceza mahkemesi kararının disiplin hukuku
yönünden dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Davacının disiplin cezası almasına neden olan olay
nedeniyle ... Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı, bu yargılama sonucunda
mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilmediği gerekçesi
ile beraat kararı verildiği anlaşıldığından İdare Mahkemesince verilen ısrar
kararının onanması oyu ile karara karşıyız. (İDARİ DAVA
DAİRELERİ.,
E. 2003/67; K. 2003/436).
1-
…Tam gün olarak toplam 20 gün devamsızlığı olmayan, ancak görevden uzak
kaldığı saatlerin toplamı 20 günü geçen bir memurun 657 sayılı Yasanın değişik
125'inci maddesinin E-d fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla
cezalandırılmayacağı Hk.Duraksama, 20 gün göreve
gelmemek durumu söz konusu olmamakla birlikte, özürsüz olarak geç gelmek, erken
ayrılmak suretiyle görevde bulunmadığı saatlerin toplanması yoluyla 21 gün
göreve gelmediği tutanaklarla saptanan bir memura 657 sayılı Yasanın 12.5.1982
günlü ve 2670 sayılı Yasayla değiştirilen 125'inci maddesinin birinci fıkrasının
E-d bendi hükmünün uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin bulunmaktadır. 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 12.5.1982 günlü ve 2670 sayılı Yasayla
değiştirilen 125'inci maddesinin birinci fıkrasında, "Devlet memurlarına
verilecek disiplin cezalan ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve
haller şunlardır" denildikten sonra, göreve devamsızlıkla ilgili
bentlerinde, özürsüz ya da izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak,
görev yerini terk etmek eylemlerinin uyarma cezasını, özürsüz olarak bir ya da
iki gün göreve gelmemenin aylıktan kesme cezasını, özürsüz ve kesintisiz 3-9
gün göreve gelmemenin kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını ve nihayet E-d
bendinde, "özürsüz olarak, kesintisiz 10 gün ya da bir yılda toplam 20 gün
göreve gelmeme"nin Devlet memurluğundan çıkarma
cezasını gerektirdiği hükme bağlanmış; maddenin ikinci fıkrasında ise disiplin
cezası verilmesine neden olmuş bir fiilin ya da halin cezaların sicilden
silinmesine ilişkin süre içinde yinelenmesinde bir derece ağır ceza
uygulanacağı belirtilmiş bulunmaktadır. Görüldüğü gibi, 125'inci maddenin E-d
bendinde özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev
yerini terk etmek uyarma cezasını gerektiren fiil ve hallerden sayılmıştır.
Ayrıca, aynı maddenin disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve halin,
cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde yinelenmesinde bir derece
ağır ceza uygulanacağına ilişkin hükmü gereğince, öngörüldüğü biçimdeki
yineleme halinde kınama cezası verilebilmektedir. İzinsiz ve özürsüz olarak
göreve geç gelme, erken ayrılma, görev yerini terk hallerinde. Yasanın
öngördüğü disiplin cezaları bunlardan ibarettir. Şu durumda, oluş veya ortaya
çıkış biçimleri ne olursa olsun, bu fiil ve halleri, Devlet memurluğundan
çıkarma cezasıyla cezalandırmak, ilk önce bu yönden Yasaya uygun düşmez. Öte
yandan, göreve geç gelme, erken ayrılma, görev yerini terk hallerinin cezası
böylece belirlendikten sonra, yukarıda belirtildiği gibi, göreve gelmeme
eylemlerinin cezası, gün olarak süresine göre, aylıktan kesme, kademe
ilerlemesinin durdurulması olarak belirlenmiş, "özürsüz olarak kesintisiz
10 gün veya bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek" için ise Devlet
memurluğundan çıkarma cezası öngörülmüştür. Görülmektedir ki, yasa koyucu göreve
geç gelme, erken ayrılma, görev yerini terk halleriyle, göreve gelmeme halini,
disiplin cezaları yönünden, farklı nitelikte kabul etmiştir. Şu hale göre,
göreve geç gelme, erken ayrılma, görev yerini terk hallerinin "göreve
gelmemek" hali sayılması ve sürelerinin toplanıp çıkan sonucuna göre, bu
hallerin göreve gelmeme hali için öngörülen cezayla cezalandırılması bu
bakımdan da olanaksızdır. Esasen, sözü edilen 125'inci maddenin E-d bendindeki,
"özürsüz olarak kesintisiz 10 gün veya bir yılda toplam 20 gün göreve
gelmeme" ibaresinde yer alan "gün" sözcüğünden tam bir çalışma
gününün amaçlandığı, hükmün anlatım biçiminden derhal ve açık olarak
anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, tam gün olarak toplam 20 gün devamsızlığı
olmayan, ancak görevden uzak kaldığı saatlerin toplamı 20 günü içeren bir
memurun 657 sayılı Yasanın değişik 125'inci maddesinin E-d fıkrası uyarınca
Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılamayacağı mütalâa
kılınmakla dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 15.12.1983 gününde oybirliğiyle
karar verildi. (D.l. D., E. 1983/309; K. 1983/323).
2-
Başbakanlığın kılık kıyafetle ilgili 20.09.1980 tarihli
genelgesine aykırı olarak bina içinde başı örtülü olarak görev yapan aday
memurun memuriyetle bağdaşmayan bu davranışı nedeniyle görevine son
verilebileceği hk.(D.5.D,03.11.1982,K:82-9856,E:81-1706)
3-
Polis memuru olarak görev yapmakta iken görevini kötüye
kullanmak suçundan dolayı, mahkumiyetine karar verilen ve cezası ertelenen
davacının, alınan kararın temyiz
edilmesi üzerine fiilinin ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu gerekçesi
ile ve kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla bozulması üzerine, idarece, 657
sayılı Yasanın 48/A-5 ve 98/b maddesi uyarınca görevine son verilmesine ilişkin
işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı hk.
Görevi kötüye kullanmadan verilen cezanın yargıtayın
bozması sonucu irtikap suçuna dönüşmesi nedeniyle polis memurunun görevine son
verilmesi işlemi hukuka uygundur.
İsteğin Özeti: Dava, polis memuru olan davacının işlemiş
olduğu irtikap suçundan dolayı hükümlülüğü nedeniyle 657 sayılı Yasa`nın 48/5 ve 98/b maddeleri uyarınca görevine son
verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Van İdare Mahkemesi`nin 30.03.1995
günlü ve E: 1994/1079, K: 1995/142 sayılı kararıyla; 657 sayılı Yasa`nın 48/A-5. maddesinde, memuriyete alınacaklarda aranılan
şartlar arasında tecil edilmiş olsa bile irtikap suçundan hükümlü bulunmamak
şartının yer aldığı, anılan Yasa`nın 98/b maddesinde
ise, bu şartlardan herhangi birisinin memuriyet sırasında kaybedilmesi halinde
memurluğu sona ereceğinin hüküm altına alındığı, dava dosyasının
incelenmesinden anlaşıldığı üzere, ... Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli
iken 01.01.1992 tarihinde işlemiş olduğu rüşvet almak ve pasaportta sahtecilik
suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi`nin 27.10.1992 tarih ve E: 1992/27, K: 1992/272 sayılı
kararı ile memuriyet görevini kötüye kullanmaktan TCK`nun
240/2. maddesi gereğince 6 ay hapis, 60.000 TL ağır para cezası ve üç ay
süreyle memuriyetten mahrumiyet cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, hapis
cezasının para cezasına çevrilerek, neticede 960.000 TL ağır para cezası ile üç
ay süreyle memuriyetten mahrumiyet cezasıyla mahkumiyetine ve cezasının
teciline karar verildiği, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi`nin 30.03.1993 günlü, E:
1993/980, K: 1993/1313 sayılı kararıyla, davacının fiilinin ikna suretiyle
irtikap suçunu oluşturduğundan bahisle, suçun niteliğinin değiştirildiği, ceza
miktarı yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla söz konusu kararın
bozulduğu, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin Yargıtay bozma kararına uyarak vermiş
olduğu 09.11.1993 günlü, E: 1993/147, K: 1993/267 sayılı kararıyla, davacının
sabit görülen ikna suretiyle irtikap suçundan dolayı, Yargıtay bozma ilamında
kazanılmış hakların saklı tutulduğu belirtilmiş bulunduğundan, 960.000 TL. ağır
para cezası ve üç ay süreyle memuriyetten mahrumiyet cezasıyla
cezalandırılmasına ve cezasının teciline karar verildiği, kararın kesinleşmesi
üzerine davacının görevine son verildiği, bu durumda, Yargıtay 5. Ceza Dairesi
tarafından davacının suçunun niteliğinin değiştirilerek irtikap suçuna
dönüştürüldüğü, buna yönelik davacının kazanılmış haklarından söz edilmediği,
sadece ceza miktarı yönünden kazanılmış hakların saklı tutulduğunun hüküm
altına alındığı gözönünde bulundurularak davalı
idarece irtikap suçundan mahkumiyeti nedeniyle 657 sayılı Yasa`nın 48/5 ve 98/b. maddeleri uyarınca davacının görevine son
verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava
reddedilmiştir.
Davacı, hakkında verilen ilk mahkeme kararıyla, görevini
kötüye kullanmak suçundan dolayı ertelenen cezasının, kendisine memuriyet
görevine devam etme hakkını sağladığını, bu hakkın Yargıtay`ın
bozma kararına uyarak mahkemenin vermiş olduğu karar ile yok edilemeyeceğini,
bunun kazanılmış hak kavramı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini öne
sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen
incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti: Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun
olduğu ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.
maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi M.K.`nın
Düşüncesi: İdare mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule
uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından anılan
kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı E.K.`nın Düşüncesi:
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine
uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler
karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle idare
mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Türk milleti adına hüküm
veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği
düşünüldü: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu
ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.
maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Van
İdare Mahkemesince verilen 30.03.1995 günlü, E: 1994/1079, K: 1995/142 sayılı
karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek
bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın
ONANMASINA, 30.10.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (Danıştay 12.Daire Esas No:1995/9561 Karar No:1997/2500)
4-
Aynı kurumda çalışan, fakat amir-memur ilişkisi olmayan bir
kişiye fiili tecavüzden dolayı davacıya, 657 sayılı Yasanın 125/E-f maddesine
göre devlet memurluğundan çıkarma cezası verilemez. (Danıştay 10. D.23.10.1990 Esas:1989/2100; Karar:1900/2297)
5-
…….Müdürlüğü yardımcı hizmetler sınıfında santral memuru
olarak çalışan davacının,başını örtmesi nedeniyle belirlenen yasa ve hukuk
hükümlerine aykırı davranan davacıya öncelikle eyleminin karşılığı olan 5/g
maddesi uyarınca uyarma cezası verilmesi gerekirken,11/a maddesi kapsamında bir
eylem tespit edilmeden doğrudan bu madde uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası
verilerek,davacının eyleminin bu madde kapsamında değerlendirilmesinde hukuka
uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin yürütülmesinin
durdurulmasına ilişkin karara itiraz üzerine,itiraz edilen kararla ilgili
dosyada bulunan davacının …..yazılı ifadesi ve sözlü ifade tutanağının
incelenmesinden,davacının uymak zorunda olduğu kuralları bilmediği veya bu
konuda uyarılmadığı için değil,kıyafet yönetmeliğinde yer alan kuralları
benimsemediği,görev mahallinde başı açık görev yapmayı kabul etmediği,ileriye
yönelik olarak da aynı şekilde davranacağı ve yönetmeliklerde yer alan kıyafetle ilgili kurallara uygun
davranmayacağını açıkça ifade ettiği ve aynı davranışını sürdürdüğü
anlaşılmaktadır.
Bu durumda uyarma cezası verilmesini gerektiren
davranıştan farklı olarak, uyulması gereken kuralları biliyor olmasına
rağmen,ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumun huzur,sükun ve çalışma düzenini
bozmak biçiminde gerçekleşen davranışlarını ısrarcı bir biçimde sürdüren
davacıya kamu görevinden çıkarılma cezası verilmesi uygulamasında mevzuata
aykırı bir yön görülmemiştir. (Danıştay
İdari D.D.Gn.K.07/05/1999 Y.D.İtiraz No: 1999/229)